"Hükümlü" ("tutuklu" değil artık) Gülsüm Koç"u da unutmayalım

00:0024/02/2013, Pazar
G: 6/09/2019, Cuma
Kürşat Bumin

Bugünkü yazıda Diyarbakır 4. Ağır ceza Mahkemesi tarafından önce "ömürboyu hapis cezasına", ardından "sanığın iyi hali" göz önünde bulundurularak cezası "müebbet hapis cezasına" dönüştürülen Gülsüm Koç"un hikayesini gözden geçireceğiz. Olaydan-gelişmeden çoğunuz haberdardır mutlaka. Yalan değil gazetelerin birçoğu hafta içinde Diyarbakır çıkışlı bu gelişmeye epeyce sütün ayırdı.Gülsüm"ün mahkûmiyetiyle ilgili –her şey bir yana- herkesin sahip olduğu söylenen "sağduyu" açısından en doğru yorumunu,

Bugünkü yazıda Diyarbakır 4. Ağır ceza Mahkemesi tarafından önce "ömürboyu hapis cezasına", ardından "sanığın iyi hali" göz önünde bulundurularak cezası "müebbet hapis cezasına" dönüştürülen Gülsüm Koç"un hikayesini gözden geçireceğiz. Olaydan-gelişmeden çoğunuz haberdardır mutlaka. Yalan değil gazetelerin birçoğu hafta içinde Diyarbakır çıkışlı bu gelişmeye epeyce sütün ayırdı.

Gülsüm"ün mahkûmiyetiyle ilgili –her şey bir yana- herkesin sahip olduğu söylenen "sağduyu" açısından en doğru yorumunu, "iyi hali" dolayısıyla "ömür boyu hapis" cezasından kurtarılıp "müebbet hapis cezası" ile ödüllendirilen 20 yaşındaki bu genç kızın babası yapıyor: "Hepimiz şoke olduk. Biz böyle bir şey görmedik. Silah ile ilgili beraat veriyor, saldırıda müebbet oluyor. Ben bir şey anlamadım…"

Baba Nusret Koç çok haklı, ben de bir şey anlamayanlar arasındayım doğrusu…

Gülsüm"e kesilen cezayla ilgili şu döküme bakın: "Mahkeme Gülsüm Koç"un saldırıda kullanıldığı iddia edilen silahla ilgili olarak beraatine karar verdi. Beraat kararında "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği" ve suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı" gerekçe gösterildi. Mahkeme, Gülsem Koç"un "Devletin birliği ve ülkenin bütünlüğünü bozmak" suçundan ağırlaştırılmış ömürboyu hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme sarığın iyi hali göz önünde bulundurularak cezasını müebbet hapis cezasına çevirdi. Mahkeme ayrıca Gülsüm Koç"un "Kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs" ve "Kamu malına zarar verme" suçlarından da toplam 26 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti."

Bu nasıl bir karardır gerçekten? Gülsüm"un bir yılı aşkın süredir tutuklu kalmasının nedeni bir polis aracına silahlı saldırıda bulunmak değil miydi? Ama bakın mahkeme, "yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden" söz ediyor. Bu durumda, bu "silahlı saldırı" faslı hızla geçilip sıra nasıl olup da "Devletin birliği ve ülkenin…"ne ve diğer fasıllara geliyor.

Konuyla ilgili cevap bekleyen başka sorular da mevcut. Davanın sadece "gizli tanık" aracılığıyla yürütüldüğünü anlıyoruz. Avukatların tarihi-saati itibariyle ciddi biçimde şüphe uyandıran bir polis "tutanağı"ndan "skandal tutanak" olarak söz ettiğini de hatırlatayım.

Tamam, Gülsüm"ün dosyası henüz Yargıtay tarafından görüşülmedi, yani tam anlamıyla "hükümlü" değil. Ancak davanın buraya kadar ki seyri karşısında mutlaka bir şeyler yapılması gerekiyor.

Gülsüm"ün hikayesine pek çok gazetenin geniş yer verdiğini söylemiştim. Merak bu ya, dün bu yazının başına oturmadan "Bakalım Zaman gazetesi nasıl işlemiş bu olayı" dedim kendi kendime. Zaman gazetesinde Gülsüm"le ilgili tek bir haber var. İlyas Güney imzalı bu haber bize bambaşka bilgiler veriyor. Haber tamamında bir polis memurunun Başbakan"a hitaben kaleme aldığı mektubuna ayrılmış. Mahkemenin Gülsüm"ün - "kesin ve inandırıcı delil" (kendi ifadeleri) bulamasa da- faillerinden birisi olduğuna kanaat getirdiği silahlı saldırıda yaralanan bir polis memuru bu. Saldırıda nasıl ağır yaralandığını, tedavi sürecinin nasıl zahmetli geçtiğini ve bu acılı sürecin nihayet "gazi polis" statüsünün tanınmasıyla son bulduğunu anlatıyor. Kendisine biz de geçmiş olsun diyoruz tabii ki.

Ancak Zaman"ın okurlarına öylece ulaştırdığı bu mektupta (Gülsüm"e ilişkin) şöyle tuhaf satırlar da yer alıyor:

"Bu teröristin TEM kayıtlarında kaydının bulunması ve telefonunun Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi kararına istinaden dinlenmesi ve suçunun sabit olduğunun bu kararın verilmesinde en büyük etken olduğunu belirtmek isterim."

Bir "hoşgörü" gazetesinin saldırıya uğrayan ve sonrasında ciddi biçimde sağlık sorunları yaşayan bir polis memurunun epeyce öfkeli bir tarzda kaleme aldığı bu satırları Gülsüm"ün hikayesine ilişkin tek "haber" olarak duyurmayı seçmesi ve polis memurunun bu satırlarındaki akıl yürütme tarzı hakkında tek bir cümle etmemesi sizce de epeyce problemli bir durum değil mi? (Hem de nasıl!)

Polis memuru olaya-karara ilişkin "çirkin medya saldırısı"ndan da şikayetçi. "…biz polislere yapılan bu saldırı sonucunda verilen karar üzerine yapılan çirkin medya saldırılarına karşı vereceğiniz talimat üzerine, karşı açıklamalarla haklılığımız ve mağduriyetimizin anlatılmasıdır. Halen mahkemesi devam eden diğer sanıkların da bu cezayı almasını temenni ediyorum. Medyanın uydurma haberlerinin çürütülmesi dileğimdir."

Neyse de biz yine işimize bakalım… Gülsüm"ün dosyasını daha ayrıntılı olarak gözden geçirerek eğer durum gazete haberlerinde söylendiği gibi (bir "skandal") ise bu genç kızın ömrünü hapishanede geçirmesini önlemek için bir şeyler yapalım…