Öteden beri muhalefetteki her parti "medya bizi yazmıyor, gündeme getirmiyor" diye sitem ederdi, son zamanlarda durum hepten değişti.
"Niye hep bizi yazıyorsunuz, iktidarı yazsanıza" diyorlar.
Tabii bunu biraz "değişik" ifade ediyorlar. "Muhalefete muhalefet yapmayın" diyorlar.
Sonuç itibariyle "muhalefeti değil iktidarı eleştirin" demektir bu.
Eleştiriden anladıkları "yergi" olduğu için iktidarı "yerin" bizi, "övün" demeye getiriyorlar.
Halbuki "övgü" de "yergi" de "eleştiriye" mündemiçtir. "Eleştiri" dediğin nihayetinde "değerlendirme" ameliyesinden ibarettir.
O değil de, CHP ve Kılıçdaroğlu hakkında onca kelime yakmamızı "yergi" olarak temellük etmelerine inanın çok üzüldüm.
Demek ki…
T. C Yılmaz Özdil, T.C Can Ataklı, T.C Uğur Dündar, T.C Emin Çölaşanların ağzına bakarak politika yaparsanız sittin sene iktidar yüzü göremezsiniz şeklindeki "eleştirimiz" maalesef "yergi" olarak algılanmış!
Demek ki…
CHP projelerini dile getirsin; Kılıçdaroğlu üç gün üst üste aynı görüş üzerine bulunsun; demokratik her adımı itibarsızlaştırmak için olmadık popüler söylemlerin girdabına kapılıp gidilmesin; daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi söylemiyle AK Parti"ye muhalefet yapılsın yollu önerilerimizin alayı "muhalefete muhalefet" olarak değerlendirilmiş!
Yazık çok yazık!
Ne bekliyordular bilemiyorum; çoraplarımızla masalara çıkıp "Gandi Kemal" diye tezahürat yapmamızı mı?
Madem yaptığımız onca "eleştiri" iyilikten sayılmıyor, biz de onların istediği "iyilikleri" yaparız.
CHP"nin övülmesini AK Parti"nin yerilmesini istiyorlar ya, onu diyorum. Şimdiden sonra muhalefeti öveceğim, hadi bakalım.
Zaten bu yazıyla da maksadım budur.
Başlıyorum…
AK Parti"nin medyası varsa CHP"nin de Kılıçdaroğlu"su var.
Çünkü hiçbir konu hakkında tutarlı bir girişim başlatmasa da bir şekilde kendisini de partisini de gündeme getirmeyi başarıyor.
Nerden baksanız çok büyük bir başarıdır bu.
Bu denli masrafsız PR çalışmasını yeryüzünde hiçbir lider başaramaz.
Her defasında kendi öz kaynaklarıyla bir şeyler bulup buluşturuyor gündeme oturuyor. Hiçbir şey bulamazsa yürüyen merdivene ters biniyor, biliyorsunuz. (Talihsiz denilince çok kızdığına göre demek ki bütün bunları bilinçli bir şekilde gerçekleştiriyor, bunu inkâr edemeyiz. )
Malumunuz son zamanlarda her yerde "çözüm süreci" konuşulunca CHP hepten gündemden düştü.
Bu ahval ve şerait içinde dahi Sayın Kııçdaroğlu yine yaptı yapacağını ve partisini gündeme oturttu.
Nasıl mı?
Şöyle: "Çözüm süreci" hakkında, "CHP"nin, ülkenin içinde bulunduğu böylesine önemli sürecin dışında kalmaması gerektiğine inanıyorum" düşüncesini dillendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç"ı istifa ettirdi.
Elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin, bu akıl almaz bir başarı değil de nedir?
Başlıklar :

