Avrupa’da ne oluyor? İsyan hali nereye gidiyor? Plan dahilinde mi, yoksa kader mi?
Güney Kore piyasalarında ne olduysa, Türk piyasalarında ne oluyorsa, Avrupa’da da o oluyor. Sistemde yahut sokakta fark etmez. Mesele kumarın piyasaya karıştırılmış olması ya da yolsuzların cirit atması yahut da okulların durumu… Hiç fark etmez. Bu plan değil, kader.
Dikkat ediniz, kapitalizmin kurumları ayaklar altına alınıyor. Doğu kapitalizminde farklı Batı kapitalizminde farklı etkilerle başladı.
1990’da komünizm yıkıldı. O gün yeni dünya düzeninin başladığı söylendi. Ama gerçek bu değildi.
Önce komünizm yıkıldı, şimdi kapitalizm yıkılıyor.
Kapitalizm emeği, üretimi ve toplumsal meşruiyeti finansa ve olagarklara kurban ettiği için yıkılıyor.
Ve yeni dünya düzeni henüz başlıyor. Gerçek bu.
Herkes yeni düzene geçemeyecek yalnız. Kimi tarihe yazılıp öylece kalacak.
Yeni düzene geçebilenlerse iki temel paradigma etrafındaki kutuplarda toplanacak. Birincisi teknolojiyi emeğin hizmetine vermeyi benimseyen ülkelerden oluşacak. İkincisi ise teknolojiyle emeği ikâme etmeyi benimseyenlerden…
Başta ikinci kazanıyor sanılacak ama sonunda kazananın emek olacağını herkes görecek. Slogan olarak değil. Temel iş ve yetenekleri koruyanlar en sonunda kazanacağı için.
Yalnız ister birinci kutup etrafında olsun ister ikinci kutup, yeni dünya düzenine geçiş süreci çok maliyetli olacak. Güçlü ve hayli karmaşık bir finansman ihtiyacı doğacak.
Peki, Türkiye kendi yeni dünyasını nasıl finanse edecek?
Açıkçası ben epeydir sürdürdüğüm bir kampanyayı fon krizi başladıktan sonra kendimce geliştirdim ve takip etmeye devam ediyorum. Ve sessiz olsalar da bu kampanyanın geniş bir çevresi olduğunu da biliyorum.
Kampanyamın konusu ise İslami finans…
Evet, biz İslam ekonomisi ve finansı çalıştık. Ama gökten bir ilhamla değil. Ya da alelade bir zamanlamayla değil. Hiçbir araştırma alanı heveslerden doğmaz. Biz İslam ekonomisi ve finansını çalıştık çünkü kapitalizm yıkılıyordu.
Kapitalizm yıkılmayacak olsa İslam ekonomisi ve finansı da ekolleşmeyecekti. İlgisi olanların kendi yazıp kendi okuduğu bir çalışma alanı olarak kalacaktı.
Bugün dünyada ve özellikle Körfez’de dünyanın en güçlü sermaye ekosistemlerinden birisi inşa ediliyor. Bu ekosistemin bir parçasıyız ama daha güçlü konumlanmamız lazım.
Daha güçlü konumlanmak için bir katılım finans kanunu yapmalıyız. İslami finansı, bankacılıkla sermaye piyasası arasında çok ideal bir yerde, faizden de kumardan da en uzak noktada konumlandırıcak bir katılım finans kanunu yapmalıyız.
Sermaye piyasalarımız göz göre göre küçültülüyor bugün. Bankacılıkla bir gelecek finanse etmekse hiç mümkün olmadı. Dediğim gibi bize has da değil bu durum.
Bunlar geleceği finanse etme kapasitelerini kaybetti. Dünyayı kumarhaneye ya da koca bir tefeci gezegenine çevirdiler. Toplumların aleyhine oligarklar doğurdular.
Neyle karşı karşıya kaldıklarını bilmiyor insanlar ama endişe duymaları gereken bir şeylerin onları beklediğini anlayabiliyorlar. O yüzden sistemi yıkıyorlar.
Biz, sistemin yıkılmasına karşın geleceği finanse edebileceğimiz, yanlış akıp duran kaynakların doğru akışını sağlayabileceğimiz bir mekanizmayı kurmuş olanlardanız. İyi kötü bir katılım finans sistemimiz var. İslami finanstan başka şansımız da yok.
Ekopolitik bağlam da böyle gelişiyor. Avrupa’nın Akdeniz’de karşımızda konumlanması, Mekke Anlaşması, Bedir İttifakı hep bu bağlama dair.
Katılım finans ile oyunu değiştirebiliriz. Yatırımımızı hep Batı finansal sistemine yaptık. Artık devam edemeyiz. Kendi medeniyetimize yatırım yapmaya, kendi medeniyetimizin finans mimarisini inşa etmeye başlamalıyız.
Katılım finans kanunu Meclis gündemine alınana kadar kampanyama devam edeceğim. İster ihtiyacı görenler sessiz kalmaya devam etsin isterse tüm dünya aleyhime dönsün.
Fon krizine giden yolu hazırlayan bu kanunun eksikliğiydi. Devekuşu gibi kafamızı kuma sokmaya devam edemeyiz.
Her krize bir kanunla tepki veriyoruz. Fon krizinden sonra krize tepki olarak yaptıklarımızın bir faydası yok. Krizin cezası gibi mevzuat çalışmaları bizi kurtarmaz. Bembeyaz bir sayfa açabilmek için gereken düzenleme katılım finans kanunudur.
Katılım finans, bankacılığın faizsiz kopyası olmaktan çıkıp emeği, teknolojiyi ve üretimi ortaklıkla finanse etmeye başladığı gün oyunu değiştirecektir.
Başka hiçbir gündemi böyle büyük tonajlarla taşımıyorum. Hepsi boş. Herkes birbirine sallamaya başladı. İşler çirkinleşiyor. Basra harap…
Gene de bugün yapacağımız bir hamle geleceği kurtarabilir.
Bu işi kotarırsak katılım finans kanunu tasarruf sahibinin hakkını, kurumların sınırını ve finansın üretken istikametini daha uzun sürecek bu krizin bitmesini beklemeden belirleyip geleceğin finansmanının anayasası olacak.

