Aynı oyun yine sahnede!
00:00, 16/06/2013, Pazar
Yeni Şafak
Aynı oyun yine sahnede!
Türkiye'de tarih tekerrür ediyor. Hem de sürekli. İnsanlar yapmaları gereken şeyleri en kritik anlarda yapmıyorlar. Milletin, haklının, doğrunun yanında olması gerekenler hem korktukları hem de çıkarları gereği haksızın yanında yer alıyorlar.
Bunun en bariz örneği 28 Şubat dönemiydi. Millete karşı kurulmuş açık bir operasyon olan 28 Şubat yerli ve yabancı ayakları olan uluslararası bir operasyondu. İçeride bazı siyasiler, askerler, üniversiteler, yargı, iş dünyası ve sendikaların oluşturduğu grubu, dışarıdan İsrail, ABD devletinin Türkiye uzmanı olan neo-conlar destekliyorlardı.
Ali Kalkancı-Fadime Şahin üzerinden üretilen senaryo ile olumsuz bir Müslüman algısı tasarlanmıştı. İslam'ı yaşamak, namaz kılmak, ibadet etmek modern insanın asla başvurmayacağı bir yöntemmiş gibi sunuldu. İnsanların kimlikleri yok edildi, hiçe sayıldı.
Zaten yetersiz olan ara eleman sıkıntısı 28 Şubat ürünü 8 yıllık eğitim safsatasıyla iyice sıfırlandı. Yani Anadolu insanın çocuklarının önü kesildi. Normal lise mezunu bir öğrenciyle imam hatip mezunu artık eşit sayılmıyordu. Çünkü 28 Şubatçılara göre eşitler arasında birinci diye bir şey yoktu ve imam-hatipliler ikinci sınıftı. Türkiye hızla dönüşüp güçlü bir ülke olma yolundan yeniden yokluk günlerine sürüklenmişti. Yoksullukta eşitlikti Anadolu insanına reva görülen.
28 Şubat asla milli bir tasavvurun dışa vurumu olamazdı. Hiçbir kurmay zeka yüzde 70'i muhafazakar olan halk kitlesini karşısına almaya cesaret edemez. Böyle bir şeyi aklının ucuna getiremez. Başörtüsü düşmanlığını, saç, sakal takıntısını kendisine şiar (!) edinmiş sözde burjuvazi de post-modern darbeyi fütursuzca destekliyordu.
Aynı şey şimdi Gezi Parkı eylemleri bahane edilerek yapılıyor. Oradaki eylemcilerin iyi niyetinden, saflığından kimsenin şüphesi yok, olamaz da.
Denildi ki polis şiddet kullanmasa iş buralara kadar gelmezdi. Bu da tutmayınca eylemciler de birikmişlik duygusu var dediler. Yani alkol düzenlemesi, üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesi ve en son Gezi Parkı meselesi bardağı taşırmış.
20'li yaşlardaki gençler mi bu durumdan şikayetçiymiş? 20'li yaşlarda özellikle üniversite öğrencileri her şeye karşı olurlar. O yaşlarda zaten yapı olarak bir muhaliflik duygusu vardır. 20 yaşındaki gencin AK Parti'nin icraatlarını kafasına takacağını düşünmek saflık olur.
Türkiye ekonomik anlamda son yılların en parlak dönemlerini yaşıyor. Üçüncü köprü, havaalanı inşaatları, diğer yatırımlar almış başını gidiyor. IMF ülkeden gönderilmiş. Şayet IMF'yle yeni bir anlaşma yapılsa aynı güruh ülkeyi sattılar diyecekti. Tam da bu eylemin hızlandığı günlerde başta ABD'deki neo-con güdümlü Pentagon medyası olmak üzere o kadar yanlı yayın yaptılar ki, bazı eylemciler bile isyan ettiler.
Türkiye buna benzer oyunları çok gördü. Bu tezgahlar çok planlandı. Artık bu oyunlar tutmaz. Türkiye yürüdüğü bu sağlam yolda asla geri adım atamaz. Haklı talepler elbette dinlenir ama dayatmalar ya da demokrasi dışı yöntemler asla kabul edilemez.
Başlıklar :
