Başlıktaki sorulara cevap vereceğim ama önce sizi 2013 yılına götürmek isterim. Yeni Şafak’ta yazmaya başladığım ilk günlerde, biraz da Türkiye’nin o dönemki atmosferine bağlı olarak “modern cemaatler” konusunda bir dizi yazı yazmıştım. O yazılardan birinde şöyle diyordum: “Modern cemaat kavramından anladığım metafizik bir önermesi, ekonomik bir yapılanması ve siyasetle çeşitli düzeylerde ilişkileri olan ‘tek adam yönetimli’ topluluklardır.”
Bir başkasında da şunları: “Kendi küçük ya da büyük gettolarına çekilen ve temassız yaşam ilkesini benimseyen modern cemaatler bir çeşit iletişimsizlik üretiyor. Kendi içlerine gömüldükçe, kendi bağlılarını daha da konservatif hale getiren irili ufaklı despotizmlerden söz ediyoruz artık Türkiye’de modern cemaatlerden söz ederken.”
Bunlar burada bir dursunlar.
İlk soru şu başlıkta: “Operasyon Süleymancılara mı?” Bu sorunun cevabı açık: Hayır. Hem İçişleri Bakanı hem de Adalet Bakanı bu operasyonun Süleymancılara, bir dini oluşuma, bir dini hizmetler bütününe değil başında Alihan Kuriş’in olduğu bir çeteye olduğunu açıklıkla ifade ettiler. Zaten hakkında gözaltı kararı verilen toplam kişi sayısının 50’yi bulmadığı, 80 adrese baskın yapılan bir operasyonun topyekûn bir dini topluluğa yöneldiğini söylemek olası değil.
Atılı suçlar net: Suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, vergi kanununa muhalefet.
Yapılan aramalar sonrasında bu suçlara belki silah kaçakçılığı da eklenebilir zira bir adreste 20 ruhsatsız silah ele geçirildi. Onlarca adreste de balyalarla paralar bulundu.
Alihan Kuriş’in yurtdışına kaçırdığı paranın 100 milyar TL olduğu söyleniyor. Dünyanın herhangi bir egemen devleti, ülkesindeki bir dini oluşumun liderinin yurtdışına şüpheli-kaçak yollarla 100 milyar lira çıkarmasına “dur bir dakika” der. Mahkeme safahatında göreceğiz bu paraların kaçırılma nedenini ama öyle Almanya’da inşa edilen ve 70 milyon euroya mal olacak bina işi falan değil bu. Yurtdışına çıkışı şeffaf olmayan 2 milyar dolardan söz ediyoruz yahu. Kim, niçin izin versin buna?
Ortada kuvvetli bir suç isnadı var. Gelen ilk görüntüler de bu suç isnadını doğrular nitelikte. Elbette masumiyet karinesi üzerinden mahkeme sonuçlanana kadar herkesi suçsuz kabul edelim ama şunu da bilelim ki burada çok oylumlu ekonomik bir suç dosyası var.
Gelelim sorduğum ikinci soruya. Yeni FETÖ Süleymacılar mı? Bu soruya cevabım da “hayır” olacak. Süleymancılardan bir FETÖ çıkacağını, Süleymancıların FETÖ gibi olabileceğini zannetmem. Tuhaf, farklı, açıklamakta çok zorlandıkları inançları Süleymancıları FETÖ’ye benzetmemize yahut “Süleymancılar yeni FETÖ oluyor” tespitine yetmez. “Türkiye’nin en kapalı sosyolojik yapısı” olarak gördüğüm Süleymancıları pek çok şeyle eleştirebilirim ama onlardan, o insan kaynağından bir FETÖ çıkacağına ihtimal vermem.
Ancak… Bu “ancak” önemli. Görülüyor ki FETÖ, Süleymancıların tarlasını sürme işiyle uğraşıyor. Görülüyor ki 15 Temmuz sonrası FETÖ ile Süleymancıların teması olağandışı olarak artmış. Ve görülüyor ki Alihan Kuriş, Almanya merkezli bir oyun planıyla yurtdışına çıkmaya, işlerini orada görmeye, Almanya ile yapısal ve sıkı ilişkiler kurmaya hazırlanıyor imiş.
Yani yine geldik o çatrağa. Süleymancılardan elbette FETÖ çıkmaz ama “Alihan Kuriş Suç Örgütü” Süleymancıları FETÖ’nün yöntemleriyle mobilize etmek için hazırlık içinde imiş.
Operasyonun neye engel olduğunu, hatta operasyonun Süleymancıları hangi tehlikelerden koruduğunu tam da buradan ele almak lazım.

