Sağ sol meselesi

Atilla Yayla
Atilla YaylaYeni Şafak Gazete Yazarı
01:00, 16/11/2013, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Sağ sol meselesi

Nasıl açıklanabileceğini merak ettiğim bir vaka var: Neden sağ topluca mahkûm edilirken sol topluca yüceltiliyor? Neden insancıllık, merhamet, özgürlük, adâlet, demokrasi gibi olumlu çağrışım yapan değer, durum ve talepler sadece soldakiler tarafından değil, solda olmayanlar tarafından bile tekelci biçimde sola mal ediliyor? Neden hiç kimse "sağcıyım" diye ortalarda gezinmezken birçok aydın, gazeteci, akademisyen "solcuyum" diye böbürleniyor? Neden hiç kimse, "sağcı geçinen", "sahte sağcı", "kendini sağcı sanan" gibi ifadeler kullanmazken, soldakilerin saçmalıkları, hataları, dogmatiklikleri, anti–demokratlıkları onları soldan ve solcu olmaktan ayrıştıran ifadelerle sol çizginin dışına atılıyor?

1789 Fransız Devrimi sonrasında doğan sağ – sol kavramsallaştırmasının hem başından itibaren tek boyutlu olduğunu hem de son yüzyılda iyice anlamsız hâle geldiğini düşünüyorum. Değişime karşı veya taraftar olma açısından bakıldığında, zamana ve mekâna bağlı olarak, sosyalistlerin - komünistlerin değişim karşıtı, muhafazakârların değişim taraftarı olduğu durumlar tespit ediyoruz. Bu yüzden, değişime karşı olana sağcı, taraftar olana solcu demek anakronik bir yaklaşım. Benzer şekilde, solun ve sağın zorunlu toplumsal tabanlarının olduğu fikri de çok sağlam durmuyor. Bu bakışa göre yoksulların, fakirlerin solcu olması ve sol partilere oy vermesi, varlıklı kesimlerin sağcı olması ve sağ partilere oy vermesi lâzım. Gel gör ki hayat bu teoriyi yalanlıyor. Dünyadaki çoğu sosyalist fikir ve eylem öncüsü aristokrat, zengin ailelerden çıkmış. ABD"de solcu demokratların en hararetli destekçileri orta üst gelir grubuna giren beyaz yakalılar, akademisyenler ve sanatçılar. İngiltere"de on yıllardır muhafazakâr partiye oy veren işçi aileleri mevcut. Türkiye"de zenginlerin yoğun olduğu muhitlerin sakinleri daha çok solcu CHP"ye oy veriyor. Bu yüzden İ. Küçükömer"in "Türkiye"de solcular sağcı, sağcılar solcu" sözü hem anlamsız ve hem de yine bir sol yüceltmesi yapar mahiyette.

İtiraf etmek zorundayım ki, sol intelijansiya söylem üstünlüğünü uzun süredir elinde tutuyor. Ama, ciddî bir fikir tartışmasına girildiğinde solun çoğu çizgisi dökülüyor. Felsefeci M. Hocutt solun retoriğinin Rousseau"dan kaynaklandığını ve solu her zaman insancıl, merhametli, hoşgörülü, demokrat muhaliflerini ise tam tersi özelliklere sahip gösterdiğini söylüyor. Oysa, bir teorinin ilan ettiği hedefler yanında yöntemleriyle de değerlendirilmesi gerekir. Başka bir deyişle, ne yapılmak istendiği kadar nasıl yapılmak istendiği de önemlidir; hatta daha önemlidir. Zengin pratiği göz önüne alındığında sol demek şu veya bu amaçla topluma çeşitli seviyelerde merkeziyetçi müdahale, toplumun devlet eliyle dönüştürülmesi çabası, sivil topluma ait alanlara devlet tarafından el konulması demektir. Kuşkusuz, merkeziyetçi müdahale eğilimi sağda da vardır ve solun bazı türleriyle sağın bazı türleri bu bakımdan çakışır, ortaklaşır. Ancak, sol, aşırı formlarında, sağın her türlüsünden daha büyük totaliterizm yaratmıştır.

Devletçilik solun ve sağın tüm renklerinde bir derece meselesi olarak var. Faşistler de devletçidir, sosyalistler de. Faşistler devleti kişi kültü veya ulus efsanesi sosyalistler ise ideoloji ve amaçlar üzerinden yüceltir. Sonunda her ikisi de aynı kapıya çıkar; baskı, zulüm, cinayet, özel hayatın iptali, sivil toplumun budanması. Solcuların solu tüm insanî değerlerle ve demokratlıkla özdeşleştirmesi de, solda olmayanların solu otomatikman demokrat sayması ve bu çerçevede meselâ CHP"yi solda görmemesi veya "sahte solcu" diye etiketlemesi de gülünç. Lenin, Stalin, Mao, Pol Pot... Bunların hepsi sosyalistti. Hangisi demokrattı? Hangisi serbest ve yarışmacı seçimlerle iş başına geldi? Hangisi muhalefetin fiilen ve resmen var olmasına izin verdi? Siyasî muhalefeti şiddet kullanarak yok eden, bireyleri ve kitleleri şiddet ve açlıkla tedip ve terbiye edenler bu adamlar değil miydi? Aynı adamlar sivil toplumu budayıp, toplumu bir demir cendereye sıkıştırmadı mı?

Eğri oturup doğru konuşalım. Nasıl ki sağ denilen yelpazede insan hak ve özgürlüklerine saygısız, anti–demokrat renkler ve duruşlar varsa, sol denilen yelpazede de hak ve özgürlükleri tanımayan, anti-demokrat, totaliter renk ve duruşlar var. "Solun adam olması"nı isteyenlerin toplu sol güzellemeleri yapmak yerine, solun despotik, totaliter renklerini mülayim, liberal demokrasiyle uzlaşan çizgiden (sosyal demokrasiden) ayırması ve ilkini kınayıp dışlarken ikincisini teşvik etmesi gerekir.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026