2023 yüksek öğretim hedeflerinin gerçekleşmesi

Adnan Küçük
00:00, 24/06/2014, Salı
Yeni Şafak
2023 yüksek öğretim hedeflerinin gerçekleşmesi
2023 yüksek öğretim hedeflerinin gerçekleşmesi

Bugün üniversitelerden mezun olan en yetenekli ya da orta yetenekli öğrencilere ''gelin akademik hayata atılın, ülkenin sizlerin parlak fikirlerinize ihtiyacı var'' dediğimiz zaman aldığımız cevap, ''Bu maddi imkânlarla asla'' şeklindedir.

AK Parti iktidarının birçok konuda politikalarını oluştururken 2023 hedefini gözettiği görülmektedir. Muhalefetin vizyon ve istikbale yönelik politika geliştirmedeki aşırı derecede kısır olduğu bir ortamda böylesine bir siyasi hedefe odaklanmak elbette ki olumlu bir şeydir. Fakat bu hedeflere odaklanmak her zaman için yeterli olamamaktadır. Bu yönde izlenecek politikaların da bu hedefleri gerçekleştirme noktasından müsait olması gerekmektedir. Aksi halde bu yönde söylenenler, albenisi olan söylemlerden öte bir mana ifade etmeyecektir.

AK Parti''nin 2023 yılına yönelik odaklandığı konulardan birisi de Yükseköğretimde ileri bir standardı yakalamaktır. Türkiye''de yükseköğretim kurumları, günümüz itibariyle özellikle akademik kadrolar itibariyle oldukça yetersiz durumdadır. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya''nın beyanlarına göre, Türkiye''de yılda yaklaşık 4500 civarında doktora mezunu veriliyor. Bu sayı ABD''de 61000, Rusya''da 27000, Almanya''da 25000, Japonya ve Birleşik Krallık''ta 17000''dir. Türkiye''de önümüzdeki 10 yıl zarfında kademeli olarak her yıl 15 bin doktora mezununa ihtiyaç duyulmaktadır. 2006 sonrası kurulan üniversitelerde fiziki şartlar yeterli, öğrenci var. Her şey var ama 10 yıl sonra yeterli sayıda kaliteli öğretim üyesi olup olmayacağını bilemiyoruz. Bugünkü politikaların değiştirilmesi gerekiyor.

Herhalde bu özet bilgiler, ülkemizdeki yükseköğretimin hal-i pürmelalini izah etmek noktasından yeterlidir. Bütün bunlar yükseköğretim konusunda izlenen politikaların oldukça çarpık ve yetersiz olduğunu gösteriyor. Farz edelim ki önümüzdeki 10 yıl içerisinde Sayın Çetinsaya''nın söylediği rakamlara ulaşılmış olsun. Mesele sadece rakamları tutturmaktan ibaret değildir. Sorun çok daha çarpaşık ve derinlemesinedir. Bunlar içerisinde en önemlisi nitelik sorunudur. Dahası bugün öğretim elemanlığının hiçbir cazibesi bulunmamaktadır. Birçok üniversitede araştırma görevlisi olmak isteyenler, daha cazip imkânları olan hiçbir kuruma yerleşemediği için; yani son seçenek olarak akademik hayatı tercih etmektedirler. Bu da yetenek ve yeterlilik itibariyle oldukça alt düzeyde kişilerin bu alana yönelmesi manasına gelmektedir. Bunun bir diğer ifade şekli, yüksek öğretim öğretmenliğidir. Oysa Türkiye''nin yükseköğretim öğretmenlerine değil, nitelikli akademik çalışma yapacak yetenekli kişilerin bu alana yönelmesine ihtiyacı vardır.

Kütüphane ve akademik çalışma

Yaklaşık son üç-beş yıldır akademik hayatın cazibesinin artırılacağından söz edilir. Ama bu bir türlü gerçekleşmez. Kulağımıza gelen rivayetler, maliye bürokratlarının, allayıp pullayıp akademik personelin maaşlarının, ilave ek ders ücretleri ile oldukça yüksek olduğu konusunda hükümeti ikna ettiği yönündedir. Hiç kusura bakmasın bu bürokratlar, ne yüksek öğretimden, ne de yüksek öğretimdeki akademik kadroların neye ihtiyaçlarının olduğundan zerre kadar anlarlar. Onlar için varsa-yoksa üç kuruş beş kuruş tasarruf sağlamaktır; onların bunun daha ötesine akıllarının ermesi ya da zihinlerinin bunları anlaması mümkün değildir. Oysa bugün üniversitelerden mezun olan en yetenekli ya da orta yetenekli öğrencilere ''gelin akademik hayata atılın, ülkenin sizlerin parlak fikirlerinize ihtiyacı var'' dediğimiz zaman aldığımız cevap, ''Bu maddi imkânlarla asla'' şeklindedir.

Şimdi maliye bürokratlarının hiçbir zaman anlayamayacağı ama hükümetin anlaması ümidiyle bir acı gerçeği ifade etmek istiyorum. Bir akademik personel için ekmek-su kadar ihtiyacı olan şey, kütüphanesini teşkil etmek, onlardan yararlanarak akademik çalışmalar yapmaktır. Oysa bir akademik personel, 100 ya da 150 TL''lik bir kitabı almak durumunda kaldığı zaman ''acaba bu kitabı alırsam bu ayki bütçem açık verir mi'' kaygısıyla, o kitabın yüzüne bakıp sonra da arkasını dönüp gitmek zorunda kalıyorsa, Sayın başbakanım lütfen maliye bürokratlarının dediklerine değil, bu acı gerçeklere bakınız. Aksi halde 2023 yılına yönelik yüksek öğretim hedefleri sadece süslü hayallerde kalır.

Burada ek-ders ücretleri ile alakalı konuya kısaca değinmek istiyorum. Bir öğretim üyesinin normal öğretimden ek-ders ücretini tamamını (haftalık 20 saatlik) alabilmesi için, haftada 30 saat, ikinci öğretimden de 10 saat ek-ders ücreti almak isterse, birinci öğretimle birlikte toplam 40 saat derse girmesi lazım. Dahası, ek-ders ücretinin alındığı süre yaklaşık yedi aydır; geri kalan beş aylık süre içerisinde çıplak maaşa talim edilmektedir. Şimdi soruyorum, 40 saat derse giren bir öğretim üyesinin öğretmenden farkı nedir; ya da bu kişi, hangi zamanlarda akademik çalışma yapacaktır? Bu gerçeklik bilinmeksizin, meseleye çözüm geliştirmeye çalışmak, gözleri kapalı futbol oynayıp, bundan da başarılı sonuçlar alınacağını ümit etmeye benzer.

Niçin gelip Türkiye''de çalışsınlar?

Geçenlerde Sayın Eser Karakaş, çok radikal bir öneride bulundu ve dedi ki: ''On yıl boyunca ülkemizdeki tüm doktora programlarını, belki sadece tıpta uzmanlık dışında, kapatalım, çünkü bu sürecin çıktılarına evrensel anlamda doktora demek kolay değil, her sene beş bin iyi öğrencimizi devlet destekli olarak ABD''ye gönderelim, On yılda size eder elli bin doktora adayı. Bu sayının ortalama yarısının bir biçimde fire vereceğini ya da dönmeyeceğini hesaplayalım, Sayın Çetinsaya''nın hedeflediği sayıyı, 25 bin doktoralı ama doğru dürüst doktoralı genç bilim insanı ile aşarız. Bu kişileri de Türkiye''ye döndüklerinde lisansüstü öğretime kaydırmalıyız''.

Sayın Karakaş iyi hesap yapmış ama bir şeyi hesaba katmamış. Yükseköğretimde akademik personele sunulan imkânlar bu düzeyde olduğu müddetçe, elli bin değil yüz elli bir yetenekli kişi doktora öğrenimini yurtdışında tamamlamış olsa bile, bunların olsa olsa ancak %10''u Türkiye''ye döner. Bunlar yetenekli kişiler olduklarına göre, bu şartlarda Türkiye''deki yüksek öğretim kurumlarında niçin gelip de çalışsınlar ki?

Benim başında bulunduğum anabilim dalına son iki yıl içerisinde ikisi ÖYP programı kapsamında olmak üzere toplan dört Araştırma Görevlisi alındı. Bunların üçü çok geçmeden daha cazip imkânlar sunan başka kurumlara geçtiler. Her ne kadar üniversiteler genelinde başarılı mezunlar ÖYP programı kapsamında üniversitelere Araştırma Görevlisi olarak girseler de, çok geçmeden, daha cazip imkânlar sunan kurumlara geçiyorlar. Geri kalanların birçoğu da aslında bu imkânlar ellerine geçmeyenlerdir.

Kayırmacı kadrolaşma

Sözün kısası, hükümetin artık yükseköğretim sistemindeki bu aksaklıkları görmesi, politikalarını buna göre revize etmesi, ne yapıp edip yetenekli kişilerin, içtenlikle talep edecekleri bir yapıya büründürmesi gerekiyor. Yüksek öğretimde kaliteyi yakalamanın birinci yolu, yetenekli kişilerin bu alanları tercih etmelerinden geçer. Bunun başında da bu alanın cazibesini artırmadan geçiyor. Bu birinci eşiktir.

Bu cazibe artışı, tabii olarak bu alana yönelimi artıracaktır. İşte yapılması gereken ikinci iş; aşılması gerekli ikinci eşik, bu alana yönelenler içerisinde niteliğe dikkat edilmesidir. Bu ikinci aşamada uygulanacak ahbap-çavuş ilişkisi temelli kayırmacı kadrolaşma, bu kez de çok cazip imkânlarla az verimli çalışan kadrolar sorununu ortaya çıkaracaktır. Bu vesileyle, artan cazibe ile birlikte, performans ve nitelik temelli geliştirilecek yükseköğretim politikaları ile Türkiye çok rahatlıkla 2023 hedefine ulaşabilir. İşte o zaman öğretim elemanları 40 saat derse girmek yerine, haftada beş-altı saat derse girdikten sonra geri kalan zamanlarda nitelikli akademik çalışmalara yönelmeye zaman bulabilecektir. Aksi halde, 2023 hedefi sadece hayalleri, rüyaları ve hülyaları süsler.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026