Tarihsel koku ile kültürel doku arasında bağımlılıkla mücadele

04:00, 14/10/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 05:24, 14/10/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Tarihsel koku ile kültürel doku arasında bağımlılıkla mücadele
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım

Toplumsal çürümeye yol açan, kadim şehirleri iğdiş eden, aileyi ve bireyi ifsat eden, kültürü yozlaştıran geçmişin kötü alışkanlıklarla bugünün ise bağımlılıkla mücadele denilen bu sorumluluğunu sadece Yeşilay’a bırakmamak gerekir.

Naman Bakaç - Yazar

Tarihsel kokusu ile kültürel dokusu derin olan şehirleri anlatmak bir hayli zor. Çünkü insanda hep bir eksiklik duygusu bırakırlar. Hele hele bu şehirler tarihe, topluma ve bireylere damgasını vurmuşsa, anlatım daha bir zorlaşır. Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir adlı eserinde; “Sade millet ve cemiyetlerin değil, şahsiyetlerin de mana ve hüviyetini tarihilik denen şey yapar” demesi ve ardından bir iç didişmeden dem vurması bundan olsa gerek. Batman’ın Hasankeyf ilçesi de on iki bin yıllık geçmişiyle görenlere bu tarihilik kokusu veren beldelerden biri.

Kitap bohçamızda şehir denilince sadece Tanpınar’ın Beş Şehir’i çıkmaz. Dünyaca ünlü yazar İtalo Cavino’nun Görünmez Kentler’i, Orhan Pamuk’un İstanbul’u ve Yıldız Ramazanoğlu’nun İçimden Geçen Şehirler’i de bu bohçada kendine yer bulur. Her biri kendi üslup ve meşrebince okuru adeta şehirlerin içinden geçirirler. Batman’ı ve özellikle de şehirle özdeşleşmiş on iki bin yıllık Hasankeyf’i içimden geçer gibi anlatmak, tarihiliğin ve kültürelliğin gölgesinde zor olsa da insanın hayal dünyasını da bir hayli zenginleştirir.

ÇÜRÜME DE UMUT DA HEP OLACAK

Batman denilince hemen herkesin bildiği iki husus olur: Hasankeyf ve petrol. Biri geleneği ve tarım toplumunu diğeri ise modernliği ve sanayi toplumunu imler. On iki bin yıllık gelenek, tarih, kültür ve tarım düzeni yerini modernliğe, sanayiye ve kent hayatına bırakınca beraberinde ister istemez trafikten çevre kirliliğine, paylaşımdan bencilliğe, mahalleden semte, ahilikten sanayi odalığına, cemaatten bireyselleşmeye, kendi özünden uzaklaşıp yabancılaşmaya değin bir yığın çürümeyi de heybesinde taşır. Yalnız bu heybenin içinde bireyselleşme ve yabancılaşma gibi çürük elmalar varolduğu gibi sağlıklı ve umutlu hayatlar bahşedecek sağlam elmalar da bulunur. Tıpkı rahmetli Akif Emre’nin dediği gibi “Çürüme de umut da hep olacak.”

Bireyselleşme ve yabancılaşma kendini giyim-kuşamdan tüketim tuzağına, kötü alışkanlıklardan beton evlere, çayevinden cafe-patisserilere kadar tebarüz ettirir. Ancak biz burada eskilerin kötü alışkanlıklar dediği şimdiler de ise bağımlılıkla mücadele denilen mevzuya kulaç atacağız. Yalnız bu kulacı yedi yüzyıllık bir geçmişe sahip Batman’dan değil on iki bin yıllık bir geçmişe sahip olan Hasankeyf’ten ilham alarak anlatmaya çalışacağız. Zira malum kötü alışkanlıklar pardon bağımlılıkla mücadele sadece kentte değil kadim ve kültürel beldelerde de sürdürülmesi gereken kaçınılmaz bir sorumluluk.

HASANKEYF: TARİHİ AVUCUNUZA ALDIĞINIZ ŞEHİR

Toprağın yavaş yavaş canlanarak buram buram koktuğu, ağaçların ise aheste aheste yeşile kendini bıraktığı ılık bir ilkbahar mevsiminde Batman Yeşilay olarak yolumuz 12 bin yıllık Hasankeyf’e kulaç atarak başladı. Beş bin nüfuslu, şirin ve küçük bir belde burası. Serinletici havayı içimize çekerek yol aldığımız Hasankeyf’e, kıvrım kıvrım şekillenmiş ancak geçmişinde gürül gürül coşan şimdiler de ise kendini salına salına akıntıya bırakmış Dicle Nehri’nin kenarından kıvrılarak bir tür ona arkadaşlık ederek ilerliyoruz. Karşı kıyıda Dicle’ye yüzyıllardır sırdaşlık eden yalçın kayalar sıralanıyor. Gözümüz ve ruhumuz Mezopotamya’nın iki kadim nehrinden biri olan Dicle’den geçerken belki kulaç atamıyoruz bu nehre, ancak o esintisiyle maviliğini yüzümüze vurarak adeta hoş geldiniz diyor. Şehrin içinden geçerken, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey anısına inşa edilmiş, kümbet şeklindeki sekizgen türbeye ilişiyor gözlerimiz. Heybetinden olsa gerek. Zeynel Bey Türbesi içimizden geçerken, Orta Asya mimarisini andıran heybetiyle Buhara ve Semerkant kümbetleri hayalimizde canlanıyor. Dedik ya tarihilik ve kültürellik “Amak-ı Hayal”e itiyor insanı.

1473 yılı Erzincan civarındaki Otlukbeli Savaşı’nda Osmanlı Padişahı ile Akkoyunlu Hükümdarı arasındaki savaşta Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey ölür. Babası, oğlunu yaptırdığı bu anıta defneder. Hasankeyf’e dair anlatılan binlerce hikâyeden sadece bir hikâye bu. Hasankeyf öyle kadim bir şehir ki düşünün sizi hem içinizden geçiriyor hem de tarihin tozlu sayfalarından, belleğinizden ve zihninizden. Bunu yapsa yapsa sizce kadim şehirler mi yapar yoksa gökdelenleri ve plazaları ile donatılmış kentler mi?

Hasankeyf caddelerinde, Yeşilay’ın kötü alışkanlıklar bugünkü modern dille bağımlılıkla mücadele için arabamızla İlçe Jandarma’ya giderken tarihi ve kültürü avucunuza almış gibi oluyorsunuz adeta. Çünkü tarihte bu topraklardan geçen medeniyet ve kültürler, krallar ve padişahlar, savaşlar ve fetihler sıralanacak olunursa tüm bunları bir satıra sığdırmak na-mümkün. Sümerler, Asurlar, Akadlar, Romalılar, Asr-ı Saadet, Emeviler, Abbasiler, Akkoyunlular, Artuklular, Eyyubiler, Osmanlılar ve bugünkü vatanımız Türkiye…

ÇÜRÜME KOKUSUNU YASEMİNLERE DÖNDÜRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Gördüğünüz gibi tek bir satıra sığmayan kadim kültürler ve medeniyetler içinden geçerken az önce belirttiğim gibi yabancılaşma, bireyselleşme ve çürüme girdabına kapılmış bireyleri bir nebze de olsa o illetlerden farkındalıkla kurtarmaya adayız. Biliyorum bunu çok iddialı ve kallavi bulabilirsiniz ancak Yeşilay da hem oldukça iddialı bir kuruluş hem de kadim bir kurum değil midir? Bu yüzden çürümenin göstergesi olan kumar-alkol-sigara-teknoloji bağımlılığı ile mücadele bir tercih değil bir sorumluluk, kerhenlik havasında yapılacak şey değil gönüllülük üzerine yapılası bir amel-i salihliktir. Bu sorumluluk duygusu ile Yeşilay ve YEDAM’dan uzman arkadaşlar şehri emniyete almış, huzuru kaim kılmaya çalışan Jandarma’ya, kadim medeniyetleri çürümeye ve yozlaşmaya iten kumar illetinden ve diğer bağımlı illetlerden bir nebze de olsa farkındalıkla kurtarmak için kolları sıvıyorlar. Bu kol sıvamayla; sorumluluk duygusu içindeki anlatımları ve gelen sorulara verdikleri cevaplarla hem güncel hem de tarihsel sorumluluklarını ifa ederek gönül rahatlığıyla ikinci adrese doğru yol alıyoruz.

Bu yol alışta arabamızın direksiyonu; Batman’da sıklıkla konuşulan, çarpık kadın-erkek ilişkilerinin yaşandığı söylenilen, aynı zamanda kumar-alkol-sigara-uyuşturucu ve teknoloji bağımlılığının da sık görüldüğü tekstil atölyelerinden birine kırılıyor. Sadece bir tekstil atölyesinde değil çoğu tekstil atölyelerinde bu çürümeden dem vurulur. Tekstil atölyelerinde çalışan işçiler; hem düşük ücretli hem de emek yoğun çalışmaktalar. Bu iki faktör, beraberinde yoksulluğu ve günümüzün ünlü felsefecisi Byung-Chul Han’ın dediği “Yorgunluk Toplumu” nu getiriyor. Yorgunluk, yoksulluk, ümitsizlik, karamsarlık ve biteviye saatlerce çalışmaktan dolayı çoğu bireyler maalesef kendini az evvel saydığım o kötü alışkanlıklara pardon dilim hep dönemediği için madde bağımlılığına vuruyor. Sahte mutlulukların yanında maalesef çürüme de kokuyor buralarda. Yeşilay’daki uzmanlarımız, tekstil atölyelerindeki bu bağımlıları az da olsa izole edecek performanslarını sergileyerek bu çürüme kokusunu yaseminlere dönüştürmeye çalışmaktalar.

Bu performans sergilemenin bitiminden sonra Artuklu ve Eyyubi kültürünü yansıtan taş binalarla örülü meskenler ve kamu kurumları arasında arabamız ilerlerken, taşra düzeninin sakinliği ve dinginliği önce yüzümüze bir serinlik sonra da ruhumuza bir ferahlık verir gibi oluyor. Ne de olsa sadece turistik değil kültürel dokusudur insana bu dinginliği veren. Acaba diyorum buradan geçen türlü türlü medeniyet ve kültürleri bilmeden Jandarma’ya, tekstil atölyesine yol alsaydım gözümde ve ruhumda bu olumluluklar olacak mıydı?

Sorularımız tabii ki olacak sorunlarımız da. Ancak asıl olan bu sorunlarla bitmek bilmeyen bir kararlılıkla mücadele etmek. Toplumsal çürümeye yol açan, kadim şehirleri iğdiş eden, aileyi ve bireyi ifsat eden, kültürü yozlaştıran geçmişin kötü alışkanlıklarla bugünün ise bağımlılıkla mücadele denilen bu sorumluluğunu sadece Yeşilay’a bırakmamak gerekir. Yoksa içimizden geçen şehirlerden önce bireyin özü ve toplumun özü kirlenir. Ardından şehirlerimiz. Sonrasında da medeniyet(imiz). Bu yüzden Yeşilay ve YEDAM, sadece içimizi değil şehrimizi de sağlıklı bir hüviyete kavuşturmaya aday nadide kurumlarımızdan. Kurumlar dostlar alışverişte görsün diye değil, artistlikle hiç değil sosyal medyanın ruhsuz sularında gezinerek ise hiç ama hiç değil ancak amel-i salihlerle doku(n)duğunda yol alırlar. Bu yol alış, tarihilik ve kültürellik eşliğinde oldu mu tadına doyum olmaz.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026