Yunanistan yıllardır adalar üzerinden gerginlik peşinde.
Kıta sahanlığını iki katına çıkarmak için dönem dönem iştahlanıyor.
Biz öyle bir kararı savaş sebebi (casus belli) olacağını çok evvelden ilan ettik.
Denemek isterlerse, gereksiz bir tablo ortaya çıkar.
İngilizlerin “Devlet kaynaklı güvenlik tehditleri” dedikleri durumla karşılaşırız.
*
Yunanistan kendini takım ada devleti gibi göstermeye çalışıyor.
Adaların kıta sahanlığı olması için, o ülkenin adalardan oluşan bir ülke olması gerekir.
Endonezya gibi, Japonya gibi.
Öyle değil.
Topraklarının büyük kısmı ana karaya ait; Avrupa kıtasında.
Rodos, Girit ve diğer adalara kıta sahanlığı uygulanırsa, aramızdaki deniz tamamen bir Yunan denizi olur.
Bizim gemiler oradan geçmek için Yunanistan’dan izin almak zorunda kalır.
Olta atsak, tuttuğumuz balığı sahiplenirler.
Hem ana kara ülkesi hem ada ülkesi olunmaz.
İlle de ada ülkesi olmak isterlerse, ana karadaki topraklarını alabiliriz.
ÜÇ GÜNLÜK STOK
İngiltere Savunma Bakanı, halka üç günlük stok çağrısı yaptı.
“Aşırı hava olayları, siber saldırılar ve devlet kaynaklı güvenlik tehditlerine karşı, vatandaşlara en az üç gün yetecek kadar gıda ve su stoku yapmaları” tavsiyesinde bulundu.
*
Devlet kaynaklı güvenlik tehditleri demek, savaş kelimesinin uzuncası.
Savaş çıksa veya anılan diğer riskler gerçekleşse, üç günlük stok kime yeter, kimi kurtarır?
Üç günde geçer mi devlet kaynaklı güvenlik tehditleri?
Bombalar üç gün sonra durur mu?
Halkın idareli davrandığını varsayalım; yapılan stok üç değil beş gün dayansın. Sonra ne olacak?
Bir aylık stok bile işe yaramaz. Bitmeyen savaşlar dönemindeyiz.
GÖSTERİLER ARTIYOR
Dünyanın en çok turist çeken şehri Paris, ne hâle geldi.
Fransa’da başlayan sokak gösterileri diğer Avrupa ülkelerine sıçradı. İtalya, Arnavutluk, Belçika, İspanya sokakları da karıştı.
Almanya ve İngiltere de peşine takılırsa, keten helva bütünüyle yanar.
Bugünlerde Paris’te turist olmak ister miydiniz?
Yahut Roma’da, Madrid’de?
BİR DENE BAKALIM
AB’nin Ursula von der Leyen’i ne dedi?
“Türkiye ile Libya arasında yapılan anlaşma kabul edilemez.”
Yanılıyorsun Von Derleyen.
Pekâlâ kabul edilebilir.
Hiçbir sakıncası takıncası yok.
Takma kafana.
Sen kendini “kabul etmemeye” programlamışsın.
Denemedin ki… Bir dene bakalım.
Denersen kabul edebilirsin.
Avrupa, hiçbir konuda Türkiye’nin yanında olmadı ki bugüne kadar.
NE GÜZEL SEÇİM
İftihar ettiğimiz, milletimizin göğsünü kabartan KAAN gökyüzünde süzülürken, fonda Ferdi Tayfur’un “Ben de özledim ben de” şarkısı çalınmaktaydı.
Bir diğer gururumuz ANKA uçarken Neşet Ertaş çalıp söylüyordu: “Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi/ Kâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni…”
*
Ferdi Tayfur’u ve Neşet Ertaş’ı seçenlere teşekkür ederiz.
Ferdi Tayfur’u ve Neşet Ertaş’ı severiz.
Onları sevenleri de severiz.
Sevmeyenleri sevmeyiz.
KAAN ve ANKA gibi bu milletin eserlerine lâf edenleri, küçümseyenleri ise hiç kaale almayız.

