
Bitti, çünkü masa değişti, konsey dağıldı, büyü bozuldu, macun tüpten çıktı.
On yıl kadar oldu, Sıraselviler’de, Alman Hastanesi’nin arkasında bir sokağa arabayı park ettim, daha aşağıya inmeden iki kişi kapının önünde dikildi, yaşlı olan, “Birader, burası ücretli, vereceksen kalsın, yoksa çek” dedi.
Verdim…
Adamla biraz sohbet ettik, on on beş yıl önce Erivan’dan geldiğini söyledi; Ermeniymiş, burada akrabaları varmış, böyle otopark işlerine bakıyormuş.
İstediği para, kapalı otoparkın dörtte biri kadardı, onun için verdim.
Oralarda aynı işler hala devam ediyor mu bilmem; etmemesi lazım, zira on yılda çok şey değişti.
Bizim memlekette, çete, örgüt, dayı, kabadayı işlerine bakarsan, mevzu Tanzimat’a kadar gider.
O zamanlar Tanzimat Fermanı ile “eşit yurttaşlık” hakkını elde eden azınlık tebaa, kontrolsüz bir coşkuya kapıldı, Müslüman ahali de bu durumdan rahatsız oldu, asayiş mekanizmasının cıvataları gevşedi.
Yetkisiz karakollar, copsuz zaptiyeler, atsız zabıtalar, süs kabağı muamelesi görmeye başladı.
Sonra ne oldu biliyor musun, sonra şu oldu:
Pala bıyıklı komiser, Tanzimat Fermanı ile bağlanan elini kolunu, semtin delikanlısına çaktığı işmarla çözdü, “Oğlum ben yapamıyorum, kanun müsaade etmiyor, sen usulünce yap, ben arayı bulurum” dedi.
Böylece “yerli ve milli kabadayı” dönemi başladı.
İşin tadına varan kabadayı, zamanla arsayı genişletti, “bölgesel” hatta “ulusal kabadayı” unvanını aldı. Öyle dönemler oldu ki, devletle pazarlığa oturdu, devleti kendisinin koruduğunu, kolladığını iddia etti.
Cumhuriyet ile birlikte işler değişti, azınlıkların pek bir hükmü kalmadı, bu sefer de “yerli ve milli kabadayı” soy-sülale, aşiret gruplarıyla anılır oldu.
1950’den sonra yeni özgürlük alanları oluştu, devlet muhafazakârlaşırken, piyasa Batılılaştı.
Bu yumuşak ortamı fırsat bilen malum yapılar, yüz yıl önce içeriden yaptıklarını, bu sefer dışarıdan yapmaya başladı, Tanzimat şımarıklığı, ASALA silahına dönüştü, katliamlar başladı.
İşte o zaman, pala bıyıklı komiser tekrar ortaya çıktı “yerli ve milli kabadayıya” bir işmar daha çaktı, “Oğlum, mevzuyu biliyorsun, bitir işi” dedi.
O da bitirdi…
Fakat yine aynı şey oldu, devletin işini gören ağır abi, devlete ortak oldu, işler yine karıştı, film koptu, böylece bir dönem daha kapandı.
Hepimiz şahidiz ki, bu devlet, 2000’lerde açıklık ve şeffaflık sözü verdi, bu yönde adımlar attı.
Lakin biraz fazla şeffaf oldu, izlendi, dinlendi, en sonunda, 15 Temmuz gibi açık bir müdahaleye maruz kaldı, sonra ani bir kararla içeriye kapandı, sınırlara duvar ördü.
Tabi kabadayı âleminde de bir dalgalanma oldu, içeri girenler, dışarı çıkanlar, hainler, kahramanlar; böyle bir sıfat paylaşımı yapıldı, iş döndü dolaştı, yine “yerli ve milli” eksene dayandı.
Şimdi, bir şeylerin sonuna geliyoruz, bunu kabul etmeyenler, zaten neyin nasıl olduğunu bilmeyenlerdi.
Kurtlar Vadisi’nin iş yapmayacağını, moda tabirle metal yorgunu olduğunu, Erdoğan’ın, partisinde değişim sinyali verdiği gün anlamıştım.
Kural şudur; bir şey değişirse, her şey değişir…
Ne izledik biz, Baba1, Baba2, en fazla Baba3…
Baba Irak’ta, Baba Afganistan’da, Baba Suriye’de diye devam etti mi o iş, etmedi.
Niye etmedi, onlar geri zekâlı mıydı, dünyanın en iyi mafya filmini yapan adamlar, Marlon Brando’yu, Al Pacino’yu, Vietnam’a gönderemezler miydi?
Göndermediler…
Baba’dan bir Rambo yaratmadılar; çünkü her şeyin bir raconu var, açtığın çağı kapatmasını bilmezsen kapatırlar, bu iş böyledir.
Her anlamda, her sahada bir şeylerin sonuna geliyoruz; fark eden, kendini yenileyen kalır, edemeyen yok olur gider.
Diriliş Ertuğrul da bitti, uzatmaları oynuyor, onlar da bir sinema filmi yapsınlar, görelim.
Şayet derseniz ki, “Bu muhafazakâr/milliyetçi ahalinin gülüp eğleneceği bir şeyler yok mudur, oradan yürüsünler, sitcom vadileri kursunlar, kültür/sanat işleriyle gevşesinler…”
Bakın, o konu gerçekten derin bir konudur; adam, bir imparatorluk kaybettiğine inanıyor, yüz yıldır acı çekiyor, bunun neresi komik?
“Sivil toplum” dediğin şey, bu topraklarda, yabancının at koşturmak için uydurduğu kanuna karşı “kabadayı teşkilatı” olarak ortaya çıktı, bunu biliyor muydun?
Millet, şimdi hakiki devleti izliyor… Kahraman, devletin ta kendisi… Kurdun, çakalın devri çoktan kapandı…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.