Dünyanın en eski ve en büyük tapınağı

00:001/01/2010, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Mehmet Şeker

Çay söyledik, önce mırra geldi. Acı kahve. Kırk yıllık hatırı olan... İstanbul ve Ankara''dan gelen misafirler arasında daha önce mırra içmiş olanlar var, alışıp tiryakisi olanlar var...Ekip kalabalık; hiç içmemiş olan da var, adını bile tam hatırlamayan da.İkram sırasında yanımdaki sordu: “Neydi bu, mırra mıydı?”“Ya hırra, ya mırra!”* * *Urfa demeden önce Şanlı denir bizde; hemen sonra da Balıklı Göl akla gelir.Hâlbuki bu tarihî şehirde o kadar çok görülecek eser var ki Balıklı Göl bunlardan biri.Hepsinin

Çay söyledik, önce mırra geldi. Acı kahve. Kırk yıllık hatırı olan... İstanbul ve Ankara''dan gelen misafirler arasında daha önce mırra içmiş olanlar var, alışıp tiryakisi olanlar var...

Ekip kalabalık; hiç içmemiş olan da var, adını bile tam hatırlamayan da.

İkram sırasında yanımdaki sordu: “Neydi bu, mırra mıydı?”

“Ya hırra, ya mırra!”

* * *

Urfa demeden önce Şanlı denir bizde; hemen sonra da Balıklı Göl akla gelir.

Hâlbuki bu tarihî şehirde o kadar çok görülecek eser var ki Balıklı Göl bunlardan biri.

Hepsinin tek tek ismini saysak bile, binlerce kelime kullanmış ve bu sütunun haddini aşmış oluruz.

Peygamberler Şehri olarak bilinen Şanlıurfa, kültür, turizm, tarım ve hayvancılık yönünden çok zengin potansiyele sahip. Tek başına bütün bölgeyi besleyebilecek kapasitede.

* * *

Şehrin 20 kilometre doğusundaki Göbekli Tepe, son yıllarda bulunan en önemli merkez.

Bir köylü çift sürerken pulluk bir taşa takılır ve kazıldığında dev bir taş çıkar.

Hemen müzeye haber verilir ardından kazılar başlar.

Kazıları yöneten Alman arkeolog Klaus Schmidt''in “Taş Çağı Avcılarının Gizemli Anıtsal Alanı: Göbekli Tepe” adıyla yazdığı eser, Türkiye''de Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınlandı.

* * *

Prof. Schmidt''e kulak verelim:

“Göbeklitepe''deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Neolitik Çağ''da yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor.”

Burada bulunan eserler, evrim teorisini de çürüten veriler sunmakta.

* * *

Tarihin en önemli ilim merkezlerinden biri olan Harran''a geldiğimizde, tarihi kalenin surları ve çocuklar karşıladı bizi.

Harran evlerini kendi gayretleriyle koruyup müzeye dönüştüren ve dünyaya tanıtan Ali Kızıl''ın oğlu Mahmut rehberlik etti.

Binlerce kişinin aynı anda namaz kılabildiği cami ile tarihî üniversiteyi gördük... Burada yetişmiş meşhur âlimleri andık...

Kalenin burçlarına çıktık... Etrafta uzayıp giden geniş ve bereketli Harran ovası...

Astronomiden matematiğe, felsefeden tıbba kadar her alanda büyük çalışmaların yapıldığı Harran, bugün ilgi ve desteğe muhtaç küçük bir ilçe...

* * *

Buraya gelecek olursanız ve içinizden bir şiir okumak gelirse, burada okunması gereken, Ali Akbaş''ın “Harran Gökleri” adlı şiiridir.

Sakın karıştırmayın.

Sonra benim gibi “Harran ovası, Harran ovası” derken, bir türküye başlar ve Vardar''dan buraya selâm getirmiş olursunuz.

“Karacadağ''dan kalkan kazlar / Al topuklu kara kızlar / Yârimin yüreği sızlar / Eğlenemem aldanamam / Ben bu yerlerde duramam...

Harran ovası, Harran ovası / Kazanamadım sıla parası...”