Mevlâna İdris, Ramazan gelince arkadaşlarını iftara davet ederdi. Eski Kafa’da toplanırdık.
Onun dostları belki hepimizden fazlaydı.
Şairler, yazarlar, ressamlar, müzisyenler, öğrenciler, siyasetçiler, yayıncılar, akademisyenler, bürokratlar, iş arayanlar, iş bulanlar… Epeyce geniş bir yelpaze.
Öyle olunca bir güne sığmaz, iftar birkaç güne yayılırdı.
Eski Kafa’nın içi, asma katı ve bahçe dolar, yine de yetmezdi.
*
Dört sene önce aramızdan ayrıldı Mevlâna İdris. Eyüp Sultan’da toprağa verdik.
Her sohbette andığımız, hatıraları anlattığımız ve özlediğimiz arkadaşımızın vefatına inanmak zor bizim için.
Yine bir köşeden çıkıp gelecek, gülümseyecek, birkaç fıkra anlatacak gibi geliyor.
Bu his yalnızca bende değil, eminim ki bütün arkadaşlarda aynıdır.
O kimseye, kimse ona benzemezdi, şarkıdaki gibi tavrına hayrandık.
Plan yapmaktan hoşlanmaz, gönlünden geldiği şekilde yaşardı.
Bir gün Kastamonu’dan, bir gün Erzurum’dan, bir gün Tebriz’den, bir gün Meksika’dan arayabilirdi.
*
Erenler, İlesam, Yazarlar Birliği, Türk Ocağı, Süleymaniye gibi mekânlarda Edebiyat Kahvesi geleneğini sürdüren ekibin de önemli bir üyesiydi. Zaten o kadroda önemsiz biri bulunmaz.
Son dönemde adres Çamlıca.
Mevlâna İdris’in memleketi Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremi, bir ülke büyüklüğündeki coğrafyada etkili oldu.
İki hamlede yıktı geçti. Şehirler, köyler yerle biri oldu.
*
En fazla hasar Hatay ve Kahramanmaraş’taydı.
Deprem sonrası kahve ahalisi defalarca Hatay’a yardım götürdü.
Tanınmayacak hâlde olan şehirleri görenler, on yılda toparlanamayacağı kanaatine varmıştı.
Ülkenin her tarafından yardım yağıyor, tırlar gaz kesmeden, mola vermeden son sürat bölgeye akın ediyordu.
*
Bizim kahve halkı, götürülen yardımlarla yetinmeyip bir de kalıcı eser bırakmak niyetindeydi.
Hatay Kırıkhan’da bir yurt yapımına karar verildi.
Toplanan yardımlarla güzel bir öğrenci yurdu inşa edildi.
Alper Kanca, Mükremin Atmaca, Faruk Boyacıoğlu öncülüğünde ve Bayram Çiçek koordinatörlüğünde kısa sürede kız öğrenciler için 200 kişilik yurt inşa edildi.
Birkaç gün önce yurdun açılış törenine katıldık.
Mevlâna İdris’in dostları Mustafa Şentop, Efkan Ala, Hüseyin Yayman, güzel sözlerle onu andılar.
*
Hüzünle mutluluk bir aradaydı. “Bir kum tanesiyim ama çölün derdini taşıyorum” sözünün yanında merhum arkadaşımızın fotoğrafına baktıkça hatıralara dalıyor, dünyanın geçiciliğini bir kez daha fark ediyorduk.
Mevlâna İdris bizi tekrar bir araya getirmişti.
Mevlâna İdris yalnızca yazdığı eserlerle değil, aynı zamanda bu öğrenci yurduyla da hizmete devam edecek. Bu da onun eseri.
*
Hatay’da inşa edilen binaları görmek, bu ülkenin gücünü idrak etmemize yol açtı.
Şehir henüz tam anlamıyla oturmuş sayılmaz ama kısa sürede yapılan konutlar, çarşılar, yıkılan eserlerin ayağa kaldırılması, büyük bir takdiri hak ediyor.
Koca koca ülkelerin doğal afetler karşısında çaresiz kaldığını, halka yardım etmeyi aklından geçirmediğini, sigorta şirketlerinin bile kenara çekiliverdiğini görmüşlüğümüz var ayrıca.

