22 Ekim’de Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını takip edeceğiz. Elbette şimdiden kesin bir kanıya varmak zor ancak son dönemdeki enflasyon gelişmeleri ile talepte belirgin yavaşlamaya neden olan fon krizinin etkilerini göz önünde bulundurursak faiz indirimi konusundaki beklentilerin arttığını ifade etmek mümkün görünüyor.
Eylül ayı enflasyonu beklentilerin oldukça altında geldi. Aylık enflasyon %1,84 olurken yıllık bazda enflasyon uzun bir aradan sonra ilk kez %30’un altına düşerek %29,73 oldu. Böylelikle Kasım 2021’den bu yana yani 57 ay sonra yıllık enflasyonun %30’un altına düşmesi ile psikolojik bir eşik de aşılmış oldu. Ayrıca dezenflasyonun ulaştırma grubu hariç genele yayıldığını da görüyoruz. Ulaştırma grubunda ise küresel etkilerin var olduğunu not edelim. Hürmüz krizi hem petrol fiyatlarını yükseltiyor hem de akaryakıt fiyatlarındaki marjların artması enflasyonist baskıları artırıyor. Ekonomi yönetiminin eşel mobildeki adımları akaryakıt fiyat artışlarını sınırlıyor olsa da küresel fiyatlamaların etkisi maalesef içeride enflasyonist olmaya devam ediyor.
Diğer yandan gıda enflasyonundaki düşüş ile eğitim grubundaki sınırlı artış da enflasyonun %30’un altına gerilemesine katkı sağlamış durumda. Bununla birlikte iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini de gözlemliyoruz. Tüketici kredilerindeki ivme kaybı giderek belirginleşirken Eylül ayının ortasından itibaren başlayan fon krizinin de iç talepte ciddi yavaşlamaya neden olduğunu ifade etmek mümkün. Ayrıca fon krizi sonrası yapılan pek çok değerlendirmede bu yıl için ekonomik büyüme tahminlerinin de önceki tahminlere görece olarak aşağı yönlü revize edildiğini görüyoruz.
Fonlardan çıkan paranın önemli bir bölümünün TL mevduat olarak bankalara yöneldiğini görüyoruz. Toplam mevduat içinde TL payı %61,5 seviyelerinde. Bu iyi haber zira fon krizi sonrası döviz ya da yastık altı altın talebinin korkulan seviyede olmaması işleri kolaylaştırıcı bir etkiye sahip.
Elbette dövize hiç yönelim olmadı da diyemiyoruz. Belirli ölçüde yabancı çıkışı da var. Fon krizi başladığı günden itibaren Merkez Bankası rezervlerinden 11 milyar dolarlık satış olduğunu görüyoruz.
Tüm bu gelişmelerden yola çıkarak 22 Ekim’deki PPK toplantısında faiz indirimi için yeterli alanın açıldığını ifade edebiliriz. Bana göre çok önceden başlaması gereken faiz indirimlerinde gecikmiş durumdayız. Bu bakımdan bu toplantıda 200 baz puanlık indirim için alan olduğunu değerlendiriyorum. Ancak Merkez Bankası’nın son yaşanan gelişmeleri de göz önünde bulundurarak 100 baz puanlık ihtiyatlı bir indirimi gündeme alma ihtimalini daha güçlü görüyorum.
Fakat en az faiz indirimi kadar önemli olduğunu düşündüğüm bir konu daha var. Her ne kadar hafta içinde KOBİ kredileri için ilave bir alan açılsa da ticari kredilerin genelinde de ilave bir büyüme alanı açılması gerektiğini yeniden hatırlatmakta fayda var. Ticari kredilerdeki aylık büyüme sınırının da yukarı yönlü gözden geçirilmesi gerekiyor. Zira yaşanan fon krizinden etkilenen çok sayıda işletme olduğuna yönelik tespitler var. Ayrıca söz konusu fonların önemli bir kısmının reel sektörün ihraç ettiği sukuk ve bonoların müşterisi olduğunu da unutmayalım. Önümüzdeki dönemde temerrüde düşen sukuk ve bono haberini daha fazla duymak istemiyorsak reel sektöre nefes aldıracak likidite adımlarını da mutlaka atmalıyız.

