Teknolojik dönüşümün, yapay zekânın, dijitalleşme ve küreselleşmenin geleneksel çalışma hayatını kökünden değiştirmesi nedeniyle, geleceğin çalışma hayatını güvenli, adil ve insanca bir zeminde inşa etme gerekliliği her zamankinden daha zorunlu bir hale geldi.
İşte tam da bu kritik dönemde, HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından düzenlenen ve akademisyenlerin, uzmanların, sendikaların, ilgili bakanlık temsilcilerinin ve STK’ların katılımlılarıyla gerçekleşen “Türkiye’de Çalışma Hayatının Gelecek 50 Yılı Çalıştayı” ile geleceğin çalışma hayatı için son derece kıymetli bir yol haritası hazırlanıyor.
PEKİ MASALARDA HANGİ KONULAR VAR?
Hak-İş tarafından düzenlenen bu çalıştayda çok önemli konular masaya yatırılıyor.
Refahın adil paylaşımı, vergide adalet, kayıtlı istihdam, ücret politikaları, sosyal diyalog, sendikal örgütlenme, nitelikli işgücü, dijital ve yeşil dönüşüm, afetlere hazırlık, uluslararası dayanışma ile iş sağlığı ve güvenliği, sosyal devlet, demografik dönüşüm ve yapay zekâ masaya yatırılan önemli konular oldu.
HAK-İŞ yalnızca bugünün sorunlarına çözümler aramıyor, önümüzdeki yarım asırlık dönemde çalışma hayatında karşılaşabileceğimiz sorunlar için atılacak stratejik adımları da masaya yatırıyor.
ÇALIŞMA HAYATININ GELECEĞİNE İLİŞKİN BEKLENTİLER NELERDİR?
HAK-İŞ için öncellikli olarak gelir eşitsizliğinin ortadan kaldırılması için refahın adil paylaşımı ve vergide adaletin sağlanması en önemli bir hedef ve beklenti olduğu açıktır.
Yeşil dönüşümün çalışanlar açısından yeni fırsatlar oluşturabilmesi için adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi öne çıkan önemli diğer bir beklentidir.
Türkiye’de kayıt dışı istihdamın tamamen ortadan kaldırıldığı ve her çalışanın sosyal güvence şemsiyesi altına alındığı bir düzene kavuşması öne çıkan önemli hedeflerdendir.
Türkiye, küresel rekabet gücünü artırırken sosyal adaleti de tesis etmesi için işçi, işveren ve devlet üçlüsünün ortak akılla hareket etmesinin bir zorunluluk olduğudur.
Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması önemli diğer bir beklentidir.
Afet ve kriz dönemlerinde dayanışmanın arttırılması için kurumsal kapasitenin geliştirilmesi artık bir zorunluluktur.
Gelecek 50 yılda üretimin biçim değiştirdiği, yapay zekanın hayatın merkezine yerleştiği ve dönüşümün yaşandığı bir çağda dijital becerilerle donatılmış yeni nesil iş gücünün yetiştirilmesi, çalışma hayatının en belirleyici unsurlarından biri olacağı öngörülmektedir.
Çalışma hayatının geleceğinin çalışanların hakları, sosyal adalet ve insan onuru ve alın terinin kutsallığı temelinde ele alınması gerekliliği öne çıkan önemli diğer bir husustur.
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın büyük desteği ile ortaya çıkacak bu yeni yol haritası, önümüzdeki yarım asırda Türkiye’nin ekonomik büyümesini, kalkınmasını refahın adil paylaşımını, adil vergilendirilmesini, insani gelişmişlik düzeyini ve sosyal adaleti yukarılara taşıyacağı gibi, Türkiye’nin çalışma hayatına da yön verecek niteliktedir.

