Abilerim, ablalarım, arkadaşlar, güzel kardeşlerim, şu "çapulculuk" sevdasından artık vazgeçin.
Tepkinizi anlıyorum.
Lakin ironi, alegori falan da bir yere kadar; tadında bırakın.
Sürgit kullanacak kadar matah bir şey mi bu Allah aşkına. (Bereket versin Sayın Erdoğan daha netameli bir ifade kullanmadı.)
Çoluk çocuk da duyuyor, öğreniyor sizden. "Büyüyünce ne olacaksın" diye sorduğunuz bir yakınınızın çocuğu, "Çapulcu olacağım" cevabını verse hoşunuza mı gidecek?
Yapmayın böyle.
Ne yani, biri de kalkıp size hakaret dolu sözcüklerle hitap etse, hemen ardından da kötü anlamda kullanmadım derse, "eyvallah" mı çekeceksiniz?
Her şeyden evvel kelimelere anlam yükleyen o dilde eser veren yazın ustalarıdır.
Bunun için çapulcu muhabbeti başlar başlamaz Nazım Hikmet ve Kemal Tahir"den örnek vermiştim:
"Kışlık Saray" adlı şiirinde Nazım Hikmet, Bolşevik Kitof"u şöyle konuşturur: "Ve ihtar ederim ki çapul yapmak isteyenlere / artık Kışlık Saray ve bütün Rusya işçinin ve köylünündür"
Komprador burjuvazinin çapula çıkmak için nasıl köpekleştiğini "Batılılaşma" adlı eserinde gözler önüne seren Kemal Tahir de, "Yorgun Savaşçı"sında "çapul yapmayı" müstekreh bir halin ifadesi olarak işaret eder.
Demem o ki, çapulcu çapuludur; kelimelere kafanıza göre anlam yükleyemezsiniz.
Lütfen daha fazla tozutmadan kesin şunu, hatta mümkünse kendinize gelin.
Sosyal medyada "çapulcu" rumuzu "T.C" rumuzunu kaça katladı, haberiniz var mı?
Hep sizin yüzünüzden, kusura bakmayın.
"T.C"den çok "çapulculuğa"
meftun olmak "ulusalcılığa" sığar mı, ayıptır günahtır.
"Gezizekalığa" biraz ara verin.
Uyanık olun; "çapulcuyum" demeyin. Hepimizin Hasan abisi gibi, "Çapulcu kardeşlerim" deyin.
Kendinizi dışarda bırakın yani.
Gaz yiyeceksiniz, cop yiyecekseniz; yetmezmiş gibi bir de Hasan Cemal, Çölaşan, "Eleman", Koç veya Perinçek"ten "destek" yiyeceksiniz.
Destek yiyen olmayın, destekleyen olun.
Matine –suare sizi destekleyen bu köşe yazarı tayfasından veya işadamı takımından şimdiye değin bırakın ölmeyi, damdan düşen oldu mu?
Bunları elbette ağaç için çevre için Gezi"ye çıkan arkadaşlar için söylüyorum.
Ömer Lekesiz"in son derece yerinde tanımlamasıyla, "Taksim Darbe Komitası" gibi oluşumları dışarda bırakıyorum.
Emniyet"e lav silahıyla yapılan saldırıyı destekleyenler veya "çözüm süreci" bitse de tekrar Kürt ve Türk gençleri ölse diye dua eden cibilliyetsizler sadece ve sadece darbecidirler.
Alper Görmüş, "Mısır"da Doğu Silahçıoğlu modeli" (19.09. 2013, Türkiye) başlıklı yazsısında bu zihniyetin hangi modelin tedvirine memur olduğunu çok güzel ortaya koydu.
Malumunuz, Doğu Silahçıoğlu herhangi biri değil. Görmüş"ün ifadesiyle, "28 Şubat"ın kudretli generallerinden, Hürriyet"in bir ara -günahı gazetenin boynuna- "Bir numara o mu?" diye sorduğu Doğu Silahçıoğlu..." bakınız ne diyor: "Atatürk Cumhuriyetini savunan "ulusal cephe"nin tüm yandaşları meydanları doldurmalı; milyonlar nereye gerekiyorsa oraya yığılmalı, nereye gerekiyorsa oraya çıkarılmalıdır... (Hedef) sonunda hükümeti yönetimden çekilmeye mecbur etmektir..."
İmdi, diyeceksiniz ki onlara "darbeci" diyorsun, bize de "çapulcu olmayın, en fazla çapulcu destekçisi olun" diyorsun, peki kim çapulcu olacak?
Valla Ahmet Hakan olsun.
Zira çapulculuk muntazaman uyuyor ona.
Kâh sureti haktan görünmek için eski mahallesine aklı sıra "kıtır" atıyor, kâh "devşirildiği" mahalleye yaranmak için panayır hokkabazları gibi kırk takla atıyor.
Hülasa o mahalle bu mahalle demiyor, ayrım yapmaksızın nerde çapul görse koşuyor.
Şimdi de Tuğrul İnançer Hocefendi"nin üzerinden mahallesine yaranmaya çalışıyor.
Hocaefendi isterse bütün insanların çalışmasına karşı çıkar. Düşünce özgürlüğü diye bir şey yok mu?
Bir başkası da aylaklığın erdeminden girer "oblomovluk"tan çıkar veya kapitalist düzene karşı çıkan Lafargue gibi "Tembellik Hakkı"nı savunur.
Kime ne?
Senin "antikapitalist" hocan aksini söylesin, mesela, "Çalışmayan kafir olur" desin, bize ne. "Ateistler de cennete girer" veya "Şehit olmak için Müslüman olmak şart değil" lakırdılarından daha fazla saçmalamış olmaz nasılsa. Zaten bu hızla giderse yakında, "Ateist olmak namaz kılmaya engel değil" veya "Müslüman olmak için Allah"a inanmak şart değil" demesi kuvvetle muhtemel. Neyse.
Ahmet Hakan çapul yapsın, icabında destekleriz, ama, tutup da damdan atlar gibi Mehmet Barlas"ın önüne atlamasın.
Bundan 3 yıl mukaddem yine böyle malikane / otağtepe falan diline dolamıştı, Barlas, "insan vaktiyle misafir kabul edildiği ev hakkında böyle konuşur mu" yollu ayar çekmişti de, başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü sanki.
Onun adına ben utanmıştım.
Bu mahalleden yolunu şaşıran (Allah ıslah etsin) envaiçeşit insan evladı çıktı.
Böylesi hiç çıkmamıştı.
İlk kez mahallem adına utanmıştım.
Hâlâ konuştuğuna göre demek ki o hiç utanmamış.
Yazık, çok yazık!
Şu yalan dünyada insan utanma duygusunu kaybettikten sonra neyi kazanabilir ki?!
Başlıklar :

