Barış için son şans!
01:00, 26/02/2014, Çarşamba
Yeni Şafak

Gündem
Barış sürecinin ne kadar hassas dengeler üzerinde yürüdüğünü sanırım daha net görüyoruz. Daha önceki girişimleri bertaraf eden uluslararası derin yapılar bu kez 7 Şubat ile ve MİT''in yasadışı görüşmeler yaptığı bahanesiyle bu süreci durdurmaya çalıştılar. Tabii ki Cemaat eliyle.
Yeni MİT yasa tasarısında yer alan düzenlemelerin bir kısmı alt komisyonlarda yeniden düzenlendi, kırpıldı ve eleştirilere hedef olan noktalar giderildi. Başbakan''ın başkanlığında toplanması tasarlanan Koordinasyon Kurulu''nun MİT Müsteşarı başkanlığında toplanması kararlaştırıldı. Bunun dışında buna benzer birkaç önemli değişiklik de muhalefetin karşı çıkmasıyla tasarıdan çıkarıldı. Böylece Başbakan''a yöneltilen eleştirilerin de bir hükmü kalmadı.
MİT yasasındaki en kritik konu hiç şüphesiz 17 Aralık darbe girişiminin atası olma özelliği taşıyan 7 Şubat krizini doğuran sebeplerle ilintili. 7 Şubat darbe girişiminin temel dinamiği de Kürt meselesinin çözüm sürecinde MİT''in üstlendiği role ilişkin. Oslo ses kayıtlarının bugün paralel yapı dediğimiz Cemaat tarafından sızdırılmasıyla birlikte Hakan Fidan başta olmak üzere o görüşmelerde payı olan diğer kişilerin tutuklanma talebi, herkesin bildiği gibi Başbakan''a kadar uzanan bir darbe girişiminin ilk adımıydı sadece. Yasalara göre MİT sadece devlet kurumlarıyla görüşmeler yapabilirdi. Yine mevcut MİT yasasına göre PKK ile 35 yıllık savaşı bitirecek ve on binlerce insanın yeniden ölmesini engelleyecek görüşmeleri yapan Hakan Fidan yasadışı bir iş yapmıştı. Dolayısıyla bu yasalarla iç barışı sağlamak mümkün değildi. Cemaat savcıları da zaten bu yasaları bahane ederek barışa engel olma yoluna girişti. Buradaki esas hedef hem barış süreci hem de Başbakan''ın kendisiydi. 7 Şubat darbe girişiminin aktörü Cemaat''in hangi dinamiklerin parçası olduğunu anlamak için bundan önce barış süreçlerinin nasıl kesildiğini, hangi aktörlerle bertaraf edildiğini ve bu barış süreçlerinin önünün kesilmesinde hangi uluslararası güçlerin rolü olduğunu iyi görmek gerekir.
BİRİNCİ KOMPLO DÖNEMİ!
''Birinci komplo dönemi, Özal döneminde gerçekleşen komplodur. Ben buna çözüme karşı 1993 komplosu diyorum. Özal döneminde uluslararası bir gladyo vardı. Türkiye''deki gladyo da bunun içindeydi ve güçlüydü. Özal bu sorunu çözmek istiyordu, silahlı birliklerin bir yerde toplanmasını, ateşkesin olmasını benden istedi. Çözüm için onları kırmadım. Onlar bu şekilde çözümün gelişeceğini söylüyorlardı. O dönem bu fırsata bir şans tanımak istedim. Barış, ateşkes ilan ettik. Ateşkesten sonra gladyo devreye girdi. O dönem çözümü geliştirmeye çalışan Özal''a ve Eşref Bitlis''e karşı darbe yapıldı. Özal''ı götürdüler. Eşref Bitlis''i de götürdüler. Eşref Bitlis''in ekibini de dağıttılar.
O dönem bu gladyo Doğan Güreş, Tansu Çiller eliyle yürütüldü. ''93''teki ateşkesin bozulmasıyla birlikte 93-94''te dört bin köy boşaltıldı, on binlerce faili meçhul cinayet işlendi. Adeta bir felaket yaşandı. Bu NATO gladyosunun çözüme karşı geliştirdiği ilk darbedir.
KAÇIRILAN İKİNCİ ŞANS!
İkinci komplo dönemi ''97-98 döneminde yaşandı. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı bu mevcut savaşı sınırlandırma isteğindeydi. Erbakan döneminde çözüme yönelik girişimler oldu. Erbakan iyi niyetle bazı girişimlerde bulundu. O dönem Erbakan da Özal gibi, silahlı güçlerin bir yere toplanmasını, silahların susmasını ve bundan sonra çözüm için görüşmelerin yapılacağını, çözümün konuşulacağını söyledi. Ben onu da kırmadım. Ancak tekrar gladyo devreye girdi. Birinci komplo döneminde gladyonun başını çekenler Güreş-Çiller ekibiydi. Bu ikinci dönemde ise Türkiye''deki gladyonun başını çeken kişi Çevik Bir''dir. O dönem Doğan Güreş rolünü Çevik Bir oynadı. Çözüme şans tanıdım. Ancak Tansu Çiller''e bağlı istihbarat şefi Bülent Orakoğlu bizim bu görüşmelerimizi tespit etmiş, dinlemeye almış, daha sonra deşifre etti. Yine uluslararası gladyo devreye girdi. Bu dönemdeki çözüm arayışımız da bu şekilde komployla boşa çıkarıldı.
ÜÇÜNÇÜ KOMPLO DA BAŞARILI OLDU
Üçüncü komplo dönemi. 1999''da daha çok askeri ağırlıklı heyet gelip benimle o dönemde görüştü. O dönemdeki askerler tecrübeliydi, samimi gibiydiler. Onlardan birisi ''oyun büyük, bunu boşa çıkarmamız gerekiyor. Siz ülkeyi bölmek istemediğinizi belirtip şiddetten vazgeçerseniz, her konuyu konuşabiliriz'' dediler. Bunun üzerine ateşkes ve sınır dışına çekilme çağrım oldu ve gerillalar sınır dışına çekildi. Ecevit o dönemde bir şeyler yapmak istiyordu çözüme yönelik. Rahşan affı da bu nedenle düşünülmüştü. Gerillayı da kapsayacaktı. O dönemdeki heyetle olan görüşmelerimiz 2001''e kadar devam etti. Daha sonra bilindiği gibi tekrar NATO gladyosu Türkiye''deki gladyo ile birlikte devreye girdi. Ecevit''i tasfiye ettiler, onu da devirdiler, yere yığdılar, felç ettiler.''
Sanırım bu konuşmayı yapanın kim olduğunu söylemeye gerek yok. Bu notlar İmralı''ya ilk geldiği günden beri devletin, askerin, uluslararası güçlerin derin olan olmayan her kademesi ile karşılaşmış ve farklı süreçler yürütmüş Öcalan''ın konuşmaları. 17 Aralık sürecine hiç düşünmeden darbe diyebilen, bu sürecin siyaset mekanizmasına yönelik olduğunu net olarak söyleyen kişinin yani. Şimdi gelelim bugünkü bağlantılara ve Cemaat''in yer aldığı yeni sürece yani Öcalan''ın dördüncü komplo dediği döneme. Hep birlikte okumaya devam edelim.
YEŞİL GLADYO
''Dördüncü komplo dönemi ise yeni bir gladyoydu, yeşil gladyo! Daha önce buna yeşil komplo dönemi demiştim. Bu dönem diğer dönemlerden daha farklı gelişti. Bu dönemde hem siyasi operasyonlar, KCK operasyonları başladı hem de askeri operasyonlar. İkisi birlikte devreye girdi. Yani hem siyasi hem askeri operasyonlar eş zamanlı olarak yürütüldü. Tam bu gladyo komplo döneminde önceki dönemlerdeki gazetelerin yerini Zaman gazetesi aldı. Zaman üzerinden daha çok yapılmaya başlandı.''
23 Şubat 2013 görüşmesindeki İmralı''dan sızdırılan olay notlarda ise uluslararası gladyonun bir parçası olan cemaatin yaptığı 7 Şubat darbe girişimi gündemdeydi. ''Nihai tasfiye operasyonları yaptılar. Sayın Başbakan''ı buna inandıran ekip (2011''de) PKK''yi bitireceğiz'' dedi. 10 bin kişiyi (KCK) içeriye aldılar, Bu güç MİT''e de darbe planladı. Ben hemen devreye girdim, ''Bu darbedir'' dedim. Ergenekon''dan farkı yok. Başbakan MİT''e darbe yapılınca sıranın kendisine geldiğini gördü, Başbakan vatana ihanet suçundan tutuklanacaktı. (Durdu yeniden söze başladı) Genelkurmay Başkanı''nın (İlker Başbuğ''u kastetti) tutuklanması da budur. O güce Cevat Öneş ''darbe'' dedi. Bu yüzden ben devreye girdim, yardımcı olayım dedim. Kontrgerilla ABD merkezlidir. Yargı ve emniyeti ele geçirdiler. MİT askerlerden güçlü çıktı, savcı çağırdı gitmediler. Bana göre bir direniştir. Erdoğan bunların burnundan fitil fitil çıkarır. İnşallah diyelim.''
MİT YASASI
Barış sürecinin ne kadar hassas dengeler üzerinde yürüdüğünü sanırım daha net görüyoruz. Daha önceki girişimleri bertaraf eden uluslararası derin yapılar bu kez 7 Şubat ile ve MİT''in yasadışı görüşmeler yaptığı bahanesiyle bu süreci durdurmaya çalıştılar. Tabii ki Cemaat eliyle. Dolayısıyla barış görüşmelerinin en hassas zemini, Erdoğan''a darbe vurulabilecek en hassas noktası MİT. Dolayısıyla barış süreci MİT yasasının değişmesiyle sağlamlaşır.
MİT yasasındaki 6. maddeye eklenen a fırkasıyla ''Milli güvenliğin ve ülke menfaatinin gerektirdiği hallerde yerli ve yabancı her türlü kurum ve kuruluş ile tüm örgüt veya oluşumlar ile kişilerle doğrudan ilişki kurabilir, uygun koordinasyon yöntemlerini uygulayabilir'' ve J fıkrasında yer alan ''MİT mensupları görevlerini yerine getirirken ceza ve infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerle önceden bilgi vermek suretiyle görüşebilir, görevinin gereği terör örgütleri dahil olmak üzere milli güvenliği tehdit eden bütün yapılarla irtibat kurabilir'' maddesi barış sürecinin devamı için olmazsa olmazdır.
Başlıklar :