Dindar Gençliğe Hitabe [2]

00:0019/03/2014, mercredi
G: 12/09/2019, jeudi
Cemile Bayraktar

Nerede kalmıştık, kaldığımız yerden devam edelim...Gelelim dindar gençliğe, "dindar gençlik" kindar gençliğin (gençlikleri tartışılır) ne olduğunu zannediyorum haziran ayından bu yana gördü, hepsi sağ olsunlar ki fiili bir şiddet ile bu fiili şiddete cevap vermedi, bundan yana sevincimiz var ancak bu süreçte dindar gençlik kendi akıllarını yönlendiren bir çeşit sloganist ağızların da takipçisi olmaya başladı, cin olmadan adam çarpmak gibi çıkışları oldu, yahut uyuma gibi refleksler gösterdiler,

Nerede kalmıştık, kaldığımız yerden devam edelim...

Gelelim dindar gençliğe, "dindar gençlik" kindar gençliğin (gençlikleri tartışılır) ne olduğunu zannediyorum haziran ayından bu yana gördü, hepsi sağ olsunlar ki fiili bir şiddet ile bu fiili şiddete cevap vermedi, bundan yana sevincimiz var ancak bu süreçte dindar gençlik kendi akıllarını yönlendiren bir çeşit sloganist ağızların da takipçisi olmaya başladı, cin olmadan adam çarpmak gibi çıkışları oldu, yahut uyuma gibi refleksler gösterdiler, belki kutuplaşmanın bir parçası oldular, gayet doğal bir süreç ama kesinlikle izlenmemesi gereken bir süreç. Zira dindar gençliğin slogan, magazin, nefret gibi üç şer odağına cevap üretmeye çalışırken kaybedecek zamanı yok ve orada çürümemeli. Peki, ne yapmalı?

Öncelikle slogan, kısa zamanda sonuç alma, dünya kazanımları, statü merakı, bencilliğe yönelik yatırımlar, tembellik, karşısındakine göre konum alma gibi yüzeysel ve geçici çözümlerden uzak durmalı, slogancı ağızları yol önderi seçmemeli... Biraz daha açayım: Herkes lisans ve üstü eğitim almayabilir, öncelikle böyle bir zorlamaya gerek yok, kim ne iş yapmak istiyorsa onu yapsın ama bu işi en iyi şekliyle yapsın; üniversite öğrencisiysen kütüphanelerde yahut kitap başında uyuyacaksın, simitçiysen temiz ve taze simit satacaksın, oto kaportacıysan o aracın yağını eklerken milim şaşmayacaksın, yaptığın işi en ideal haliyle yapacaksın. Sokağa tükürüp çöp atmayacaksın, yolda küfür ederek yürümeyeceksin, öğretmeninle dalga geçerek konuşmayacaksın, mutlaka yaptığın işe ek bir uğraşın olacak, vaktini Kore dizileriyle değil o uğraş ile dolduracaksın, mutlaka roman okuyacaksın, bir dil öğreneceksin, Arakanlı görmediğin çocuk için ağlayabileceksin, nefretini yutacaksın, Allah''ın ipi yanında duran Müslüman kardeşindir, ona sarılacaksın, camileri dolduracaksın, cemaatle namaz kılacaksın, aldığın bursu marka kıyafetlere değil kitaplara harcayacaksın, senin gibi düşünmeyenle bir arada yaşayabilmeyi öğreneceksin, balinaların katledilmesi seni üzecek, bilmem kaç yıldızlı otelde değil bu ülkenin tarihinin koktuğu mekanda tatil yapacaksın, lüks otomobiller gördüğünde değil ahlaklı, idealist, sorumluluk sahibi bir insan gördüğünde imreneceksin, imreneceğiz. Eğer dindar gençlik isen, isek tüm bunları yapacaksın, yapacağız.

Bir köşe yazısı için çok mu yoğun konuştum, inanın değil. Bir yol yürünecekse böyle yürünecek, kısa vadede sonuçlar beklenmeyecek, yapılan iş salt dünyalık olmayacak, düzen ıslah olmazsa ıslahta devam edilecek. Ashab-ı Suffa örnek alınacak, Rasulullah (SAV)"in bir kısmını öğretmenlik-tebliğ, bir kısmını öğrencilik-öğrenme, bir kısmını filli çalışma, bir kısmını destek olmaları için dua ile görevlendirdiği o mübarek insanlar örnek alınacak, bilmem kimin bilmem kaç paralık arabayla gezen asalak oğlu yahut bilmem kimin kafasından büyük güneş gözlüğüyle gezen kızı değil. "Bir işle yorulunca başka bir işle dinlenilecek." Bunlara gönlün, rızan yoksa güzel kardeşim hiç o "dindar gençlik" arasında kuru kalabalık yapıp yer işgal etme, gölge etme, zira İslam"da çokluk değil kalite esastır.

Şimdi oturduğun yerden kalk ve lütfen harekete geç artık, eline raftan bir kitap al, arkadaşının falanca yerde buluşalım, gezelim davetini ya kibarca reddet yahut onu bir çalışma davetine çevir. Birkaç arkadaşına o geyik muhabbetlerinin döndüğü akıllı telefonunun "Whats app" kısmından bir mesaj yaz ve birkaç gün içinde bir kitap okuyup, sonra o kitabın kritiğini yapmak üzere buluşmayı öner, annene yardım et, toplu taşımada birine yer ver, camiye git, sadaka ver, artık yattığın yerden salt dua ile hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini gör, hocanın verdiği makaleyi oku, ödevini yap, sosyal ağ orucu tut, iyi bir film izle, sakin bir yolda yürü, kendine sor, kendinle konuş, kendini tanı, iyi bir şey yap, kendini ödüllendir, kardeşine bir hediye al ama lütfen artık şu tembellikten vaz geç.

Tüm bu saydıklarımı yapıyorum dersem kibre, riyaya girmiş olurum ama yapmıyorsam da kimseye "yapın" diyemem... Bildiğim bir şey varsa bu saydıklarımı yaparsak, bir adalet tesisinde rolümüz olursa hem dünya hem de ahiret huzuru bulacağımızdır. Aksi takdirde hiçbir şey değişmeyecek; yine sil baştan aynı şeyleri yaşayacağız: Darbecilerle uğraşacağız, Filistin"e ağlayacağız, "Kahrolsun ABD" diye bağıracağız, aynı yerde sayacağız ama ne darbeciler tükenecek, ne Filistin gülecek ne de ABD kahrolacak! Hayatın dinamiği fiili duadır, o halde ne duruyorsun, bu yazıyla vakit kaybediyorsun, Bismillah de ve...