Algı kaybetti sokak kazandı!
04:00, 06/06/2023, Salı
Yeni Şafak

Arşiv.
Muhammed Ersin Toy / İstanbul Üniversitesi Radyo Tv Sinema- Doktora Öğrencisi
Siyasal iletişim süreci çalışan teorisyenler ilk dönemlerde kitle iletişim araçlarına çok büyük güçler ve anlamlar yüklemişlerdir. Televizyon ve radyodan çıkan her iletinin kitleyi doğrudan etkilediğini ve dönüştürdüğünü varsaymışlar ve böyle sonuçlar beklemişlerdir! Tabii ki sonra onlara karşı çıkan düşünürler de ortaya çıkmış, bunun tam olarak böyle olmadığını ortaya koyan veriler sunmuşlardır. Televizyon ilk ortaya çıktığı tarihte, televizyonun bütün kitleyi baştan aşağı inşa edeceğini söyleyen düşünürler günün sonunda televizyon ile birlikte şu tabloyla karşı karşıya kalmışlardır: Aslında insanlar kendi istediği içeriği tüketmek istiyorlar. Kendi fikirlerini duymak istiyorlar. Televizyon onların fikirlerini değiştirmiyor, tam tersine kitle televizyonu “izleyerek ya da izlemeyerek” içerikleri belirliyordu. Velhasıl kelam, izleyiciyi pasif olarak değil aktif olarak gören bir anlayış meydana gelmişti. Televizyonun egemenliğine rakip olarak ortaya çıkan dijitallik ise günümüzde sosyal medya ile birlikte “geleneksel mecraların” tek ve doğrusal iletişim süreci yerine daha demokratik ve katılımcı bir iletişim sürecinin geldiğini ortaya çıkarmıştır.
Fakat sonrasında ise “sosyal medyanın” bu katılımcı ve aktif yönünü bütün bir kitleyi gösteren, anlatan ve yönlendiren devasa bir akvaryuma benzetmişlerdir. Sosyal medyada aktif olan bir “görüşün, düşüncenin yahut söylemin, tek geçerli ve çoğunluklu söylem olduğu düşüncesi toplum mühendisliği yapma isteğinin internet ve dijital ortamlar ile birlikte doruğa çıktığını dile getirebiliriz.
Bununla birlikte “görünür” olan baskın düşüncenin dışındaki söylemin “linç” edildiği ve tam olarak ezildiği bir ortama da dönüşmüştür.
SUSKUNLUK SARMALI VE YANKI ODASI
Televizyona atfedilen büyük anlam ve önem bugün aynı şekilde sosyal medyaya da verilerek “sosyal medyada” görünür olan “söylem ve düşüncenin” değiştirici ve dönüştürücü olacağı yanılgısı içerisine girilmiştir. Sosyal medyanın, doğrudan “kitleleri” değiştirici bir gücü olduğu düşüncesi bugün gündelik hayatımızın tam içinde “sosyal ve siyasi olarak” durmaktadır. Bu büyük bir yanılgıya sebep olmaktadır. Sosyal medya ile birlikte iki kavram hayatımıza doğrudan girmiştir. Birincisi “Suskunluk Sarmalı, İkincisi ise “Yankı Odası”.
Suskunluk Sarmalı teorisi, toplumun bir kesimi çeşitli konular hakkında hiçbir çekince duymadan konuşurken, başka bir kesimin ya da diğer bütün kesimlerin suskun kalmasını sorunsal olarak gören bir teoridir. Bireyler toplumda çoğunlukta olan görüşe katılmadıkları durumda toplum tarafından dışlanacağı düşüncesine kapılarak düşüncelerini ifade etmemekte, sessizliğe bürünmektedirler. Bu burada kalsın. İkinci kavram, Yankı Odası.
Yankı Odası kavramı yeni medya kültürü ve sosyal medya açısından, yeni çıkan bilgilere, tartışma konularına ama en önemlisi karşıt düşüncelere ulaşamama durumunu anlatmaktadır. Kendisine benzemeyeni görmemek, duymamak ve karşılaşmak istememektir.
BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI
2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimleri’ne damgasını ne vurdu sorusu sorulursa ilk söylenecek olan şey derin bir hayal kırıklığıdır. Neyin hayal kırıklığı? Muhalefet partisi ve Millet İttifakı’nın 6 paydaşının hayal kırıklığı. Neden? Çünkü aylar öncesinden itibaren Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanacaklarını ve kaybetmelerinin ihtimali olmadığını sürekli açıklamalarıyla gündeme gelmişlerdi. Bu kesin kazanacakları vurgusunu neye göre yapmışlardı? Sosyal medya da özellikle Twitter’da aldıkları yüksek etkileşim ve beğeni oranlarına bakarak, anket şirketlerinin yüksek sonuç rakamlarıyla kazanacaklarını belirterek, sosyal medyada egemen görüşü paylaşan kitlenin derin bir suskun sarmalı kitlesi oluşturarak ve yankı odalarına hapsolmuş kitlenin, kendisi dışında bir “düşünce, görüş ve varlık” görmeyerek…
Tarihler, 13 Nisan 2023’ü gösterdiğinde, Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter’da “Alevi” metinli bir video paylaşımı yapmıştır. Bu paylaşım tam 112 milyon kişi tarafından izlenmiş, 500 bin kişi tarafından ise beğenilmiştir. Bu rakamlar Kılıçdaroğlu’nun yaptığı en büyük mitingin belki 100 katı büyüklüğündedir. Bu etkileşim belki de Kılıçdaroğlu’nun tüm hayatı boyunca iletişime geçtiği kitlenin tamamından büyüktür. Bu görüntüleme ve beğeni sayısı aynı şekilde tüm seçim öncesi süreçte milyonları bulmuştur. Bu görüntülüme ve etkileşim sayısı rakibi olan Recep Tayyip Erdoğan’da ise oldukça düşüktür. Bu rakamlar ve sayılar, aynı şekilde yankı odaları da oluşturmuştur. Yarık öyle bir noktaya gelmiştir ki, sosyal medyayı ezici bir söylem üstünlüğü ile içerik üreterek kullanan kitle; diğer kitleyi susturmuş, saklamış, gizlemiş ve üstünü örtmüştür. Diğer şekilde de kendisinden farklı düşünen her şeye kör sağır ve dilsiz kılmıştır. Bunların üstüne de anket şirketlerinin inanılmaz büyük hatalı sonuçlar açıklaması da “toplum mühendisliği” projesine tuz biber olmuştur.
ETKİLEŞİM SAYISI KAZANDIRMADI
Günün sonunda, sosyal medyayı güçlü ve etkin kullanmanın, “bir algı yönetimi” oluşturmanın ancak kendi kitlesini konsolide ettiği ve karşı kitleyi de “suskunluk sarmalına” büründürdüğü apaçık ortaya çıkmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medya kullanımını geleneksel iletişim araçlarında yaptığı konuşmaları ve görüntüleri paylaşmak ve metin iletmek üzere yapmaktadır. Kılıçdaroğlu ise profesyonel bir ekiple sadece sosyal medyanın özelliklerine göre içerik üreterek kullanmaktadır. Sosyal medya kullanımı ve gelen etkileşim sayısını dikkate alarak seçimleri kazandım yahut “ben” başaracağım demenin toplumsal olarak bir karşılığı olmadığını 2023 seçimleri açığa çıkarmıştır.
Sanal ile gerçeği ayırt etmek ve sosyal mühendislikler üzerinden siyasetin dizayn edileceği ortamlar ancak “ütopik” film alemlerinden olan kurgu dünyalarında mümkündür. Umarım bu gerçeği bir an önce görür ve uyanırlar. Sayın Erdoğan’ın İstanbul’da düzenlediği mitinge katılan kişi sayısı 2 milyonun üzerinde olmuştur. Sokak bir kez daha sosyal medyayı ve algı yönetimini yenmiştir! Twitter’da 100 milyon görüntüleme, sokaktaki 2 milyon kişiye yenilmiştir!