Bir kitabı hem zevk alarak, hem de üzüntü duyarak okumak mümkün müdür diye sorulacak olursa, ben hemen mümkündür diye cevap veririm. Büyük zatların ölümlerinden sonra hazırlanan kitapları ve bunlardaki yazıları okurken insan bu iki zıt duyguyu birden yaşar.

Bu minval üzere, kaleme alınan kitaplardan birini de Yücel Hacaloğlu’nun, “Sevenlerinin Kalemiyle Peyami Safa” isimli eseri teşkil ediyor. 1962 yılında Toprak Yayınları arasında çıkan 80 sayfalık bu kitapçıkta Peyâmi Safa’nın ölümüyle ilgili bir hayli yazı bulunuyor ve yukarıda da belirttiğim gibi bir nev’i vedânâme diyebileceğimiz bu yazılar okuyucuya duygu karmaşası yaşatıyor.

Kültür dünyamızın en renkli kalemlerinden biri olan merhum Peyâmi Safa’yı ben -daha lise yıllarından itibaren- romanlarını okuyarak tanımaya başladım. Sonraları ise ilmi, fikri, tarihi ve edebi yazılarıyla tanışmaya başladım. İlerleyen zamanla birlikte velûd ve işlek kaleminin bir bakıma tiryakisi oldum. Hele polemik yazıları çok daha fazla ilgimi çekiyordu. Şunu da belirtmek isterim ki, çeşitli yayın organlarında neşredilen bu yazıları tabii ki, bilâhere kitaplardan takip ettim.

Meselâ bu kitaplardan biri, 1971’de Yağmur Yayınevi’nin neşrettiği “Peyami Safa’dan Seçmeler”di. Faruk K. Timurtaş ve Ergun Göze beylerin birlikte hazırladıkları bu eseri bir kaç defa gözden geçirdim. Derken Ötüken Yayınları üstadın neredeyse bütün yazılarını belli tasniflerle ve çeşitli isimler altında kitaplaştırdı.

İlerleyen zamanla birlikte, onunla ilgili müstakil kitapların, araştırma inceleme eserlerinin hazırlandığını da biliyoruz. Merhumun en yakın arkadaşı Vecdi Bürün’ün «Peyami Safa ile 25 Yıl» adıyla hazırladığı eser de büyük bir önem arz ediyor.

Yine asıl konumuza, “Sevenlerinin Kalemiyle Peyami Safa” isimli kitaba gelecek olursak, bu eserde Galip Erdem, Gökhan Evliyaoğlu, Nureddin Topçu, Dr. Recep Doksat, Faruk K. Timurtaş, Ragıp Akyavaş, Dr. Fethi Tevetoğlu, Ahmed Kabaklı, Ayhan Songar, Hâlide Nusret Zorlutuna, Mehmet Gökalp, İlhan E. Dârendelioğlu, Mehmed Sofuoğlu gibi isimlerin ilgiyle okunan yazıları bulunuyor.

Bu kitabın son bölümü “Son Yolculuk” başlığı altındaki şu satırlarla sona eriyor:

“Perşembe gecesi ebediyete intikal eden üstadın fâni vücudu, yeryüzündeki son istirahatini Şişli Camii’nde yaptı. Cenazenin kaldırılacağı Cumartesi gününe kadar orada bekledi. Cumartesi günü saat 11’den itibaren Şişli Camii’nin hayli geniş olan avlusu büyük bir kalabalıkla dolmaya başlamıştı. Üstadın yakınları, dostları, bazı gazeteciler ve genç hayranları, son vazifelerini îfâ etmek üzere gelmiş bulunuyorlardı. Edebiyat Fakültesi’nden büyük tarih âlimi Ord. Prof. Zeki Velidi Togan, eski başvekillerden Prof. Şemseddin Günaltay, tarihçi İsmail Hâmi Dânişmend, emekli Ord. Prof. Kâzım İsmail Gürkan, İktisat Fakültesi’nden Ord. Prof. Ziyâeddin Fahri Fındıkoğlu, Doç. Sabahaddin Zâim, Fethi Gemuhluoğlu, Nevzat Yalçıntaş, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Reşad Ekrem Koçu, Alâeddin Yavaşca, Nizâmettin Nazif Tepedelenlioğlu, Necmeddin Hacıeminoğlu, Birol Emil ve tanınmış daha bir çok kimse cenazeye gelmişti.

Herhangi bir hâdise ihtimaline karşı ilgili makamlarca sıkı emniyet tedbirleri alınmıştı. 62 yıllık hayatı daimi bir mücadele ve hadiseler zinciri halinde geçen üstadın son yolculuğu gâyet sâkin bir hava içinde oldu. Namazdan sonra askeri vasıtalarla Edirnekapı Mezarlığı’na nakledildi. Peyâmi Safa, bir müddet önce kaybettiği biricik oğlu Merve’nin yanına defnedilecekti. Şişli Camii’ne gelenlerin hemen hepsi defin sırasında da hazır bulunuyorlardı. Millet hizmetinde geçmiş bir ömür artık bitmişti. Bundan sonrası ölümsüzlük iklimine gitti.

Kabri başında Nizâmettin Nazif kısa bir konuşma yaptı. Üstadın meziyetlerinden, dâima tarafsız bir hakem gibi hareket ettiğinden, hiç kimseye karşı kindar olmadığından bahsetti.

Allah rahmet eylesin.”

Edirnekapı Mezarlığı’nı terk edenler kaybettikleri büyük kıymetin artık aralarında olamayacağını düşünüyor, gözlerine hücum eden yaş tûfânına, eserleri ile daima mevcut olacağı, daima hatırlanacağı tesellisi ile mâni olmaya çalışıyorlardı.

Allah rahmet eylesin.

Peyâmi Safa hakkında bir yazı kaleme alan, ancak adı yukarıdan beri anlattığımız kitapta olmayan başka bir yazarımız daha vardı ki, o da merhum Hekimoğlu İsmail idi. Bundan 70 yıl önce, 27 Temmuz 1966 tarihli “Yeni İstiklâl”de, “Peyami Safa Düşmanı Saygısız Bir Yazara» başlığıyla bir yazı neşreden Hekimoğlu İsmail, bakınız neler söylüyor:

“Bay Hayati Asılyazıcı,

17 Mayıs 1966 tarihli Akşam gazetesinin altıncı san’at sahifesinde ki “Devlet Tiyatrosu Irkçı ve Turancı Bir Eseri Oynuyor” başlıklı kötüleme yazınızı tesadüfle okudum. Böyle bir yazıya tenkitten ziyâde, kötüleme demenin daha doğru olacağını siz de takdir edersiniz.

Tarık Buğra’nın “Ayakta Durmak İstiyorum” isimli tiyatro eserinin iyi veya fena mı olduğunu, eseri okumadığım ve oyunu da seyretmediğim için bilmiyorum. Adı geçen şahsı müdâfaa etmek de bana düşmez. Esasen benim maksadım da bu değildir. Teessüfe şâyân olan nokta, bir yazarı ve eserini kötülemek isterken ‘Peyami Safakofil Tarık Buğra’ diye bir deyim icat ederek, ölmüş ve arkasında hasta bir eş bırakmış olan müdâfaasız bir büyüğü tahkir ve tezyif etmenizdir. Peyâmi Safa hayranı olmak sizin nazarınızda bir kusur mudur ki, alaylı ve küçültücü deyimlerle bir ölünün hâtırasına dil uzatıyorsunuz. Merhum Peyâmi Safa yalnız Tarık Buğra’nın değil, on binlerce Türk gencinin sevdiği yeri doldurulamayacak bir sanat ve düşünce adamı idi.

Eğer bir tiyatro eseri vesilesiyle Peyâmi Safa’yı tezyif etmeseydiniz, ben size bu mektubu yazmayacak, dolayısıyla isminizi bile bilemeyecektim. Fakat tanınmak ve şöhret yapmak için milletçe sevilen kişilere hakaret etmek, muhakkak ki, hiç de iyi bir yol değildir. Bu size karşı ancak nefret hissi uyandırabilir. Sizden çok önce bu yolu deneyenler olmuştur. Çıkardıkları bir dergide resimlerini tersine basıp üzerlerine birer çarpı (iptal) işareti koyarak ‘putları deviriyoruz’ diye Nâmık Kemalleri, Mehmet Âkifleri ve daha başka Türk büyüklerini yıkmaya çalışmışlar, fakat devrilen ve yıkılan sonunda kendileri olmuştur. Bugün Nâmık Kemal, yine de Nâmık Kemal; Mehmet Âkif yine de Mehmet Âkif’tir. Ancak o kumpanyaya ön ayak olanların hepsi bugün millet nazarında birer ‘hiç’ olmuşlardır.

Ziyâ Paşa diyor ki: ‘Bevvâl-i çeh-i zemzemi lânetle anar halk.’ Yani, şöhret sahibi olmak için zemzem kuyusuna işeyeni halk, lânetle anar. Yine Ziyâ Paşa: ‘Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar / Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan’ der ki, bunun da mânâsı, yarasa kuşunun gözü ışıktan incindiği gibi, cahiller de bilgili ve faziletli olanları çekemez demektir.

Sizi anlıyorum; şöhrete düşkünsünüz, fakat kabiliyetten mahrum olduğunuz için müsbet yoldan -Peyâmi Safa gibi eserler meydana getirerek- şöhrete ulaşamıyorsunuz. Onun için haset ve kıskançlık hisleri ile kıymetli şöhretleri yıkmaya çalışıyorsunuz. Yarasalığı bırakın, cahiller gibi çekememezlik etmeyin. Şöhret hırsından vazgeçin. Peyâmi Safa’nın tek oğlu kendinden önce vefat ettiği için vârisi millettir ve eserleri de millete mâl olmuştur. Ölmüş bulunan ve en büyük vârisi millet olan bir insanı rahatsız edecek ölçüde hasetlik etmek, haset ve kıskançlığın en çirkin nevidir.

Sizde olmayan iyilik, güzellik ve üstünlüğün başkalarında olması sizi rahatsız etmesin. İyiliğin, güzelliğin ve doğruluğun dostu olun. Nefret etmeyi ve ettirmeyi değil; sevmeyi, sevilmeyi ve sevdirmeyi öğretin.

Evet, gür sesle söylüyorum; ‘Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’, ‘Fatih-Harbiye’, ‘Matmazel Noralya’nın Koltuğu’, ‘Doğu-Batı Sentezi’, ‘Milliyetçilik ve Mistisizm’ gibi yüzlerce kıymetli eserin yazarı; sanatkâr, romancı ve fikir adamı Peyâmi Safa merhûmu her yaştan on binlerce Türk sevmektedir. İsterse, bütün şöhretini sapık ideolojisine borçlu olan vatan haini, sütü bozuk Nâzım Hikmetoviç Verzanski’nin hayranı Nâzım Hikmetçiler hasetlerinden çatlasın.

Bakınız, Ziyâ Paşa ne diyor:

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!

Anlayana bu kadar nasihat çok bile.

Hadi güle güle…”

Her iki yazarımıza da Allah’tan rahmet niyâzıyla…

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026