Millet olarak önemli özelliklerimizdendir espri yeteneği. Goethe"nin mektuplarına bile yansıyan dünyaca ünlü Nasrettin Hoca"mız ve Temel gibi iki destansı karakterimiz var. Gençlerimizde zaten genetik olarak var olan bu yeteneği yeni fark etmiş dolayısıyla çok iyi şaşırmış numarası yaparak farklı sömürüye alet etmeye gerek yok.
Binlerce, on binlerce hakaretin arasından birkaç tane sloganı ön plana çıkarmak, başkalarının şiddetini örtbas etmek fazla akıllıca değil ayrıca. Ve daha dünün bidon kafalısına, göbeğini kaşıyan adamına methiyeler düzmek de ne oluyor şimdi.
Neyse iktidarı düşürmese de hoşa gidenler sloganlar arasında;
Kahrolsun bağzı şeyler,
Bizim gibi üç çocuk ister misiniz,?
Çare Drogba,
Mustafa Keser"in askerleriyiz,
Slogan bulamadım.
Bu sloganların, esprilerin iktidarı götürdüğü hayaline karşı gelecek olan sloganları ve trajikomik esprilerin ne olduğunu hatırlatmakta fayda var;
Çok değil şunun şurası 10 ila 15 yıl önce olan olaylardan bazı soğuk başlıklar,
İstanbul belediyesinde İSKİ yolsuzluğu,
Enflasyonla gelen haftalık zamlar,
Her yeri kuşatan "verdimse ben verdim" denecek kadar yüzsüzleşen yolsuzluklar,
Yüzde yedi binlere çıkan faizler,
Talan edilen Merkez Bankası,
Bir ilaç için sabahın ilk saatlerinde hastane kuyruğuna giren genç-yaşlı insanlar,
Her seçimden sonra hakaret edilen milyonlar,
Ekonomik krizlerle yaşanan sosyal facialar,
IMF karşısında hazırolda durmalar
Bankaların içini boşaltmalar,
Susuzluk,
Çöp dağları,
Hava kirliliği,
Gecekondulaşma,
Pijama ile uğurlanacak bir başbakan,
Darbeler, muhtıralar,
Tekrar paralı eğitim,
Evet, bunlar trajik, belki de bazıları için komik ama yaşadığımız gerçek haber başlıkları.
Ve bunlar önce belediyelerde, sonra hükümette iktidarın el değiştirmesine neden oldu.
Hem de kırmadan, dökmeden. Demokratik bir ortamda ve en medeni şekilde.
Gençlerin espri yeteneğinin arkasına sığınarak iktidarın değişmesini beklemek ve bu gerçekleri tekrar halkın yaşamasını istemek gerçekten ciddi bir espri konusu.
Başlıklar :

