Aile ve neslin korunması için 14 maddelik tarihi çağrı: Zorunlu eğitim ve boşanma yasaları gözden geçirilsin
15:38, 26/10/2026, PazartesiG: Güncelleme: 16:16, 26/10/2026, Pazartesi
Yeni Şafak

“Modern Saldırılar Karşısında Aile ve Neslin Korunması” başlıklı sempozyum, 23-25 Ekim 2026'da Erzurum'da toplandı.
Türkiye'den ve farklı ülkelerden akademisyenler ile ilim ve fikir insanları, ailenin korunması için kapsamlı ve çok çarpıcı önerilerde bulundu. Yayınladıkları bildiride, mevcut 12 yıllık zorunlu eğitimin evlilikleri geciktirdiğini vurgulayarak yeni bir eğitim düzeninin oluşturulması, boşanmayı kolaylaştıran yasaların değiştirilmesi ve "aile arabuluculuğu" müessesine geçilmesi gibi somut tavsiyeler sundular.
İstanbul’da bulunan İslam Alimleri Vakfı ile merkezi Katar’da bulunan Dünya Müslüman Alimler Birliği ortaklığında, 23-25 Ekim 2026 tarihleri arasında, Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Erzurum’da “Modern Saldırılar Karşısında Aile ve Neslin Korunması” başlıklı uluslararası bir sempozyum gerçekleştirildi.
Türkiye'den ve farklı ülkelerden akademisyenler ile ilim ve fikir insanlarının katılımıyla gerçekleşen sempozyumda, “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edilen 2026-2035 dönemi için 14 öneri sunuldu.

12 yıllık zorunlu eğitim için yeni düzenleme önerisi
Sonuç bildirgesinin dikkat çeken maddelerinden biri, mevcut 12 yıllık zorunlu eğitim sistemine ilişkin değerlendirme oldu. Uygulamanın gençlerin meslek sahibi olmalarını ve evlilik süreçlerini geciktirdiği belirtilen bildirgede, gençlerin hayata daha erken atılmasını destekleyen yeni bir eğitim düzeninin oluşturulması önerildi.
Nüfus yenilenme hızının kritik eşiğin altına düşmesinin ülkenin ve insanlığın geleceği açısından önemli bir sorun olduğu vurgulanan bildirgede, yalnızca maddi refahın aileyi ayakta tutmaya yetmediği ifade edildi. Evliliği, ebeveynliği ve neslin devamını teşvik eden, manevi değerleri de gözeten bütüncül kamu politikalarının hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.

Aile ve neslin korunması için 14 maddelik öneri
Sempozyumun sonuç bildirgesinde yer alan 14 madde şöyle sıralandı:
1. Aile bağları güçlendirilmeli:
Ailenin bireyin gelişimi, toplumsal dayanışma ve nesiller arası değer aktarımındaki rolünün güçlendirilmesi; sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerin bütüncül biçimde ele alınması istendi.2. Dijital tehditlere karşı önlem alınmalı:
Ekran bağımlılığı ve zararlı içeriklerin aile içi iletişime etkilerine dikkat çekilerek ebeveynlere dijital okuryazarlık kazandırılması ve kültürel değerlere uygun alternatif içerikler üretilmesi önerildi.3. Evlilik ve nüfus artışı desteklenmeli:
Nüfus yenilenme hızının kritik seviyenin altına düşmesinin geleceğe yönelik bir sorun olduğu belirtilerek evliliği, ebeveynliği ve neslin devamını teşvik eden kamu politikalarının hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.
4. Zorunlu eğitim sistemi yeniden düzenlenmeli:
12 yıllık zorunlu eğitimin gençlerin meslek sahibi olmasını ve evlilik süreçlerini geciktirdiği ifade edilerek gençlerin hayata daha erken atılmasını destekleyen yeni bir eğitim düzeni önerildi.5. Çocuklarla iletişimde empati öne çıkarılmalı:
Ebeveynlerin sert ve buyurgan bir dil yerine şefkat ve empati temelli iletişim kurması, gençlerin inanç ve değer dünyasının yasaklayıcı tedbirlerden ziyade anlayışlı ve ikna edici yaklaşımlarla korunması istendi.6. Anne-babalık bilinci güçlendirilmeli:
Babalık statüsünün zayıflaması ve anneden yoksunluk olarak tanımlanan sorunlara dikkat çekilerek aile içindeki duygusal ve fiziksel boşlukların önlenmesi gerektiği vurgulandı.7. Aile yapısı ve toplumsal değerler korunmalı:
Ailenin sevgi, merhamet, adalet ve sorumluluk temelinde güçlendirilmesi; insan onurunu ve neslin korunmasını esas alan bir anlayışın benimsenmesi gerektiği belirtildi.8. Evlilik önündeki ekonomik ve sosyal engeller kaldırılmalı:
Gençlerin yuva kurmasının devlet, toplum, medya ve sivil toplum tarafından desteklenmesi; evlilik öncesi ve sonrasında aile eğitimleri verilmesi önerildi.9. Aile arabuluculuğu ve hakemliği kurulmalı:
Boşanmanın son çare olarak değerlendirilmesi, aileyi korumaya yönelik yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi ve eşler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için aile arabuluculuğu ile aile hakemliği mekanizmalarının hukuki zemine kavuşturulması istendi.
10. Üniversitelerde Aile Enstitüleri açılmalı:
Aile ve neslin korunmasına yönelik bilimsel çalışmaların artırılması ve üniversiteler bünyesinde bu alanda faaliyet gösterecek müstakil Aile Enstitüleri kurulması önerildi.11. Kamu kurumları ortak hareket etmeli:
2025'in Aile Yılı, 2026-2035 döneminin ise Aile ve Nüfus On Yılı ilan edilmesinin önemli bir fırsat olduğu belirtilerek kamu kurumları arasında eş güdüm sağlanması çağrısı yapıldı.12. Küresel tehditlere karşı ortak mücadele yürütülmeli:
Ailenin ve insan fıtratının korunmasının tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğu ifade edilerek medeniyet birikiminin bilimsel verilerle buluşturulması ve uygulanabilir çözümler geliştirilmesi istendi.13. Aileyi ayakta tutan kavramlar yeniden ele alınmalı:
Nikâh, mahremiyet, iffet, sadakat, anne-babalık ve evlat hakkı gibi kavramların içinin boşaltıldığı belirtilerek bunların Kur’an ve sünnet merkezli biçimde yeniden anlaşılması ve öğretilmesi gerektiği vurgulandı.14. Filistinli ailelerle dayanışma sağlanmalı:
Soykırım altındaki Filistinli ailelerin yaşadığı acılara dikkat çekilerek savaş ve zulüm altındaki ailelerin hayatta kalması, çocukların korunması ve neslin devamı için İslam dünyası ile uluslararası topluma somut adımlar atma çağrısı yapıldı.Sonuç bildirgesinde, ailenin korunmasının yalnızca belirli kurumların değil, devletin, eğitim kuruluşlarının, medyanın, sivil toplumun ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğu da vurgulandı.

Dünya
Suriye’nin ders kitaplarında Türkiye değişimi: Hatay haritalarda yerini aldı

Gündem
Erzurum'da tarihi keşif: Asker Saçaklı'nın İstiklal Madalyası ortaya çıktı

Hayat
Aile dostu yapımlara destek