Kahramanmaraş’ın kendine has birçok özelliği var ama bana göre öne çıkan dört temel özelliği var; Ede’si, Firik’i, dondurması ve şairleri.
Maraşlılar birbirlerine, tanıdık olsun ya da olmasın, sevgi, saygı ve samimiyet belirtisi olarak “ede” veya “edem” (kardeşim, ağabeyim) diye hitap ederler.
Maraş Tarhanası ve Firik, Türkiye’nin en özgün tarhanasıdır ve Avrupa Birliği (AB) tescillidir. Dövme buğday ve süzme yoğurdun kekikle pişirilip hasırlara serilmesiyle yapılır. Tam kurumamış, nemli ve yumuşak haline “firik” denir ve çerez gibi tüketilir.
Maraş dövme dondurması, şehrin dünya çapındaki simgesidir. Ahır Dağı’ndaki keven otlarıyla beslenen keçilerin sütü, şeker ve yabani orkide köklerinden elde edilen salebin zırhla dövülmesiyle üretilir.
Edebiyat’ın yedi güzel adamı da bu şehirden. Mihriban’ın şairi Abdurrahim Karakoç da.
*
Kahramanmaraş ekonomisinin lokomotif gücü sanayi üretimi gibi gözükse de değil aslında; Bu şehrin en büyük gücü halkın kendisi.
Sanayicisi ile esnafı ile halkı ile depremin getirdiği fiziksel yıkımı tek yürek olarak geride bırakmayı başarmış.
Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KASİAD) genç yeni nesil yöneticileri çalışanları konteynerlerde toplayıp üretime devam ettiklerini ve uzun vadeli kayıp yaşamadıklarını söylüyorlar.
Konut sorunu halledilmiş. Geçici evler kalkmış.
Şehrin büyük kısmı ovadan Ahır Dağı’na yapılan yeni evlere taşınmış.
Şehrin en çok neye ihtiyacı var?
Altyapıya.
Yüzde 100 kapasiteli çalışan fabrika yok ama bu depremle ilgili değil, daha çok küresel ekonomik sorunların artması ve ülke çapında yaşanan ekonomik sıkıntılardan kaynaklanıyor.
Savaşın ve pandemiden sonra bir türlü düzelmeyen küresel ekonomik krizlerin etkisiyle Avrupa ve Ortadoğu pazarı daralmış, siparişler azalmış.
Deprem sonrası ekonomik duruma dönülmüş
Sanayide düşen istihdam kaybını inşaat karşılamış.
Bütün bunlara rağmen KASİAD’ın yeni nesil yöneticileri karamsar değil gerçekçiler.
Klasik iş adamları gibi ağlamanın, sürekli sorunları dile getirmenin çözüm olmadığını biliyorlar.
Suyun akışını görüyor ve buna uygun çözüm yolları arıyorlar.
Mevcut sıkıntılı durumda suçlu aramak yerine kendilerine düşen ödevlere yoğunlaşmak gerektiğini düşünüyorlar.
“AVM’de çalışmak fabrikada çalışmaktan daha cazip ise gençleri rahatına düşkün diye suçlayamayız. Fabrikalarda çalışanlara daha fazla molalar daha keyifli bir ortam sunmak lazım” diyorlar.
Gençleri sanayiye çekmek için fabrikaların madden ve manen cazibesini artırmanın yollarını arıyorlar.
*
6 Şubat 2023 depreminin hemen ardından birkaç ay içinde pek çok tesis üretime dönmeyi başarmış.
Sanayiciler yıkılan iplik, kumaş, tekstil ve mutfak eşyası tesislerini yeniden inşa etmiş.
Depremin ardından yaşanan büyük göç dalgası tersine dönmüş.
Deprem öncesi dönem ile günümüz arasındaki toplam nüfus farkı yalnızca 31.000 civarında.
Sanayi tesislerinde küresel talep daralması nedeniyle yaşanan kısmi istihdam kayıpları, şehirdeki yeniden inşa faaliyetleri sayesinde dengelenmiş.
Sanayide boşa çıkan iş gücünü büyük ölçüde inşaat sektörü istihdam etmiş.
Kahramanmaraş ekonomisinin kalbi olan metal mutfak eşyası (çelik tencere vb.) sektöründe, özellikle sadece Mısır’a ihracat yapan küçük ve orta ölçekli üretim atölyeleri, Mısır hükümetinin gümrük vergilerini çok yüksek seviyelere çıkarmasıyla büyük darbe almış ve bu atölyelerin neredeyse tamamı kapanmış.
*
İsmine layık olan bu şehir, tekstilden çeliğe, kağıttan gıdaya kadar uzanan çok geniş ve entegre bir imalat ağına sahip.
Kahramanmaraş, ipliğin yüzde 50’sini Türkiye’deki paslanmaz çelik mutfak eşyası üretiminin yaklaşık %60-70’ini tek başına karşılıyor.
*
Maraş’ın işgal edildiği kurtuluş savaşı öncesi dönemde Türk kadınının peçesine uzanarak taciz eden düşman askerini tek kurşunla öldüren hem imamlık hem de sütçülük yapan Sütçü İmam ile Cuma namazına gelen cemaate “işgal altında iken Cuma namazı kılınmaz” diyerek camiden dışarı halkı mücadele etmeye çağıran Ulu Caminin imamı Rıdvan Hoca gibi kahramanların şehri, 6 Şubat 2023 yılındaki depremde de edeliği ile ayağa kalkmayı başarmış.
İç ve dış kaynaklı ekonomik krizle de şikayet etmeden mücadele etmesini öğrenmiş.

