Toplum olarak açıklanması zor bir manzara arz ediyoruz. Her defasında yüreğimiz daralıyor, ama yine de haber kanallarını izlemekten alamıyoruz kendimizi. Ne oluyoruz?

Karısını aldatan erkekler, kocasını aldatan kadınlar; aile mahremiyetinin canına okuyan aile programları; gırtlağına kadar ahlaksızlığa batmış diziler, çocuk denecek yaşlarda suça bulaşmış evlatlarımız, fon krizleri, siyasî skandallar, bir kısım cemaatlere, tarikatlara olanlar…

İçişleri Bakanı Sn. Mustafa Çiftçi’nin haberlere yansıyan açıklamasına göre ülke içinde son 9 ayda 1.741 operasyon yapılmış. Bu operasyonlarda 625 suç örgütü çökertilmiş; 8 bin 170 kişi tutuklanmış. Bunun, buz dağının görünen yüzü olduğunu söylemeye gerek yok.

Hangi alana yönelseniz bir yozlaşmayla, bir kokuşmuşlukla karşılaşıyorsunuz. Toplum adeta çürüyor ve İçişleri Bakanımızın verdiği istatistik bu gerçeği kulaklarımıza çakan bir alarm zili adeta…

İbn Haldun toplumların dönüşümü, daha doğrusu “yozlaşması” konusunda son derece önemli tesbitlerde bulunur. Ona göre lüksün ihtiyaca dönüşmesi ahlakî çözülmenin temellerinden birini oluşturur. Modern teori “ekonomi”yi, “sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları karşılama sanatı” olarak tanımlarken tam da problemin merkezine parmak basıyor. Toplumda refah seviyesi hem yatay hem de dikey olarak yayılıp yükseldikçe “ihtiyaç” tanımı da değişiyor. Günün sonunda gelirle gider arasındaki makas kaçınılmaz olarak açıldıkça “daha çok kazanma” güdüsü “değerler”e baskın geliyor ve ikinci aşamada “kolay yoldan daha çok kazanma/yükselme” güdüsü herşeyin önüne geçiveriyor.

İbn Haldun yozlaşmanın bir diğer sebebini –yukarıdaki noktayla bağlantılı olarak– “teref” kavramıyla tesbit ediyor. “Lüks” ya da “konfor” olarak tercüme edebileceğimiz bu kavram hayatın merkezine bir kere oturdu mu, insanı hep daha çok kazanmaya ve daha konforlu yaşamaya şartlandırır. İnandığını yaşamayı bırakıp yaşadığına inanmaya başlama süreci de böylece bir “hayat felsefesi” olarak tebellür eder. “Profesyonelleşme” arızası da tam bu noktada kendini gösterir. Bu noktaya ulaşmış insanın inancının, ideolojisinin, etnik ya da kültürel kökeninin hiçbir önemi yoktur. Sağcı ya da solcu, dindar ya da seküler olmak, nerede, hangi maskenin takılacağıyla ilgili bir meseledir artık. Kişi bu alanlarla münasebetini “profesyonel bir meşgale” ya da “hayatını kazanma vasıtası” olarak devam ettirirken “özel hayat”ında tamamen farklı bir profil çizer ve bunu “kaçınılmaz bir gereklilik” olarak görür..

İbn Haldun’un bizim gibi “kendine yabancılaşmış” toplumları en fazla rencide edecek tesbiti ise belki de şudur: “Mağlup, galibi taklit etmeye her zaman düşkündür.”

Biz ki, tarih boyunca hiçbir zaman sömürge olmamış bir toplumuz. Bu doğruysa şu “Batılılaşma” sevdası nedir? Bu sevda değil midir yaşadığımız “yabancılaşma” durumunn kaynağı? Tanzimat’tan itibaren yönümüzü Batı’ya çevirtmeye ahdetmiş kesimi anlıyoruz. Peki ama kendisini “müslüman” olarak ifade edenlere ne oluyor? Müslümanız, ama Batılı gibi yaşama sevdasındayız. Oysa ne biz Batı’ya mağlup olduk, ne Batı bize galip oldu. Öyleyse bu onmaz çelişkiyi nasıl açıkalayabiliriz?

Sanırım anahtar kavram “Profesyonelleşme.” Bu “şey”e göre bir yandan müslüman kalarak aynı anda Batılı gibi yaşamak mümkündür. Batılı gibi olmakla müslüman kalmak birbirinin alternatifi değildir. Yani namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek… hayata kapitalist pencereden bakmaya engel değildir! Aksini iddia edenler hayatın realitesinden kopmuş ütopiklerdir!

Efendimiz (s.a.v)’in yeminli/tekitli bir ifadeyle “Sizden öncekilerin ardından gideceksiniz” ihbar-ı nebevîsiyle çağlar ötesinden ihtar ettiği işte tam olarak budur! Ve burası tam da merhum Üstat Sezai Karakoç’un “Masal” adlı şiirinde anlattığı durumun resmidir. Yaşadığımız hal, tam olarak türlü beklentilerle Doğu’dan Batı’ya giden ve fakat gittiği yerde her biri ayrı bir ibretlik hikâyeyle “kaybolan” 6 kardeşin her birinin serencamının müşahhas isbatıdır.

Sahi, o şiirde yedinci kardeşe ne olmuştu?

Hayırlı cumalar…

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026