Boşnakların Müslüman oluşlarının 516. yıldönümü vesilesiyle aralıksız düzenlenen Ayvaz Dede şenliklerine katılmak üzere 5 günlük bir Bosna seyahati düzendik. MTO’nun en parlak talebeleriyle birlikte. Aşk-ı Turkuaz ve sahibi Beytullah Yıldız ile oğlu Ömer kardeşim çok güzel bir program hazırladılar bizim için.
Bu seyahatle ilgili talebelerimizin yazdığı güzel makaleleri, yazıları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.
Bugün MTO Aydın temsilcimiz Şükran Dalama kardeşimizin çok samimi, leziz günlüğünü ve gözlemlerini sizlerle paylaşıyorum. Zihin açıcı okumalar…
BOSNA’NIN NEFESİ: SREBRENİTSA ŞEHİTLİĞİ
Geliyoruz…
Dertlerimize yeni dertler katmaya; derdin içinde gizlenen hakîkati aramaya, basîret nazarıyla hakîkatin hisarlarına talip olmaya…
Unutulmuş borçlarımızı hatırlamaya, uyanmaya ve uyandırmaya…
Köklerimize kavuşmaya, nefes almaya ve nefes olmaya…Yol almaya, yol olmaya; zulmün karanlığına karşı hakîkati haykırmaya…
Mazlumların dertli gönüllerine ortak olmaya, gönüllerimize çekilen basar perdelerini kaldırmaya…
Gitmedik…
Bitmedik…
Buradayız, demeye geliyoruz.
Elhamdülillâh…
Mekânın hafızası karşısında düğüm düğüm lâl olduk.
Sükûtun dili, kelimelerden daha ağırdı.
Toprağın bağrında yatan şehitlerin sessizliği; bir direnişin, bir dirilişin ve hakîkate çağıran ebedî bir nefesin şahidiydi.
“Uyan ey gözlerim…”
Hocamın gönle dokunan sözleriyle içime çektiğim hakîkat nefesi, kalbimde silinmez bir iz bıraktı.
Srebrenitsa, yalnızca bir şehitlik değildi.
O, gaflet perdelerini yırtan bir uyanışın, dirilişin ve medeniyet hafızasının yeniden inkişâf ettiği mukaddes bir mektepti.
Allâh’a ısmarladık…
Ey bizleri gafletten uyandıran Srebrenitsa…
Ey direnişin ve dirilişin sessiz, fakat en gür şahidi…
Ey mazlumların duâsı, şehitlerin emâneti…
Ey hakîkatin nefesi, vicdanların sarsılmaz çağrısı…
Hakîkat yolcusu olmaya tâlip bir talebenin gözünden…
Vesselâm.
TÜRKİYE’NİN KALBİ: AYVAZDEDE ŞENLİKLERİ
Biz bilirdik…
Lâl olmanın, en çok konuşmak olduğunu biz bilirdik.
En gür sesin gönülden yükseldiğini biz bilirdik.
Mayalanmayı…
Mayalamayı…
Kalpten kalbe konuşmayı biz bilirdik.
Durmayı…
Çünkü en büyük zaferin, dertli bir sefer olduğunu biz bilirdik.
Akmayı…
Akan ile iyileşmeyi biz bilirdik.
Yeşili dinlemeyi…
Kâinâtı okumayı…
Nefsin nefese dönüşen yolculuğunu…
Dermanın dertte gizlendiğini…
Teslîm olmayı; hakîkatin temsîliyet sancağını omuzlamayı…
Yanıp kül olmayı…
Sonra yeniden dirilmeyi…
Biz bilirdik.
Gönlün nerede olduğunu…
Gönlün levhasına hakîkat mührü vurmayı…
Ve göklere çıkmanın, köklere inmekle başladığını biz bilirdik.
***
Neredesin?
Nerede uyuttular seni?
Nerede kopardılar seni köklerinden?
Uyanma vaktin gelmedi mi?
Kalk…
Seyr eyle ecdâdını…
Duy onların sesini…
Seni bekliyorlar.
Çünkü bu emânet senin içindi.
Hatırla…
Akmayan zamana inat hatırla…
Eşref-i mahlûkât olduğunu hatırla.
Sana ümîdini bağlayan kardeşlerini hatırla.
Hakîkat derdini hâkimiyet perdeleriyle örtmek isteyenlere inat hatırla.
Şehâdet şerbetini…
Gönülden gönüle kurulan kardeşliği…
Kurulan bütün oyunlara rağmen, en büyük oyun kurucunun Allah olduğunu…
Hatırla.
***
Gel kardeşim…
Yüzlerinde bin yıllık medeniyetin tebessümünü taşıyan gönüllere dokunmaya…
Alamadığın nefes için…
Duymayan kulakların…
Görmeyen gözlerin…
Uyuyan vicdanların için…
Şanlı ecdâdın izine yeniden kavuşmaya…
Ölü olanın biz olduğumuzu, diri olan hakîkati görmeye…
Hiçlik kapısında yeniden dirilmeye…
Bize unutturulan hakîkatimizi yeniden bulmaya…
Kardeşlerimizin gözlerine ilmek ilmek işlenen korkuyu silmeye…
Bir millet uyanınca korkunun nasıl silindiğine şâhit olmaya…
Özümüze dönmeye…
Gidelim.
***
Sor kardeşim…
Biz kimdik?
Biz kimiz?
Duy kardeşim…
Hakîkatin sesini duy.
Bul kardeşim…
Kendini bul.
Kökünü bul.
Hakîkatini bul.
Çünkü sen…
Bin yıllık bir medeniyetin evlâdısın.
Yüz yıldır unutturulmak istenen bir hafızanın emânetçisisin.
Ve Allâh’ın izniyle yeryüzünün kalbini yeniden bir edecek…
Elhamdülillâh… Müslüman bir Türk’sün kardeşim.
Yâ Allâh…
Bismillâh…
Allâhu Ekber…
***
Zuhûrâta tâbi olmaya çalışan bir talebenin…
“Ölü olan biziz; diri olan burası…” dedirten,
Türk’ün sesini Balkanlar’da yeniden işittiren,
Türkiye’nin kalbi Ayvaz Dede Şenlikleri’nden gönlüne düşen hakîkat kırıntıları…
Vesselâm.

