Suriye"de kanayan insanlık

Atilla Yayla
Atilla YaylaYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 05/09/2013, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
Suriye"de kanayan insanlık

Suriye"de 21. Yüzyıl"ın şimdiye kadarki en ağır trajedisi yaşanmaya devam ediyor. Her gün yüzlerce insan kaçınılması mümkün bir iç savaşta can veriyor, yerinden yurdundan oluyor. En son çok sayıda çocuk kimyasal silahlara kurban edildi. İslam Dünyası, Demokratik Dünya ve uluslararası toplum katliamları seyrediyor. Çok laf az iş üretiyor.

Suriye"de yaşananlar birbirinden tamamıyla farklı şekillerde yorumlanabiliyor. Çözüm önerileri de bu yorumlara göre değişiyor. Ne olacak, bu dram nasıl sona erecek veya erdirilecek? Daha özgül olarak Türkiye ne yapmalı veya yapmamalı? Türkiye"nin Suriye politikası nerelerde isabetli nerelerde hatalı?

Her şeyden önce vakaya doğru teşhis koymalıyız. Suriye ne bir işgale, ne de başka bir ülkenin saldırısına uğradı. Ne oluyorsa özü bakımından ülkenin iç dinamikleri yüzünden oluyor. Benim gördüğüm, iç savaşın ana sorumlusu mevcut rejim. Esed ve adamları ülkeyi tedricî bir reform sürecine sokarak demokratik ve eşitlikçi karılma dayanan bir sistemin yolunu açmadı. Bu istikametteki taleplere silahla cevap verdi. Bu otoriter rejimin sindirilmiş toplum kesimleri bir noktada korku duvarını aştı ve cevap vermeye başladı. Şimdi ülke iki kampa bölünmüş vaziyette. Bir tarafta orduyu kontrol eden rejim diğer tarafta ona karşı mücadele eden bir koalisyon. Savaş uzadıkça iki tarafta yer alan toplum kesimleri arasındaki düşmanlık ve nefret de koyulaşıyor ve bunlar belki de ilerde bir arada yaşayamayacakları bir ruh hâline itiliyor.

Suriye"de insanî müdahalenin bütün şartları var. Her tür silaha sahip bir ordu zayıf ve dağınık muhalefetin toplumsal tabanına ölüm yağdırıyor. Tüm insanî değerleri çiğneyerek katliamlar yapıyor. Muhalefet de çeşitli unsurları içinde barındırıyor. Muhalif silahlı gruplardan bazıları rejiminkilerle yarışabilecek vahşet tablolarına imza atıyor. Bu böyle sürerse tarihin en büyük vahşetlerinden biri yaşanmış olacak. Bu duruma İslam Dünyası"nın ve demokratik blokun seyirci kalmaması lâzım. Zira, olan biten Suriye"nin bir iç meselesi değil, bir insan hakları meselesi. Dünya eninde sonunda müdahale etmek zorunda kalacak. Müdahale geciktikçe insanî kayıplar ve maddî tahribat artacak.

Kimyasal silahlarla kesine yakın ihtimalle rejim tarafından yapılan katliam en azından buna cevap verme çabalarını artırdı. Kimyasal silahın yol açtığı ölüm manzaraları insanı dehşete düşürmekle beraber bu talihsiz ülkede insanî müdahale şartları çok daha öncesinde ortaya çıkmıştı. Ülkelerin iç politikaları, özellikle ABD"deki durum, uluslararası müdahaleyi geciktiriyor. Ancak, müdahale etmemenin bu ülkeleri Suriye"den doğacak uluslararası problemlerden kurtaramayacağı açık. Diğer taraftan bir müdahalenin nasıl olacağı ve sonrası da tartışmalı. Bence yabancı askerlerin Suriye topraklarına girmesi yanlış. Zaten buna ihtiyaç da yok. Muhalefet aslında çoğunluk. Yapılması gereken muhalefeti rejimle eşit savaşma gücüne kavuşturacak silah desteği sağlamak. Bosna tecrübesi gösterdi ki, savaşan taraflar arasında ağır bir dengesizlik olduğu sürece tarafları bir masada buluşturup anlaştırmak çok zor.

Demokratik Dünya sadece savaşın sonlandırılmasını değil, sonrasında hiçbir kesimin -özellikle azınlık durumundaki Nusayri nüfusun- hiçbir güvenlik endişesi yaşamayacağı, eşit insan haklarına sahip olacağı ve siyasî süreçlerden dışlanmayacağı bir siyasî yapılanmanın ortaya çıkmasını da gözetmek zorunda. Bunu yapabilmesi için de müdahil olması şart. Hem hiç karışmayıp hem de savaşı muhalefetin kazanması –ki bu eninde sonunda olacak– durumunda yeni rejimin nitelikleriyle ilgili ahkâm kesmeye hakkı olamaz.

Türkiye"nin Suriye dış politikasının genel olarak doğru olduğu kanaatindeyim. Türkiye sorunu ne yaratan ülke ne de tek başına çözebilecek güç. İstese de istemese sorundan etkilenecek coğrafî konumda. Uluslararası toplumu harekete geçirmek için çabalamaya, göçmenlere kapısını açık tutmaya ve muhaliflere destek sağlamaya devam etmeli. Belki de revize etmesi gereken tek şey dış politika dili. Türkiye taleplerini ve Esed rejimi eleştirilerini daha az ve daha alçaktan dile getiren bir söylemi benimsemeli. Daha çok iş yapmalı ama daha az ve daha dikkatli konuşmalı.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026