İstanbul ile Konuşuyorum
04:00, 22/10/2026, Perşembe
Yeni Şafak

'İstanbul ile Konuşuyorum' sergisi.
İstanbul Alışveriş Merkezi’nde açılan ‘İstanbul ile Konuşuyorum’ sergisi, şehri farklı yönleriyle ele alarak yeniden ilişki kurmaya davet ediyor. Sergide yedi sanatçı, İstanbul’un hafızasını resimden dijital sanata uzanan farklı disiplinlerle yorumluyor.
İstanbul’un hafızası yalnızca sokaklarında, yapılarında ve insanlarında değil; kuşaktan kuşağa aktarılan nesnelerde, bitkilerde ve gündelik hayatın görünmez izlerinde de yaşıyor. İstanbul Alışveriş Merkezi’nde (İstanbul AVM) açılan “İstanbul ile Konuşuyorum” sergisi, şehri farklı yönleriyle ele alarak ziyaretçilerini onunla yeniden ilişki kurmaya davet ediyor. Küratörlüğünü Samed Karagöz’ün üstlendiği sergi, resim, heykel, enstalasyon, dijital sanat, fotoğraf, seramik ve illüstrasyon gibi farklı disiplinlerden yedi sanatçının eserlerini bir araya getiriyor.

Samed Karagöz
ORHAN VELİ’YE GÖNDERME
Ozan Türkkan, Eylül Alıcı, Kıvanç Aykan, Raziyye Kuzu Atalay, Server Demirtaş, Selçuk Artut ve Fuat Değirmenci’nin eserleri, İstanbul’un hafızasını farklı perspektiflerden ele alıyor. Sergi, “Bir şehrin hafızası yalnızca insanlarda mı yaşar?” sorusundan hareketle mimariyi, doğayı, kişisel geçmişi ve teknolojiyi aynı anlatı içinde buluşturdu.
İstanbul Alışveriş Merkezi’ne kentin kendine özgü hikâyesini anlatan bir sergi yapmak istediklerini söyleyen küratör Samed Karagöz, sergi adının Orhan Veli'nin “İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı” dizelerine de gönderme taşıdığını belirtti. İstanbul’un bütün yönleriyle aynı anda anlatılmasının mümkün olmadığını vurgulayan Karagöz, “İstanbul çok katmanlı, çok büyük ve kalabalık bir şehir. Farklı kesitlerini görüyoruz. Kişisel hikâyelerden şehrin hafızasına uzanan farklı eserler bir arada” dedi.

Raziyye Kuzu Atalay
YAPAY ZEKÂ GELENEĞİN İZİNDE
Serginin öne çıkan eserlerinden Raziyye Kuzu Atalay’ın “Latent İlmekler” adlı çalışması, geleneksel halı ve kilim motiflerini yapay zekâ aracılığıyla yeniden yorumluyor. Türk halı ve kilim desenlerinden oluşturulan veri kümeleri, derin öğrenme tabanlı algoritmalarla gerçek zamanlı yeni kompozisyonlara dönüşüyor. Kamera sensörüyle ziyaretçilerin hareketlerine tepki veren eser, geleneksel el işçiliği ile dijital üretim arasında bir bağ kuruyor.
Atalay, kültürel belleğin yalnızca taşlarda ve yapılarda değil, kuşaktan kuşağa aktarılan nesnelerde de yaşadığını belirterek halıların bu hafızanın önemli taşıyıcılarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Çoğu zaman tezgah başında oturan adını hiç bilmediğimiz kadınların eliyle oluştuğunu söyleyen Atalay, “Bu desenler yüzyıllar boyunca İstanbul'un çarşılarında buluştu ve yavaş yavaş şehrin belleğine karıştı. Latent İlmekler de aslında o belleği dinleyen bir iş diyebilirim. Böylece yüzyıllardır el emeğiyle şekillenen desenler, dijital dünyanın imkânlarıyla yeni bir anlatı kazanıyor” ifadelerini kullandı.

Hayat
Türk sinemasına rekor yapım desteği

Hayat
Bir Başkadır dizisinde yeni sezon

Hayat
Altın Portakal’da sinema şöleni başlıyor
