18 Kasım 1978. Bir "modern cult" olan Halkın Tapınağı hareketinin kurucusu olan Jim Jones, medya baskısından bunalıp cemaatini Amerika"dan Guyana"ya taşıyalı neredeyse bir yıl olmuş. Son birkaç aydır durmadan "toplu ölüm provası" yaptırıyor müritlerine.
O akşam, "görev artık bizden alındı" cümlesiyle başlıyor konuşmasına. Cemaatte keskin bir şaşkınlık söz konusu... Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor herkes. "Hayır, bizi bırakamazsın, görev bitemez" çığlıkları yükseliyor. Aldığı ilaçların etkisiyle kafası bi milyon halde olan Jones, "söz, başka bir yerde buluşacağız. Ölüm şereftir. Bu, bugün ölecek herkes için büyük bir gösteridir" cümleleriyle bitiriyor "vaaz"ını.
Bu "vaaz"ın ardından, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 900"den fazla mürit, siyanür ve başka yöntemlerle topluca intihar ediyor. Kafasına tek kurşun sıkan Jim Jones dahil.
Bu, burada bir dursun.
Uzaktan uzaktan meraklısıyım bu "modern cult" denen tuhaf akımların. Binlercesi var bu "gelenek dışı ve tek adam tarafından yönetilen" yeni dini hareketlerin.
Genellikle Hıristiyanlıktan bozma olarak karşımıza çıkan bu tip oluşumların, Budizm, Hinduizm ve hatta İslam gibi dinlerden bozulanları da mevcut elbet.
Bir "modern cult"ın olmazsa olmazları var. Bunlardan ilki ve en önemlisi "siz nereden bileceksiniz ki" cümlesi. Hakikati, olması gerekeni ve olacakları sadece "oluşumun manevi lideri" bilir. Oluşumun lideri, cemaat içerisinde oluşturduğu "havas"a bilmeleri gereken hakikatleri, gerektiği kadar anlatır. Cemaatin tabanından beklenen ise "kayıtsız şartsız itaat"tir. Çünkü zaten ismet sıfatıyla mücehhez olan liderden küçücük bir hata bile sadır olmaz.
"Kendilerine gömülü" olmayı ve kibri çok sever bu tip oluşumlar. "Diğerleri" ya böcektir, ya da görevi/hizmeti engellemeye çalışan düşman. Kendilerinden başka hiç kimsenin hiçbir önemi yoktur. Kendilerinden başka insanların yaptığı şeylerse tamamen batıldır. Çünkü zaten en baştan "görevin/hizmetin gerektirdiği o eşsiz donanıma" sahip değillerdir. "Diğerleri", hakikati, görevi, hizmeti anlamaya yanaşmayan kalın kafalı insanlardır. Kendileri ise "kurtuluşa kesin olarak erişmiş zümre." Bu konuda tek bir tereddütleri yoktur.
Görev/hizmet işi ise her oluşumda değişse de, mutlaka mevcudiyetin devamı için yaşamsal bir önemdedir. Bu görev bazen "kıyameti yakınlaştırmak için uğraşmak", bazen "dinleri birleştirmek", bazen "okul açmak" bazen de "tarla sürmek"tir. Görev/hizmet için her türlü araç, zaten amacın bizatihi kendisi olmuştur. Değil mi ki amaç kutsal ve yaşamsaldır, araç da kutsal ve yaşamsaldır. "Kutsal amaç" için her türlü günahı rahatlıkla işleyebilecek bir zihinsel yapıları vardır.
"Takiyye", standart prosedürdür. Değil "dışarıdaki aldanmışlara", kendi içlerindeki "avam"a karşı bile takiyyenin dibini bulurlar.
Bu tip oluşumların dünyadaki neredeyse bütün örnekleri "şehre yakın bir kırsalda" konuşlanırlar. Çitlerle çevrili, iyi gözetlenen, iyi korunan yerlerdir buralar.
Bir de, bu oluşumların hemen hepsinde "uzay" ve "uzaya dair kavramlar" dolaşımdadır sürekli. İspat edemem, ancak bunun "büyüklük ve üstünlük iddiası" ile bağlantılı olduğunu düşünürüm hep.
Gelelim lider prototiplerine. Genellikle hitabetleri ve insan ilişkileri çok etkili, etraflarındaki müritler/bağlılar tarafından "manevi etki alanı çok yüksek" olarak konumlandırılan adamlardır bunlar. Pek çoğu psikiyatrinin konusudur. Kişisel yaşam öyküleri çok kayda değer değildir. Bir öğretmen, bir din adamı, bir çiftçi olabilirler. Ancak bu liderlere hayatlarının belirli bir noktasında mutlaka "görev/hizmet" işi "manevi bir uyanışla" verilmiştir. "Lider", rüya ya da vahiy gibi kanallarla mutlaka tanrı ve peygamberlerle sürekli iletişim halindedir. Liderin bulunduğu ya da işaret ettiği yere gelen peygamberin, havarinin haddi var, hesabı yoktur. "Hatasızlık pozu"nun tamamını bu "bağlantı mavrası"na borçludurlar.
Bu yapılarda liderler o denli güçlüdür ki, tıpkı Jim Jones"un yaptığı gibi, tek işareti ile bağlılarına ölüm emri verebilirler. Hatta Jim Jones"un "mürted" bir müridinin ifadesiyle "onu o kadar çok seviyor ve önemsiyordum ki anne babamı öldürmemi emretse gözü kapalı yerine getirirdim" noktasına getirebilirler bağlılarını.
En önemlisi de şu bilgi sanırım. Bu tip oluşumlarda "mehdiyet" ve "mesihyanizm" olmazsa olmaz şarttır. Cemaatin lideri ya mesihtir, ya mesihin geleceği tarihe kadar görevlendirilmiş mehdidir, ya da mehdi müjdesidir. Ya da daha iyisi, hem mehdi müjdecisi, hem mehdi, hem de mesihtir. "O ipe tutunan" kesin olarak kurtuluştadır. Buna inanmayanın ise vay haline.
"Modern cult" liderlerinin tarihte "ben mehdiyim" diye bayrak açmış diğer hıyarlardan tek farkları bunu "son derece sofistike" şekilde yönetebilme becerileridir. Ve evet, "mehdi"nin ya da "mesihin" ölümlü olduğunun anlaşıldığı an "kristal küre" tuzla buz olur genelde. Kendini "yeni bir lider üzerinden" sürdürebilen "modern cult", istisnaidir.
Ne diyordu Lebron James: "Mesihsen sadece kendi adamlarını değil, bizi de kurtar da mesihliğinin bir anlamı olsun bro!"
Başlıklar :

