Finansal piyasalar ve fon bilmecesi
04:00, 03/11/2026, Salı
Yeni Şafak

İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
Bunu bir “açık büfe” yemeğe benzetebilirsiniz: Restorandaki tüm yemekleri tek tek satın almak çok pahalıya patlar. Ancak açık büfeye giriş ücreti ödeyerek (yani fona katılarak) her yemekten azar azar tatmış, yani paranızı yüzlerce farklı şirkete veya varlığa tek seferde dağıtmış olursunuz.
Mahmut Çelik/Makine Yüksek Mühendisi, Yazar
Finansal anlamda fon (yatırım fonu), çok sayıda yatırımcıdan toplanan paralarla profesyonel yöneticiler tarafından işletilen dev bir ortak havuzdur. Bu havuzdaki parayla sizin adınıza hisse senedi, altın, faiz, devlet tahvili veya yabancı teknoloji şirketleri gibi birçok farklı finansal araca yatırım yapılır.
Bunu bir “açık büfe” yemeğe benzetebilirsiniz: Restorandaki tüm yemekleri tek tek satın almak çok pahalıya patlar. Ancak açık büfeye giriş ücreti ödeyerek (yani fona katılarak) her yemekten azar azar tatmış, yani paranızı yüzlerce farklı şirkete veya varlığa tek seferde dağıtmış olursunuz. Paranızı piyasayı gece gündüz takip eden, finans eğitimi almış uzman portföy yöneticileri yönetir. Tüm paranızı tek bir hisseye yatırıp batırma riskiniz yoktur; fonlar parayı çok sayıda varlığa böler. Normalde tek bir hisse senedi veya altın almak için binlerce liraya ihtiyacınız varken, 10 TL gibi çok küçük bir bütçeyle bile fon payı alabilirsiniz. Çoğu fonu (özellikle likit veya para piyasası fonlarını) iş günlerinde istediğiniz an satıp nakde dönebilirsiniz.
Parasını riske atmadan günlük getiri isteyenler kısa vadeli faiz ve repodan oluşan riski çok düşük Para Piyasası/Likit Fon tercih edebilirler. Altın biriktirmek isteyip çalınma/makas derdi istemeyenler altın, gümüş ve platinden oluşan orta riskli Kıymetli Maden Fonu’nu tercih edebilir. Uzun vadede yüksek büyüme ve kazanç hedefleyenler yerli veya yabancı şirket hisselerinden oluşan yüksek riskli Hisse Senedi Fonu tercih edebilirler. “Piyasaya göre uzmanı neyi uygun görüyorsa alsın” diyenler yüksek risk almak isteyenler sepetim piyasa durumuna göre değişime ayak uydursun diyenler yüksek riskli değişken/ karma fon tercih edebilir.
ZARAR ETME İHTİMALİ VE BAZI DEZAVANTAJLAR
Fonların zarar etme ihtimali, içerdikleri varlıklara göre 1 (En Düşük Risk) ila 7 (En Yüksek Risk) arasında puanlanır. Risk derecesine göre tercih ettiğiniz fon yatırımın riski de sizin tercihlerinize göre artış gösterecektir. Fonların büyük kısmı (hisse senedi, altın, eurobondfonları vb.) piyasa hareketlerine bağlıdır. Yatırım yaptığınız varlıklar değer kaybederse, anaparanızdan zarar edebilirsiniz. Banka mevduatı gibi sabit bir getiri garantisi yoktur. Fonu yöneten uzmanlar ve portföy yönetim şirketleri, fondan yıllık yüzde 0,5 ila yüzde 3,5 arasında değişen oranlarda yönetim ücreti keser. Bu ücret, fon kâr etse de zarar etse de her gün fonun toplam değerinden otomatik olarak düşülür.
Hisse senedi veya yabancı fonları satmak istediğinizde paranız hesabınıza anında geçmez. Valör süresi adı verilen bu bekleme süresi, fonun türüne göre satım emrinden sonra 1 ila 3 iş günü sürebilir. Acil nakit ihtiyaçlarında bu bir dezavantajdır. Yatırım fonlarında, banka mevduatlarında olduğu gibi TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) güvencesi veya doğrudan bir devlet garantisi bulunmamaktadır. En büyük tehlikelerden biri de fonun içindeki hisseleri veya enstrümanları siz seçemezsiniz. Kararları tamamen fon yöneticisi verir. Yöneticinin hatalı stratejiler uygulaması durumunda zarar kaçınılmaz olur.
Bazı fon türlerinde (örneğin yabancı hisse senedi fonları veya değişken fonlar) elde ettiğiniz kârdan yüzde 10 stopaj (gelir vergisi) kesintisi yapılır. Bu da net kazancınızı düşürür. (Not: Bazı yerli hisse senedi fonlarında vergi muafiyeti (yüzde 0 stopaj) avantajı vardır).
YILLARA GÖRE MEVDUAT BÜYÜKLÜĞÜ
2021 yıl sonu portföy yönetim şirketlerinin yönettiği toplam fon aktif değeri yaklaşık 305 milyar TL seviyesindeydi. 2022 yıl sonunda yüzde 149’luk radikal bir büyüme oranı yakalanarak pazar büyüklüğü 761 milyar TL’ye ulaştı. 2023 yıl sonunda yatırım fonları yüzde 126 oranında büyümeyle 1,7 trilyon TL aktif değere ulaştı. 2024 yıl sonunda yatırım fonlarının hızı kesilmedi ve yıllık yüzde 150 civarı büyümeyle tek başına 3,6 trilyon TL’ye ulaştı. Tüm portföy yönetimi sektörü ise 5,6 trilyon TL bandını yakaladı. 2025 yıl sonunda dijital bankacılık ve TEFAS entegrasyonlarının zirve yapmasıyla yatırım fonları pazar büyüklüğü 8,52 trilyon Türk lirasını aşarken, tüm portföy yönetimi sektörü 11,2 trilyon TL’ye ulaşarak Türkiye Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 21,4’ünü oluşturdu.
MKK verilerine göre, 30 Eylül 2025 tarihinde 7,41 trilyon TL seviyesinde bulunan toplam fon portföyü, 30 Eylül 2026 itibarıyla 9,23 trilyon TL’ye yükseldi. Bu dönemde portföy büyüklüğü yaklaşık 1,82 trilyon TL artarken yıllık değişim yüzde 24,56 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde fon yatırımcısı sayısı da 5.62 milyondan 5.93 milyona yükseldi. Bir yıllık süreçte yatırımcı sayısı yaklaşık 310 bin kişi artarken yıllık değişim yüzde 5,52 oldu. 31 Ağustos 2026 tarihinde 10,97 trilyon TL olan toplam portföy değeri, 30 Eylül 2026 tarihinde 9,23 trilyon TL’ye geriledi. Böylece portföy büyüklüğü bir ayda yaklaşık 1,74 trilyon TL azalırken aylık değişim yüzde 15,86 düşüş olarak kaydedildi.
Yıllara Göre Toplam Mevduat Büyüklüğüne bakacak olursak, 2021 yıl sonunda 5,3 trilyon TL seviyesindeydi. 2022 yıl sonunda Kur Korumalı Mevduat Sisteminin (KKM) devreye girmesi ve döviz kurlarındaki hareketlilikle birlikte mevduat hacmi yıllık yüzde 67 artışla 8,86 trilyon TL seviyesine ulaştı. 2023 yıl sonunda ekonomi yönetiminin sadeleşme adımları ve sıkılaşma politikaları eşliğinde toplam mevduat 13 trilyon TL barajını aştı. 2024 yıl sonunda TL mevduat faizlerinin yüzde 70’lerin üzerini test etmesiyle, tasarruflar hızla bankalara aktı ve toplam mevduat hacmi 18,99 trilyon TL seviyesine yükseldi. Bu dönemde TL mevduatın payı yüzde 42’den yüzde 59’a fırladı. 2025 yıl sonunda faizlerin yüksek seyretmeye devam etmesi ve dijital bankacılık entegrasyonlarının tabana yayılmasıyla bankalardaki toplam mevduat 25 trilyon Türk Lirası’na dayandı. 2026 Güncel Durum Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve TCMB verilerine göre bankalar arası dahil toplam mevduat hacmi tarihi rekorunu kırarak 33,1 trilyon TL seviyesine ulaşmıştır.
HİSSE SENEDİ PİYASASI NASIL SEYRETTİ?
Türkiye’de hisse senedi piyasasının büyüklüğüne (BIST tüm piyasa değeri bazında) bakacak olursak; enflasyonist döngünün başlangıcı ve yerli yatırımcı akınıyla borsanın tabana yayılmaya başladığı ilk dönem olan 2021 yıl sonunda (~2,1 Trilyon TL) civarıdır. Şirket kârlılıklarındaki patlama ve alternatif getiri arayışıyla borsa tarihi bir ralli yaşayarak değerini üçe katlayarak 2022 yıl sonu (~6,2 trilyon TL) seviyesine ulaştı. Halka arz fırtınasının estiği ve yatırımcı sayısının 8 milyon kişiyi aşarak rekor kırdığı büyüme evresi olan 2023 yıl sonu (~10,0 trilyon TL) hedefi gerçekleşmiş oldu. Yabancı para bazında endeksin güçlü seyrettiği, portföy girişlerinin arttığı dönem olan 2024 yıl sonu (~13,5 trilyon TL) ye ulaşan portföy rakamları enflasyon altında getiri döneminin ilk sinyallerini vermiş oldu.
Sıkı para politikası ve yüzde 50+ seviyesindeki mevduat faizleri nedeniyle borsada hacimlerin daraldığı, yatırımcı sayısının nominal olarak 6,3 milyona konsolide olduğu ve BIST 100’ün yılı 11.262 puanda kapattığı dönem de fon içinde olan hisselerin aşırı artışına rağmen portföy büyüklüğü enflasyon altında artış sağlayarak 2025 yıl sonunda (~15,5 trilyon TL) oldu.
2026 yılı içerisinde endeks 12.390 puanın üzerini test ederek zirveler yenilese de, özellikle yılın ikinci yarısında Orta Doğu merkezli jeopolitik risklerin tırmanması ve küresel teknoloji hisselerindeki satış baskısı nedeniyle nisan-ekim döneminde piyasada yaklaşık yüzde 33’lük (dolar bazında) bir düzeltme ve erime yaşanarak toplam piyasa değeri 14,1 trilyon TL bandına geri çekilmiş oldu. Bu gerçeklik son 3 yılda borsa yatırımcısının enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybı yaşadığının açık göstergesidir.
FON PİYASASINA KAÇIŞI NASIL OKUMAK GEREKİR?
2026 Ekim ayı itibarıyla halen en büyük finansal pazar yaklaşık 33-34 trilyonluk büyüklükle banka mevduatı olarak görünmekte. Ancak son 5 yıldır enflasyonist ortamda mevduat sürekli pazar payı kaybetmektedir. 2021 yılında tüm yatırımlar içinde fon piyasası yüzde 4 pazar payı varken kriz öncesi fon piyasası yüzde 19-20 büyüklüğe ulaşmıştır. BİST piyasa değeri 14 trilyon fon piyasası yaklaşık 9 trilyon seviyesindedir. Bu iki piyasanın toplamından yüzde 50 daha büyük olan bu banka mevduatı piyasası risksiz kazancın adresi olmaya devam ediyor. Ancak son 5 yılda yüzde 69-70 pazar payından yüzde 55-56’lara kadar gevşemesi vatandaşın enflasyon üstü kazanç arayışının bir göstergesidir. Fon piyasasına kaçışı bu gerçeklikle okumak gerekir. Tabii ki bu açığı gören piyasa haydutları da gereğini yapmış, kanuni boşluklara sığınarak vatandaşı dolandırmışlardır. Fon piyasası büyürken gerekli kanuni adımların geç atılması, katılım evim şirketlerinde ve kripto pazarında geçmişte yaşanan krizin benzerinin yaşanmasına neden olmuştur. Finans bürokrasisi gerçekliğin uzağında kalmış piyasayı okuyamamıştır. Daha önce yaşanan kripto şirketinin batışı son dönemde yaşanan fon krizi ve yaklaşık 3 yıldır devam eden borsadaki düşüş finansal piyasalara güvenin azalmasına neden olmuştur. Atılacak hukuki adımlar bu güvenin tesisine yetmeyecektir. Düzenleyici ve kontrol eden kurumların bu piyasalarda işlerini yeteri seviyede yaptığına olan inancı arttırmak zaman alacaktır. Son fon krizi sonrası fon piyasasından kaçan 1 trilyonluk miktar tamamı banka mevduatına gitmiş ve oluşan düşüşle meydana gelen değer kaybı mevcut fon piyasasının yüzde 20’lik kısmını oluşturmuştur.
Dünyada borsa ve fon piyasalarına yatırım oranları ülkemize göre çok daha büyüktür. Avrupa’da nakit ve banka mevduatına yatırım oranı yüzde 30 seviyesindedir. Bu oran Amerika’da yüzde 20 civarındadır. Çünkü kanuni uygulamalar ve takip en üst seviyededir. Kamu, bu piyasalar üzerindeki yaptırım gücünü arttırmadığı sürece finansal piyasalarımızda mevduatın payı dünya standartlarına düşmeyecek ve enflasyondan korunmak harici hiçbir katkısı olmayan mevduat faiz sistemi bitmeyecektir. Enflasyon altındaki getiri bizim gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmamıza engel olacaktır. Millet zenginleşirse devlet zenginleşir anlayışına en kısa zaman geçecek hazırlıkları yapmak ve uygulamak gerekmektedir.