Alevilerin önünde iki yol var
00:00, 27/10/2010, ÇarşambaG: Güncelleme: 01:00, 27/10/2010, Çarşamba
Yeni Şafak
Alevilerin önünde iki yol var
Aleviler bir yol ayrımında. Bu yol ayırımının bir kenarında mevcut statükoya destek dururken, diğer yanda Alevilerin demokratlaşması ve Türkiye'nin değişimine katkıda bulunmaları var.
Aleviler ve siyaset konusunda sıkça yazan biri olarak; özetle Alevilerin çoğunluğunun siyaseti yeterinci iyi okuyamadıklarını yazıyorum.
İlk olarak bazı verileri sıralayalım.
1. Alevilerin büyük bir kısmı siyasal olarak kendilerini solda tanımlıyorlar,
2. Alevilerin büyük bir kısmı CHP'ye oy veriyorlar,
3. Aleviler bu siyasal duruş ve siyasal tercihlerine rağmen heterojenler,
4. Alevileri kamusal alanda temsil eden vakıf ve derneklerin temsilcileri öncelikli hedefleri Alevi kimliği üzerinden siyaset yapmak.
5. Birde siyaseten sessiz Aleviler var ki, bunlar yeterince kendi seslerini duyuramıyorlar.
Şimdi de Alevilerle ilgili bazı tarihsel ve toplulumsal gerçekleri tartışalım.
1. Aleviler Osmanlı döneminde kimlik nedeniyle millet sistemi içinde hiyerarşinin en altında yer almış ve zulüm görmüşlerdir.
2. Cumhuriyetin kuruluşu ile devlet katında geçmişe göre göreli olarak teveccüh görmüşlerdir.
LAİKLİĞİ KİM KORUYACAK
3. Ancak yeni Cumhuriyetin Alevilere atfettiği rol, “kurucu sınıf”ın sahiplendiği ve kurduğu kimliğin toplumsal meşruiyetini sağlama işlevinden öteye geçmedi. Ve Alevilere atfedilen bu rol, devletin kimlik temelli bütün krizlerinde “Cumhuriyetin ve laikliğin koruyucusu” klişeleri ile cepheye sürüldü. Bu açıdan Alevilik ve Aleviler, devlet için “ideolojik aygıt”tan öte anlam taşımamıştır.
4. Burada şunu da ifade etmek gerekiyor, devletin ideolojik olarak Alevilere bakışı ile CHP'nin genel kurumsal kimlik olarak Aleviler bakışı farklı olmamıştır. Evet Cumhuriyetin ilk yıllarında Aleviliğe kimlik olarak değer verilmiş ama tek parti dönemini şekillendiren CHP, Aleviliği kamusal alanda dinsel/kültürel bir kimlik olarak hiçbir zaman kamusal alanda yer bulmamıştır, tanınmamıştır ve dışlanmıştır.
5. Bir başka yazının konusu olmak üzere tek parti döneminde sadece siyasette ve kamusal alanda değil, toplumu dönüştürmede önemli bir araç olan edebiyatta Alevilik açık biçimde dışlanmış ve ötekileştirilmiştir.
CEMEVLERİ VE GÖRÜNÜRLÜK
6. Alevilerin tekrar kamusal alanda görünür olmaları; İslami görünürlüğün artması karşısında yeniden kamusal alana sürülmeleri ile olmuştur. Özellikle 1980'lerin sonlarında bir anda Cemevleri'ne gösterilen ilgi ve teşvik, yine her sene yapılan ancak bazı dönemlerde Türk İslam'ı (halk İslamı) motifine ihtiyaç duyulduğunda devletin en yüksek mercilerinin katılımı ile gündeme gelen Hacı Bektaş-ı Veli anma etkinlikleri bu kamusallaşmanın aracı olmuştur. Bu durum Alevilerin kamusal görünürlük kazanması açısından olumlu, kazanma biçimi olarak olumsuzdur. Çünkü süreç Alevilerin değil devletin “aktör” olduğu bir siyasallaşma ile gerçekleşmiştir.
7. Sonuç olarak bu şekilde devletle kurulmuş olan göbek bağı, büyük ölçüde Alevileri kitlesel kimliksel olarak devlete bağladı ve özgür bir iç tartışmanın önünde engel olarak durdu.
ALEVİLERİN ÜÇ AÇMAZI
İşte tam bu noktada şu soru meşru hale geliyor; Aleviler bu açık ayrımcılığa rağmen neden hala CHP'ye oy vermekte, kendilerini laikliğin temsilcisi ve solcu olarak görmektedir? Açık ki, bu soru incelenmeye değer bir sorudur ve bunu sadece Alevilerin Atatürk sevgisi ile açıklamak da kolaycılıktan başka bir şey değildir? Bu Alevilerin yüzleşmesi gereken ilk sorun alanıdır.
Aleviler açısından ikinci nokta, “laik” algıların ve “laik Cumhuriyet” ile kurmuş oldukları ilişkidir. Laikliğin sadece din devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak açıklanması ve meşrulaştırılması, bugünün dünyasında laikliği açıklamaya yetmez. Çünkü laiklik, devletin toplumsal düzlemde var olan inanç/sızların kamusal alanda bir arada yaşatılabilmesi sorunudur. Bu ise tüm taraflara eşit uzakta olan ve aynı zamanda güçsüz olanları güçlü olan karşısında koruyan “hakem devlet” anlayışını zorunlu kılar.
Bu açıdan Alevilerin büyük bir kısmının İslami ve sağ partileri eleştirirken verdikleri örnekler, yani cemaat ve tarikatların bu partileri partileri desteklemesi, İHL'nin bu partilerin arka bahçesi olduğu şeklindeki söylemelerine dikkat etmelerinde fayda vardır. Çünkü, bir “sağ parti” temsilcisi çıkıp, “Cemevleri CHP'nin ya da bir başka partinin arka bahçesidir” derse buna Alevilerin teorik bir itirazı olamaz. Alevilerin “laikliğin bekçisi” olması kendilerine atfettikleri özcülükten başka bir şey değildir ve sorunludur.
Bu noktada Aleviler laiklik konusunda sadece devletin laik olmasını talep etmeleri en sağlıklı pozisyondur.
SİYASETİ ÖĞRENMEK
Son nokta ise baştaki sorumuzla doğrudan bağlantılı olan siyasettir. Alevilerin bugüne kadar geleneksel anlamda CHP ile kurmuş oldukları karşılıklı pragmatik ilişki sorgulanmalıdır. Bunun anlamı başta Cumhuriyetin kuruluş döneminin, Aleviler için yeniden okunmaya tabi tutulmasıdır. Yani Alevilerin kendilerine sırf Alevi oldukları için atfettikleri olumlu ve özcü nosyonların kritiğinin yapmalıdırlar. Bunun başında kendilerine atfettikleri, “solcu”, “ilerici” olduklarına dair özgüven gelmektedir.
Alevilerin bir yol ayrımında olduklarını görmeleri gerekiyor. Bu yol ayırımının bir kenarında mevcut statükoya destek dururken, diğer yanda Alevilerin demokratlaşması ve Türkiye'nin değişimine katkıda bulunmaları vardır. Alevilerin bireysel olarak demokratlaşması ise hem laiklik yorumu, hem de siyaset açısından bir çıkış şansı olabilir. Çünkü demokratlık; bireysel olarak kendini toplumsallığa mahkum eden, cemaatsel olarak kendini farklı cemaatlarin varlığına ve onlarla eş düzeyli ilişkiyi zorunlu kılar. Gerek bireysel gerekse cemaatsel düzlemde kurulacak bu eş düzeyli ilişki, kamusal alanda bir arada yaşabilmenin ortak kodlarının üretildiği ve her gün yeniden sınandığı bir birlikteliği zorunlu kılar. Bu eşdüzeyli ilişki yanı karşılıkla kabullenme, tartışma, anlama ve birlikte ortak bir gelecek kurma yani siyasetin kendisini ima eder.
Son olarak, sıkça ifade edildiği gibi Alevilerin gündelik hayatta yaşadıkları sorunların çözümünü salt yasal düzelmede yapılacak değişikle sınırlamak büyük bir hata olur. Çünkü Alevileri bugün geleneksel tercihlere, CHP'ye mahkum eden en önemli sorun hayatın her alanında uğradıkları ayrımcılıktır. Bu ise bize yeni bir tartışma alanı açıyor. Buda vatandaşlığı yeniden düşünmek ve yeni bir üst kimlik inşa etmekten geçiyor, Yani ortak bir Türkiyelilikten.
Başlıklar :
