“Eski hâl muhal, ya yeni hâl veya izmihlâl”, meşhur bir sözdür.
Ne demek açıklayalım; Eski hâl muhal: Yani geçmişe dönmek imkânsızdır.
Ya yeni hâl: Zamanın gereklerine, çağa, ilme ve şartlara uygun yeni bir düzen, veya sentez oluşturmak zorundasınız.
Veya izmihlâl: Bunları yapamazsanız yok olmak, mahvolmak ve silinip gitmek kaçınılmazdır.
Peki yeni hâl nasıl olacak ya da nasıl olması gerekir veya eskiyi aratmadan yeni hal nasıl olmalı?
Bu soruların cevaplarını, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Başkanı iş adamı Erhan Erken’in kaleme aldığı “Ticaretin Kalbinden” kitabının satır aralarında bulabiliyoruz.
***
“Kurumsallaşırken güveni, büyürken samimiyeti, profesyonelleşirken insanı kaybetmemek. Çünkü teknoloji değişebilir ama insanlar hâlâ güvendikleri kişilerle çalışmak, kendilerine değer verildiğini hissetmek istiyor.
Ahilikten dürüstlüğü, vakıf kültüründen toplumsal sorumluluğu, mahalle esnafından samimiyeti alıp bunları çağdaş işletmeciliğin içine yerleştirebilirsek hem daha güçlü şirketler kurarız hem de daha güçlü bir toplum inşa ederiz.”
***
“Kapalıçarşı, sadece ticaret yapılan bir mekân değildir; güven üzerine kurulmuş bir hayat biçimidir.
“Söz senettir.” sözü, burada sadece güzel bir ifade değil, ticaretin temel ilkelerinden biriydi.
Çarşının yakınındaki camiler, hanlar, sebiller, imaretler ve medreseler tesadüfen yan yana değildir.
Bunların hepsi aynı medeniyet tasavvurunun parçalarıdır.
Ticaret ile hayır, kazanç ile sorumluluk, ekonomi ile ahlak birbirinden kopuk düşünülmemiştir.”
***
“İstanbul’un kaybetmesini istemediğiniz üç değeri nedir?
- Birincisi hafızası.
Çünkü hafızasını kaybeden şehir, kimliğini de kaybetmeye başlar.
İkincisi mahalle kültürü.
İnsanların birbirini tanıdığı, selam verdiği, çocukların birlikte büyüdüğü hayat çok kıymetli.
Üçüncüsü ise güven.
Bir şehir, binalarıyla değil, insanlar arasındaki güvenle yaşar.”
***
“Kokusunu hiç unutamadığınız sokak?
- Kapalıçarşı’nın hanlarına açılan dar sokaklar, Tahmis sokağının kahve kokusu, eski ahşap dükkânlar, dericiler, Mısır çarşısının baharat kokusu… İstanbul’u bazen gözünüzden önce burnunuz tanıyor.
İstanbul’u anlatan tek kelime?
- Katman. Çünkü bu şehirde hiçbir şey tek katmanlı değil.
Yakınlaştıkça yeni bir sayfa açılıyor. Her sokağın altında başka bir hikâye, her ismin arkasında medeniyetimizin başka bir yönünü keşfediyorsunuz
Kaybolmaktan mutlu olduğunuz yer?
- Kapalıçarşı, Mahmutpaşa civarı ve buradan Sultanhamam’a inen yokuşlar ve ara sokakları…
Çünkü orada kaybolduğunuzda aslında yönünüzü değil, belki de asli köklerinizi buluyorsunuz.
Her İstanbullunun mutlaka görmesi gereken ama çok az kişinin bildiği bir mekân?
- Öncelikle Zeyrek’teki dar sokaklarda yürümelerini tavsiye ederim.
Bir de Kariye Camii’nin yanında Ebu Zer Gıfari Hazretlerinin makamının yanından geçen dar sokak.
Bir semti tek bir yemekle anlatacak olsanız hangisi olurdu?
- Eminönü desem, akla hemen balık ekmek gelir.
Ama biraz daha geriye de gidebiliriz.
Mısır Çarşısı’nın baharat kokusunu, Osmanlı mutfağının zenginliğini ve farklı kültürlerin aynı sofrada buluşmasını anlatan bir baharatlı pilav derdim.
İstanbul’da zamanın durduğunu hissettiğiniz yer neresi?
Birincisi; Süleymaniye’de, sabahın erken saatlerinde, kalabalık henüz başlamamışken avluda oturup şehre baktığınızda, Süleymaniye Camii’nin arkasından Haliç ve Boğaz’ın açıldığı noktayı yukarıdan seyretmek.
Diğeri de Salacak’tan karşı yakaya bakarak tarihi yedi tepeli İstanbul siluetini temaşa etmek.
Bu noktalarda; beş yüz yıl önce orada oturan bir insanın gördüğü manzarayla bugün gördüğünüz manzara arasında görünenden çok daha fazla ortaklık olduğunu hissediyorsunuz.”
***
Yukarıdaki yazılar İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Başkanı iş adamı Erhan Erken’in kaleme aldığı “Ticaretin Kalbinden” kitabından.
Profil Yayınlarından çıkan eser, İTO Meclis Başkanı Erken’in dört yıl boyunca İTO Meclisinde ve üniversitedeki toplantılarda yaptığı konuşmalardan seçilen 28 yazıyı bir araya getirmiş.
Sağ olsun, imzalayarak göndermiş.
Bir solukta okunacak kadar sürükleyici, arşivlenecek kadar değerli bir yazılı eser olmuş. İstanbul’u da çok güzel anlatmış yazar.
Kalemine sağlık üstadım.

