Ekonomide şanlı direniş
04:00, 15/07/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Fotoğraf: Arşiv
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ekonomi yönetimi piyasalarda kalıcı hasarı önlemek amacıyla likidite adımları, finansal istikrar tedbirleri ve güven artırıcı uygulamaları hızla devreye aldı. Kredi Garanti Fonu destekleri, vergi teşvikleri ile iç talebi canlı tutan düzenlemeler üretim ve ticaret çarklarına kısa sürede yeniden ivme kazandırdı.
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askeri ve siyasi bağımsızlığına kasteden hain bir darbe girişimiyle sarsıldı. Milletin canı pahasına ortaya koyduğu şanlı direniş, ertesi sabahtan itibaren ekonomi cephesinde de topyekûn bir mücadeleye dönüştü. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe teşebbüsünün finansal piyasalarda kalıcı tahribat bırakmasını önlemek adına ekonomi yönetimi, Merkez Bankası ve ilgili tüm kurumlar hızla kenetlendi. Yapılan kriz toplantıları sonrasında bankacılık sisteminin kesintisiz çalışması ve piyasalara sınırsız likidite aktarılması yönünde tarihi kararlara imza atıldı. Alınan erken önlemler, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı bağışıklığını kanıtlarken, küresel piyasalarda oluşturulmaya çalışılan olumsuz algı barikatlarını da tek tek yıktı
FİNANSAL İSTİKRAR KORUNDU
TCMB, darbe girişiminin hemen ardından piyasaların tıkanmasını engellemek amacıyla bankalara ihtiyaç duydukları tüm likiditeyi limitsiz sağlama taahhüdünde bulundu. Finansal kuruluşların fonlama maliyetlerini düşürmek adına teminat koşulları esnetilirken, yabancı para depo limitleri yukarı yönlü güncellendi. Bankacılık sisteminin likiditeye erişiminde en ufak bir aksama yaşanmaması, piyasa faizlerindeki olası spekülatif sıçramaların önünü kesti. Finansal kurumların operasyonel kabiliyetleri en üst düzeyde tutularak ATM’lerin, internet bankacılığı sistemlerinin ve şubelerin eksiksiz hizmet vermesi güvenceye bağlandı. Piyasa yapıcı bankalara sunulan sınırsız fonlama adımı, finansal istikrarın korunmasında en güçlü kalkan vazifesi üstlendi.
VATANDAŞ 11 MİLYAR DOLAR BOZDURDU
Ekonomi yönetiminin kararlı duruşuna en büyük desteği, milli iradeye sahip çıkan Türk milleti verdi. Darbe girişimini takip eden ilk hafta içerisinde vatandaşlar, döviz bürolarına ve bankalara akın ederek yaklaşık 11 milyar dolar tutarında yabancı parayı Türk Lirası’na dönüştürdü. Dünyada eşi benzeri görülmemiş finansal savunma mekanizması, döviz kurlarında oluşturulmak istenen yapay şok dalgasını tamamen kırdı. Yabancı yatırımcıların ve uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye piyasalarından sermaye çıkışı beklentisi, halkın kendi para birimine sahip çıkmasıyla boşa düştü. Yerli yatırımcıların sergilediği kararlılık, makroekonomik dengelerin korunmasında en kritik çıpa işlevini gördü.
BORSA ŞOK DALGASINI 10 GÜNDE ATLATTI
18 Temmuz 2016 Pazartesi günü ilk seans açılışında BIST 100 endeksi spekülatif baskıyla gerilese de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Borsa İstanbul yönetimi açığa satış işlemlerine yönelik tedbirleri ve şirketlerin hisse geri alım süreçlerini hızla kolaylaştırdı. Kurumsal firmaların kendi hisselerini piyasadan geri alabilmesinin önü açıldı. Onlarca lokomotif şirket milyarlarca liralık geri alım programları açıklayarak piyasadaki panik havasının önüne geçti ve yerli yatırımcıya güven aşıladı. Alınan makro ihtiyati tedbirler ve yabancı fon girişlerinin kesilmemesi sayesinde Borsa İstanbul, darbe girişiminin sebep olduğu ilk şok fiyatlamasını sadece 10 iş günü içinde tamamen telafi ederek normalleşme eğilimine girdi. Finansal istikrarın hızla tesis edilmesiyle birlikte 2016 yılını 78 bin 138 puandan kapatan BIST 100 endeksi, 2017’yi 115 bin 333 puanla rekor seviyeden tamamladı.
KRİZDEN BÜYÜMEYE GİDEN YOL
2016 yılının üçüncü çeyreğinde hain girişimin doğrudan etkisiyle Türkiye ekonomisi yüzde 0,8 oranında daraldı. Hızlı teşvikler ve reformlarla yönünü yukarı çeviren piyasalar, son çeyrekte yüzde 4,2 büyüme başarısı yakaladı. Yıllık bazda ise yüzde 3,2 büyüme oranı elde edilerek kriz senaryoları tamamen çöktü. Türkiye ekonomisi 2017 yılında ise tarihi bir sıçramaya sahne oldu. Kredi Garanti Fonu (KGF) ve vergi indirimlerinin rüzgarıyla ülke ekonomisi yüzde 7,4 büyüme performansı gösterdi.
KREDİ GARANTİ FONU REEL SEKTÖRE CANSUYU OLDU
Piyasadaki nakit sıkışıklığını çözmek ve ticaret çarklarının dönmesini sağlamak amacıyla Kredi Garanti Fonu kefalet hacmi tarihi bir hamleyle büyütüldü. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin, esnafın ve ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştıran devasa kredi paketleri devreye alındı. KGF teminatıyla sağlanan uygun faizli krediler, şirketlerin işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılayarak istihdam kayıplarını engelledi. İstihdamı korumak adına işverenlerin üzerindeki vergi ve sosyal gelecek primi yüklerini hafifleten geniş kapsamlı teşvik programları uygulamaya konuldu. Reel sektörün nakit akışını güvenceye alan yapısal adımlar, üretim hatlarında kesinti yaşanması riskini ortadan kaldırdı.
MAKROEKONOMİK TEMELLER SAĞLAM
Türkiye ekonomisi, 2016 yılındaki ağır siyasi ve askeri sarsıntıya karşı bütçe disiplini ile bankacılık sektörünün güçlü sermaye oranları sayesinde yüksek bir dayanıklılık sergiledi. Hain darbe girişiminin getirdiği olumsuz etkiler, yaklaşık altı ay gibi kısa bir sürede tamamen bertaraf edildi. Yatırım ortamını iyileştirmeyi hedefleyen kanuni düzenlemeler, yabancı sermaye girişlerini yeniden canlandırdı. Türkiye, maruz kaldığı ağır sınamaya rağmen makroekonomik temellerinin ne denli dirençli olduğunu dünyaya kanıtladı. Ekonomi yönetiminin kararlılığı, finansal sistemin gücü ve milletin fedakarlığı birleşerek Türkiye’nin ekonomik bağımsızlık tarihindeki en önemli zaferlerden birini tescilledi.
İÇ TALEBİ CANLANDIRMAK İÇİN VERGİLER İNDİRİLDİ
Darbe teşebbüsünün yaşandığı 2016 yılının üçüncü çeyreğindeki daralma sinyallerinin ardından, iç talebi canlandıracak makro ihtiyati gevşeme adımları gecikmeden atıldı. Lokomotif sektörler arasında yer alan beyaz eşya ve mobilyada Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile Katma Değer Vergisi (KDV) oranlarında geçici indirimler uygulandı. Tüketici kredileri ile kredi kartı taksit sınırları gevşetilerek iç pazarın hareketlenmesi desteklendi. İnşaat sektörünü canlandırmak amacıyla kamu bankaları öncülüğünde konut kredisi faiz oranları psikolojik sınır olan yüzde 1’in altına geriledi. TOKİ ve Emlak Konut iş birliğiyle başlatılan büyük konut kampanyaları, zincirleme bir ekonomik canlılık dalgası başlattı.
İHRACATTA GÜÇLÜ PERFORMANS
Temmuz 2016 döneminde aylık bazda yüzde 26 oranında gerileyen ihracat verileri, alınan operasyonel destekler ve lojistik kolaylıklar sayesinde kısa sürede tırmanışa geçti. İhracatçıların finansman sorunlarını çözmek amacıyla Eximbank kredileri çeşitlendirildi. Alınan önlemler neticesinde dış ticaret dinamizmini korumayı başaran Türkiye, 2017 yılında yaklaşık 157 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Toparlanma eğilimi 2018 yılında da hız kesmeyerek ihracat rakamlarını 176,9 milyar dolara taşıdı ve yeni rekor serilerine zemin hazırladı. Küresel pazarlardaki payın korunması, sanayi üretiminin kesintisiz sürmesini sağladı.
MİLLİ GELİR 1,6 TRİLYON DOLARI AŞTI
kiye ekonomisi, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklere, jeopolitik gerilimlere ve finansal dalgalanmalara rağmen yıllık ortalama yüzde 5,4 ile güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Ekonomi, üretim kapasitesini koruyarak 23 çeyrektir kesintisiz büyüme başarısı ortaya koydu. Sanayi, yatırım ve ihracat odaklı dönüşümle desteklenen ekonomik yapı sayesinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla büyüklüğü 1,6 trilyon doları aşarak tarihi bir eşiğe tırmandı. Benzer tabloyu dış ticaret cephesinde de görmek mümkün. Darbe girişiminin ardından kısa sürede toparlanan ihracat performansı, sonraki yıllarda ivmesini koruyarak Türkiye’yi küresel ticarette daha güçlü bir konuma taşıdı. Son 10 yılda toplam 2,1 trilyon dolarlık mal ihracatına ulaşılması, üretim kapasitesi, tedarik gücü ve ekonomik direncin en somut göstergelerinden biri olarak öne çıktı.








