İyi haberlere kaldığımız yerden devam ediyoruz: Bulgaristan’ın başkenti Sofya’nın sokaklarında yıllarca eski püskü kıyafetlerle dilenen Dobru Dobrev, dışarıdan bakıldığında yardıma muhtaç sıradan bir evsiz gibi görünüyordu. Her gün köyünden Sofya’ya 20 kilometre yürüyerek gelir ve kiliselerin, sokakların köşesinde sessizce mendil açardı. Yıllar sonra bir gazeteci hikayesini merak etti, Dobri Dede hakkında küçük bir araştırma yaptı ve bu araştırmasının neticesinde çok şaşırtıcı bilgilere ulaştı. Yüz yaşını aşkın bu adamcağız, devletten aldığı 80 euroluk emekli maaşıyla zor da olsa geçiniyor, dilenerek topladığı paranın tek bir kuruşuna bile dokunmuyordu. Topladığı bütün parayı çevredeki yetimhanelerin masrafları için bağışlıyordu. Dobri Dede, 2018 yılında hayata veda ettiğinde hâlâ bağışlarına devam ediyordu.
Sırada Hindistan’dan bir başka yaşanmış hikaye var, günümüzden bir Ferhat ile Şirin hikayesi: Dashrath Manjhi, Hindistan’ın ücra bir köyünde yaşayan yoksul bir işçiydi. Köyü ile en yakın hastane arasında kayalık bir dağ vardı. Bu dağı aşmak ya da etrafından dolaşmak için en az 55 kilometrelik bir yolu aşmak gerekiyordu. 1959 yılında eşi Falguni Devi, bu dağlık yolda düşerek ağır yaralandı. Hastaneye zamanında yetiştirilemediği için Dashrath’ın kollarında hayatını kaybetti. Dashrath yaşadığı bu derin acı neticesinde bir karar verdi, eline bir çekiç ve keski alarak her gün işten arta kalan zamanlarında o dağı oymaya başladı. Köylüler onun delirdiğini düşünüp alay ettiler, ancak onu yaptığı işten vazgeçiremediler. Tam 22 yıl boyunca kayaları elleriyle kırıp parçalayarak dağın ortasından 110 metre uzunluğunda ve 9 metre genişliğinde bir yol açtı. Bu sayede köy ile hastane arasındaki yol 55 km’den 15 km’ye düştü. Dashrath Manjhi 2007 yılında hayata veda etti ve devlet töreniyle toprağa verildi.
Sıra Çin’den bir hikayede:
Yangtze Nehri Köprüsü, dünyada intihar vakalarının en sık yaşandığı noktalardan biri olarak biliniyor. Sıradan bir lojistik işçisi olan Chen Si, 2003 yılından beri her hafta sonu motosikletiyle bu köprüye gidip devriye geziyor. Köprünün kenarında bekleyen çaresiz insanlarla konuşup onları dinliyor, kendi kiraladığı küçük bir evde onlara kalacak yer ve sıcak yemek vererek psikolojik destek sağlıyor. Chen’in, hiçbir karşılık beklemeden gösterdiği bu çabalarıyla bugüne kadar 400’den fazla insanı intihar kararından vazgeçirdiği ifade ediliyor.
Her yıl Uluabat gölündeki bir balıkçıyı ziyarete gelen leylek Yaren’e benzeyen bir hikâye de Brezilya’dan: 2011 yılında Brezilyalı emekli duvar ustası João Pereira de Souza, sahilde petrole bulanmış ve ölmek üzere olan bir Macellan pengueni buldu. Onu evine götürdü, tüylerini temizledi, günlerce elleriyle besledi ve iyileşince tekrar denize saldı. Ancak ‘Dindim’ adını verdiği bu penguen onu hiç unutmadı. O günden beri Dindim, her yıl Arjantin kıyılarından yaklaşık 8.000 kilometre yüzerek João’yu ziyarete geliyor. Yılın sekiz ayını kendisini kurtaran bu adamın evinin bahçesinde geçirip, üreme mevsiminde tekrar denize dönüyor.
Amerika’ya geçelim şimdi de: Pittsburgh’da yaşayan Albert Lexie, geçimini ayakkabı boyacılığı yaparak sağlayan kendi halinde bir adamdı. 1981’den itibaren haftanın iki günü yerel bir çocuk hastanesinin koridorlarına gidip doktorların ve hasta yakınlarının ayakkabılarını boyamaya başladı. Kazandığı tüm bahşişleri ‘çocuklar iyileşsin’ diyerek hastanenin yardım fonuna attı. 2018 yılında vefat ettiğinde, sadece 5 dolarlık ayakkabı boyama bahşişlerini biriktirerek kimsesiz çocukların tedavisi için tam 202 bin dolar bağışlamış olduğu ortaya çıktı.
Görüldüğü üzere dünyada iyilikler hükmünü yürütmeye devam ediyor ama kötü haberler sürekli gözümüze sokulduğu halde, böyle iyilik haberlerini ancak bir yerlerden arayıp bulmamız gerekiyor. Bu negatif yüklemelerin modern medya düzeninin bir başka çarpıklığı olarak farkında olmamız gerekiyor.

