"Star" gazetesinden Fadime Özkan''ın Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile yaptığı söyleşiden çıkardığım sonuç, Hükümetin demokratik açılımı-PKK''nın sabotajlarına rağmen- sürdüreceğine ilişkin olarak sergilediği kararlılıktır.
Çünkü halihazırdaki PKK çözümün bir parçası değil, sorunun bir parçası durumundadır.
Fadime Özkan''ın "Dil Yarası: Kürt meselesini konuşmak" başlıklı kitabını okurken de aynı kanaate kapıldım. 2006''dan 2011''e kadar ''Kürt meselesi'' üzerine yaptığı söyleşileri bu kitapta toplamış Özkan. Dolayısıyla konuyla ilgilenen herkesin okuması gereken bir kitap "Dil Yarası".
Toplumumuzun çeşitli kesimlerini temsil eden kırka yakın isim Kürt meselesine ilişkin görüşlerini ifade etmiş. MHP eski yöneticilerinden Nevzat Kösoğlu''dan Kürt siyasal hareketinin önemli isimlerinden TİP eski milletvekili Tarık Ziya Ekinci''ye, bilim adamlarımız Metin Heper''den Süleyman Seyfi Öğün''e, Kemal Burkay''dan Mümtaz''er Türköne''ye, MİT eski yöneticilerinden Cevat Öneş''ten İstanbul eski Müftisi Mustafa Çağrıcı''ya kadar pek çok isim Fadime Özkan''ın sorularına cevap vermiş.
Bu isimlerin büyük çoğunluğu Kürt meselesinin çözülmesinde AK Parti hükümetinin büyük bir şans olduğu konusunda hemfikir. Hakikaten uzun süre konuşulması bile tabu olan bir sorunun çözümlenmesinde AK Parti hükümetinin "demokratik açılım" konsepti çerçevesinde yaptıkları daha önce hiçbir hükümete nasip olmayacak ölçülerde cesurdu.
Değişen dünyada Türkiye, içerde ayağına takılan bütün sorunları çözerek kendisine yepyeni bir rota çizmeye çalışıyor. Ne var ki AK Parti hükümetinin bir ''devlet projesi'' olarak üstlendiği demokratik açılımlar PKK''nın direnişiyle karşılaştı hep. Nihai çözüme yaklaşıldığı anlarda gelen PKK saldırıları, ''Eski Türkiye''yi muhafaza etmek isteyen odaklarla PKK arasında stratejik bir ilişkinin varlığını da deşifre ediyordu.
Fadime Özkan''a konuşan Kürt aydınlarından Muhsin Kızılkaya bakın nediyor:
"AK Parti hükümeti çabuk ezber bozdu, PKK''yı hazırlıksız yakaladı. PKK hiçbir zaman barış ortamına göre realize edilmiş değildir, hep savaşma üzerine konsept geliştirmiştir."
Aslında PKK''nın hazırlıksız yakalanmasından çok, PKK''nın ''demokratik açılım''ı kendi varlığı için bir tehlike olarak gördüğünü söylemek gerek. PKK, sorunun devam etmesi temelinde kendini yapılandırmış bir örgüt. Bu yüzden demokratik açılımları sabote ediyor, üstüne üstlük ''Demokratik özerklik'' yaftası altında "Pol Pot" türü ilkel bir yapılanmayı Kürtlere dayatmaya çalışıyor.
PKK, uluslararası güçlerin oyun sahası içinde himaye bularak kendi küçük iktidar oyununu oynuyor. Bu iktidar ve güç oyununda ne Kürt gençlerinin hayatı önemlidir, ne de Türkiye''nin daha ileri bir demokrasiye kavuşması önemlidir.
PKK Hükümetin demokratik açılımlarını terör saldırılarıyla sabote ederken diğer taraftan da siyasi uzantısı BDP''yi bloke etmeyi sürdürdü. Bu blokaj sadece BDP ile sınırlı değil, PKK bütün Kürtleri de KCK ile hacir altında tutmaya çalışıyor. KCK operasyonlarından duyulan rahatsızlığın asıl sebebi bu.
"Mücahit Denktaş"ı uğurlarken..
Merhum Rauf Denktaş''ın cenaze töreni "Kuzey Kıbrıs"ı birleştirdi. Nüans farkları, ihtilaflar, küskünlükler bir kenara bırakıldı, Kuzey Kıbrıs tek vücut oldu. İktidar ve muhalefetiyle Türkiye, Kuzey Kıbrıs''la bir bütün olduklarını sergiledi. Dost, düşman, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs''ın etle tırnak gibi olduğunu Denktaş''ın görkemli şekilde ahirete uğurlanmasıyla bir kez daha gördü.
Denktaş''ın vefatı 60 yıllık zorlu mücadeleyi hafızalara tekrar getirdi. Bu 60 yıllık mücadele, Rumların ve Yunanistan''ın kanlı ayak oyunlarıyla uluslararası güçlerin denge oyunları arasında "Kıbrıs Türkleri"nin varolma mücadelesiydi. Dr. Fazıl Küçük ve diğer mücahit liderlerle birlikte Denktaş bu mücadelenin simge isimlerinden biriydi. Denktaş''ı tanımadan Kıbrıs anlaşılamaz.
Renkli kişiliğiyle bilinen Denktaş''ın tartışma götürmeyen tarafı, Kuzey Kıbrıs''ın bağımsızlığını sürdürmesi yönünde sergilediği tavizsiz tutumuydu. Denktaş ismi Kuzey Kıbrıs''ta hep bu yönüyle hatırlanacak.
Başlıklar :

