Dil, kültür hayatının en güçlü yapısını oluşturuyor. Özellikle "yapı" kavramını kullanıyorum. Heidegger"in ifâdesiyle "içine fırlatıldığımız dünyâ" dil ile kuruluyor. Yani, bir dil-dünyâya doğuyoruz.

Dili, çoğu kez araçsal düzeyde algılar, bir "dil konuştuğumuzu" zannederiz. Oysa felsefeci Wittgenstein, dil-dünyâyı anlatabilmek, bir yapı olarak dilin onu konuşan insandan bağımsız, hattâ ona baskın olan niteliğini vurgulamak adına bu ilişkiyi tersine çevirir ve " insan dili değil; dil insanı konuşur" der.

Bizi konuşan dil küçüldükçe biz de küçülürüz. O fakirleştikçe, biz de fakirleşiriz. Türkçe bunun tipik örneğidir. Modernleşme târihimizin en büyük ve geri çevrilmesi çok zor olan tahribâtı dilde gerçekleşmiştir. Elbette modernlik, eski dünyânın, ayrıcalıklılara özgü incelmiş dillerini taşıyamaz. Dilde sâdeleşme her şeyden önce kapitalizme özgü iş ve işlemlerin selâmeti adına, târihsel bir gereklilik olarak doğmuştur.

Dilde sâdeleşme, mutlaka bir fakirleşme doğurmaz. Özellikle modern edebiyatlar, ikili bir işlev görmüş; dili bir yandan sâdeleştirirken; diğer yandan da zenginleştirmişlerdir. Kadim ince dillerin çözülmesi yoksayıcı olmaktan ziyâde düzenleyici ve yeniden yapılandırıcıdır. Modernleşme târihimizin ilham kaynağı olan Fransa"daki devrim bile dile saldırmamış, hatta mesajlarını bu dilin incelikleri içinde vermiştir. Genellikle yapılan, içinde teolojinin yapılandırıldığı, bir anlamda en soyut kavramların stoklandırıldığı Lâtince ile artık ulusal dil olarak algılanan günlük hayatta avâmın konuştuğu dilleri, lehçe farklılıklarından arındırarak sentezlemekten ibârettir.

Sâdeleşmenin tasfiyeye dönüşmesinin örnekleri yok değildir. Meselâ bir aralar Almanya bu konuda tuhaf adımlar atmış, bir "öz" Almanca yaratmak adına bir dizi tasfiyeye girişmişti. Ama bu kısa sürdü ve etkili olmadı. Türkiye"de ise sâdeleştirme işine gölge düştü. Meselâ Tanzimat edebiyatının en güçlü kalemleri bu işe tâlip olmadılar. Edebiyat-ı Cedide tam tersi bir yol izleyerek, ağdalı bir Osmanlıca''yı kurmaya soyundu. Edebiyat çevrelerinin bu sapması, daha sonrasında ideolojik olarak telâfi edilmeye çalışıldı. Sâdeleştirme işi abartıldı ve Osmanlı geçmişinden kurtulmak adına tasfiyeciliğe dönüştü.

Britanya Kraliçesi, bir dünyâ dili olduğundan hiç kimsenin şüphesi olmayan İngilizce''nin iftihar konusu edildiği bir dil toplantısına katılmış, mutluluğunu ifâde eden bir konuşma yapmıştı. Bu konuşmayı ilginç kılan husus, kapsamında, herkesin öğrenmek için can attığı İngilizce"nin anavatanında yaşamaktan doğan bir kibirlenmeye asla yer verilmemesidir. Kraliçe ince ifâdelerle ; "Ne mutlu bana ki; anadilim, dünyâda konuşulan bütün dillerden kelimeler alarak zenginleşmiş bir dildir. İngilizce ile kıvanmak, işte asıl bunun içindir" diyordu.

Osmanlıca''nın aslında bir tür Türkçe; Diyâr-ı Rûm"un Türkçesi olduğu maalesef anlaşılamadı. Dil konusunda ağır kompleksler yaşadık. Bu kompleksleri ideolojik kavgalarımızda kullandık. Biz 78"lilerin bu konularda traji-komik hatırâları vardır. Sonuçta öztürkçe adı altında halktan kopuk garip bir dil yaratmayı başardık. Âzerbaycan"da bir edebiyatçı bana, sitemkâr bir ifâdeyle; "Türkiye"de basılmış bir Yûnus divânını rahat rahat anlıyorum. Ama bu divâna giriş yazısı yazan kişinin Türkçesini bir türlü sökemiyorum" demişti.

Zihinsel dünyâmda elbette siyâsetin bütünüyle aşıldığı bir özlem yatıyor. Ama siyâsal aklın imkânlarının, târihin biriktirdiği ve alabildiğine karmaşık kıldığı insanlık sorunlarının yatışmasında görece bir fırsat sunduğunun da farkındayım. Siyâsal akıl hiç değilse ekonomik akla göre daha yüksek bir kavrayışı ifâde ediyor. Ama, dildeki eksiklikler siyâsette bir başka sorunlu alanı belirliyor. Siyâsal akıl tutulmalarının, ifâde kısırlığıyla alâkalı olduğunu düşünüyorum. Sürdürülebilir siyâset, sürdürülebilir siyâsal iletişime bağlıdır. Değilse, sâdece yakıcı duygularla, uygar iddialı siyâsetleri sürdürmek mümkün gözükmüyor. Bu duyguları, elbette yok etmeyen, ama soğutan bir akıldır siyâsal akıl.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026