Okulda başörtüsü ve şort yasağı

Hilal Kaplan
Hilal KaplanYeni Şafak Gazete Yazarı
01:00, 02/12/2012, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
Okulda başörtüsü ve şort yasağı

Okullarda kılık kıyafet yönetmeliğinde yapılan değişikliğin tartışma yarattığı alanlardan birisi de İmam Hatip Lisesine giden kız öğrencilerin dilerlerse tüm derslerde başlarını örtmelerine ve diğer okullarda da Kur''an dersini seçmiş öğrencilerin başını örtmesine imkân sağlamasıydı. Buradaki en çarpıcı etkiyi, devlet okullarındaki kız öğrencilerin, bir ders çerçevesinde de olsa, başlarını örtmelerine izin veren değişiklikti. Bunu bir kısım seküler "türban, okullara giriyor" feveranıyla; diğer bir kısım Müslümansa "başörtüsü, yine yasaklanıyor" feveranıyla karşıladı. İki yaklaşıma da katılmayan ve mezkûr değişikliğin gerektirdiği cesaret dolayısıyla hükümeti kutlayan birisi olarak önceki yazımda dile getirdiklerimin yanı sıra diğer sebeplerimi de izah edeyim.

Liberalinden solcusuna kendisine demokrat diyen tüm aydınlar, devletin kendini ideolojik manada askıya alarak farklı görüş, ideoloji ve inanç biçimlerinin birbirine müdahale etmeden birlikte yaşamasına olanak sağlamasını savunurlar. "Tarafsız devlet" olarak bilinen bu anlayışa göre devlet aynı zamanda hiçbir "iyi yaşam" formunu da önceleyemez ve savunamaz. Fakat ne hikmettir ki sol/liberal entelektüellerimiz, mesele başörtüsü olunca devleti göreve çağıran birer vazife insanına dönüşüyorlar. Çünkü başörtüsü ve onun simgelediği hayat tarzı, kendilerinin "iyi hayat" anlayışına uymuyor ve bu sebeple söz konusu hayat tarzını sürenlerin yaşam alanlarına devletin müdahalesini meşru görebiliyorlar.

Sanırım bu yüzden bir kızın başı açık yaşamaya devam etmesi sorgulanmaz, hatta sorgulanması abes kabul edilir. Başı açık kızın, "başı açıklığı" üzerindeki aile otoritesinin sınırları da sorgulanmaz. Başı açık olmaya kaç yaşında karar verdiği de sorgulanmaz. Fakat başı örtülü kızın kaç yaşında örtünmesi gerektiği sorgulanır, sorgulanmalıdır. Onun üzerindeki aile otoritesi sorgulanmalıdır. Sorgulanması da yetmez, yok sayılmalıdır. Onun tercihlerine yaş sınırı konabilir; hatta dediğim gibi bazı ''demokratlar'' utanmadan devleti göreve de çağırabilir. Bu hakkaniyetsiz ve çelişkili bakış, "başörtülüler" diye adlandırılan grubun her zaman ve her şartta, "başı açıklar" diye nitelenen gruba nispetle anormal, patolojik, gayri meşru görülmesinin sonucudur.

Mahremiyetin tesisi hem bireyselliğin hem de toplumsallığın kurucu koşullarındandır. Üstelik hiç kimse, mahremiyetinin sınırlarını kendi özgür iradesiyle belirlemez. Bizim için bunu ya toplumsal kurallar ve/veya devletin öngördüğü düzenlemeler ya da din yapar. Örneğin hiçbir kadın özgür iradesiyle istese bile göğüslerini açarak sokağa çıkamaz. Ya da bir erkek, işyerine şortla gidemez. Çünkü bu toplumsal-siyasal kurumların bizim için belirlediği mahremiyet sınırlarının ihlali anlamına gelir. Bu minvalde kadın-erkek, inanan-inanmayan herkes belli iktidar modaliteleri tarafından öngörülen zımni ya da yazılı mahremiyet sınırlarına riayet eder.

Ancak konulan mahremiyet sınırları, mahremiyeti tesis etmeye yöneliktir; ihlal etmeye değil. Başörtüsü yasağındaysa, bunun tam tersi gerçekleşmiştir. Okul, hastane, belediye binası gibi ortak ve kamusal yaşam alanlarında mahremiyeti ihlal etmeye yönelik bir kural getirilmiştir. Başörtülü kadınlara başlarını açmaları emredilerek mahremiyetleri hiçe sayılmıştır. Başı açık bir kadına, vücudunun istemediği bir bölgesini zorla açtırmaktan hiçbir farkı olmayan bu uygulama, mahremiyeti ihlal etmediği sürece diğer kılık kıyafet uygulamalarıyla eşitlenemez, aynı simetride değerlendirilemez. Bu bağlamda nasıl ki işyerlerinde şort giyilmesi idare tarafından yasaklanabiliyorsa, okullarda da şort giyilmesinin yasaklanmasının abes bir yanı yoktur. Devletin, okul alanı içindeki mahremiyeti bacakların dize kadar örtülmesi olarak belirlemesi mahremiyetin ihlali değil, tesisidir. Başörtüsü takılmasının yasaklanmasıysa mahremiyetin tesisi değil, ihlalidir. Hem bireyselliğin hem de toplumsallığın kurucu şartına aykırıdır.

Üstelik kılık kıyafetimizi düzenleyen mahremiyet sınırları, en başta bize ailemiz tarafından öğretilir. Dolayısıyla, nasıl ki seküler ve/veya inanmayan bir ailenin kendi toplumsal mahremiyet anlayışı çerçevesinde çocuğuna, vücudunun belli kısımlarını örtmesini salık vererek, bunu öğreterek ve bunun kendisi için daha iyi olacağını aşılayarak yetiştirmeye hakkı varsa; aynı şekilde Müslüman bir ailenin de belli yaştan sonra çocuklarına İslamî mahremiyet anlayışından bahsetmeye, onları bu doğrultuda teşvik etmeye hakkı vardır. Fakat başörtüsü, bireyin mahremiyetini tesis etmesinin minvallerinden biri olarak değil de Müslüman öznelliğinin patolojik bir getirisi olarak görüldüğünden, bir kısım entelektüel de devleti göreve çağırıp başörtülü olmaya 18 yaş sınırı getirerek patolojik başörtülüleri ağaç daha yaşken "tedavi" etmeye ve "normalleştirmeye" çalışmaya devam ediyorlar.

Neyse ki, göreve çağrılan devlet, bir süredir Ak Parti hükümetine tekabül ediyor. Bu da Müslüman dostlarımıza bir eleştiri olsun. Mevzubahis yönetmelik sayesinde, devlet okulu içinde başörtüsü takmak normalleştiriliyor. Dolayısıyla bu değişiklikten çıkartılan eleştiri biçiminin "Ak Parti=12 Eylül rejimi" olması hakkaniyetten uzaktır. Evet, hükümete kategorik muhalefet bugünlerde oldukça cazip ama bir de iki taraftan gelen eleştiriler sebebiyle bu değişikliğin geri alındığını düşünün. Sizce iyi bir iş mi yapmış olacaksınız? Madem "ya hep, ya hiç" tarzı maksimalist bir muhalefet öngörüyorsunuz, neden seçmeli Kürtçe ders uygulamasını anadilde eğitim olmadığı için yerden yere vurmadınız da "yetmez ama evet" dediniz? Üstelik o reform geçirilirken "anadilde eğitime karşıyız" diyen bir hükümet vardı. Lâkin başörtüsü meselesinde hükümetin böyle bir kırmızı çizgisi olmadığı da biliyoruz.

Muhalefet etmek, daha fazlasını istemek haktır. Ancak muhalefet etmek adil bakmaya engel olmamalıdır. Ve adaleti tesise vesile olmak isteyen bir muhalefet, bu değişikliğe daha çok sahip çıkmalıydı; en azından laikçilerle farklı frekanstan da olsa aynı sesi çıkarmamalıydı diye düşünüyorum.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026