Ender bir kumaş: Atasoy Müftüoğlu
00:00, 07/06/2014, Cumartesi
Yeni Şafak

Gündem
Atasoy Müftüoğlu, pek tanınmayı, medyatik ve popüler olmayı sevmeyen, sessiz, sedasız ve münzevi bir hayat yaşayan nadide beyinlerden biri. İslami irfanın daha doğrusu bilincin dimağlarda yer etmesi, mizacın bir parçası haline gelmesi için elinden gelen hiçbir çabayı esirgememiş. İslami simalar içinde pek göze çarpmaz ancak has, kaliteli kumaştan anlayanlar yani dikkatli ve sancılı okuyucular onu çok yakından tanırlar. Ve onun, aynı zamanda birer edebi harika olan eserlerini, su misali yudum yudum, kana kana içerler.
Çağdaş İslami hareketin en ''vefalı'' yapıtaşlarından ve fikir mimarlarından biri. En meşhur ve güzide eseri: Vakti Kuşanmak. Diğer bütün eserlerinin bir özeti bu çalışma. Üstat, bu eşsiz eserinde günümüz dünyasında İslam''ın ruhunu sarsmadan, rencide etmeden, nasıl çağdaş bir açılım yapılabileceğinin örneklerini sunar bize. Bazı tehlikeli ve ölümcül taviz ve yaklaşımlara özellikle dikkati çeker.
PARADİGMANIN YİTİRİLİŞİ
Üzerinde ısrarla durduğu konu: sıhhatli ve sağlam bir itikat yani bilinç. Yazarımızı, en çok tedirgin eden, bilinç kaymaları, kaygan itikadi zeminler, entelektüel savrulmalar ve duruş zaafiyeti. Ona göre sağlam bir bilinç üzerine kurulmayan bir eylem, nicelik olarak ne kadar çok olursa olsun korkulur ki pek bir fayda vermez. İslami hareket adına hayati önemi haiz olan, işbu bilinç kazanımıdır. Çünkü batı karşısında gerileyişimizin daha doğrusu alçalışımızın biricik nedeni bu hayati bilincin kaybedilişidir. Yakın tarihimizdeki ve kısmen günümüzdeki İslami hareketlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ana nedeni bu zihni paradigmanın yitirilişidir.
Üstadın aşırı hassasiyeti onu, bütün cemaatlerin samimiyet ve itikatlarından şüphelenmeye, hepsini kuşkuyla karşılamaya kadar götürür. Bunun nedeni İslami cemaatlerin takındığı belirsiz pozisyondur. Siyasi ve sosyal parçalanmışlık görüntüsü üstadı, müzmin bir felsefi ümitsizliğe götürür. Bu bedbinlik hali, ''Furkan yazıları''nda daha net bir biçimde okunur.
Müftüoğlu, kendine has, orijinal ve sağlam bir bakış açısına sahip olmakla birlikte Seyyid Kutup, Mevdudi, Ercüment Özkan ve kısmen de Ali Şeriati''ye kaçan bir İslam okuyuşu vardır. Bu okuyuş tarzı ''siyasalı'' merkeze aldığından, İslami hareketin başarısını siyasal bir inkılabın zafer tacıyla mümkün olabileceğini kabul ettiğinden, daha doğrusu yaşanan bölgenin siyasi, sosyal ve itikadi realitesini önemseyip dikkate almadığından ve hadiseler, daima istenilen istikametin tersine gittiğinden, ümitsizlik ve inkisar-ı hayal kaçınılmaz oluyor.
İSLAMİ MİSYON
İlk zamanlar Mustafa İslamoğlu da aynı çizgide duruyordu ancak yaşanan bir sürü acıklı ve talihsiz olayın tesirinde kalmış olacak ki -daha doğrusu onlardan ders çıkarmış olacak ki- kendisini eski çizgi üzerinde yenileyip farklı bir açı geliştirmeye çalışır.
Ancak Müftüoğlu, kendi paradigmasına bütün içtenliğiyle inanıp sarıldığından pek değişme ve gelişme endişesi taşımaz. Kararlı ve kendisinden emindir. Bu takdir edilmesi gereken çok yüce bir duygu olmakla birlikte Kelim Sıddıki''nin uygun deyişiyle İslami misyonun tek başına taşıyıcısı olmaya yetmez. Üzülerek ifade edelim ki üstat, çağdaş İslami entelektüel zihnin yaptığı hataya düşmüştür. İslamı çok kesin, keskin ve katı bir ideolojinin çerçevesine yerleştirmek. Bu ceht mümkün olmadığına göre matem ve inkisar kaçınılmaz.
Başlıklar :