İstanbul"un kaldırımları işgal gördü böyle zulüm görmedi

00:001/05/2010, samedi
G: 3/09/2019, mardi
Osman Tanburacı - Cumartesi

Siz de şaşırdınız değil mi hep mutluluk türküleri çağıran Tanburacı bu kez işgalden zulümden bahsediyor. Bağışlayın beni ama bu cennet şehirde öyle kaldırımlar var ki adamın nefesini daraltıyor. Değil dik yokuşundan vallahi, basacak yeri kalmayan kaldırım taşlarındandır benim şikayetim… İki kişi geçtin geçtin, geçemedin; ya bir masaya takılıyorsun ya bir tezgaha!...Tezgaha mı geldik ne?***Doğup büyüdüğüm şehirdir İstanbul yüz sene daha yaşasam doyamayacağım…Ne semtlerini bilirim gençliğim yatan…Ne

Siz de şaşırdınız değil mi hep mutluluk türküleri çağıran Tanburacı bu kez işgalden zulümden bahsediyor. Bağışlayın beni ama bu cennet şehirde öyle kaldırımlar var ki adamın nefesini daraltıyor. Değil dik yokuşundan vallahi, basacak yeri kalmayan kaldırım taşlarındandır benim şikayetim… İki kişi geçtin geçtin, geçemedin; ya bir masaya takılıyorsun ya bir tezgaha!...

Tezgaha mı geldik ne?

***

Doğup büyüdüğüm şehirdir İstanbul yüz sene daha yaşasam doyamayacağım…

Ne semtlerini bilirim gençliğim yatan…

Ne semtlerini bilmem bin yıl yaşasam.

Ucu bucağı belirsiz havası eşsiz, güneşi bol İstanbulumda yaşamak hüner, gezinmek yürek ister…

Bugün efkarlıyım agabeyler!

Haydi takılın peşime… Şöyle birkaç semtini gezelim İstanbul''un.

Mecburi istikamet Şişli!

Geçende bir dostumla yürüyoruz bir öğlen üzeri Osmanbey''den Şişli''ye doğru…

Taksim''den gelirken sol kaldırımdan gidiyoruz. Orası biraz daha genişçedir ve de gölgemsi… Şişli meydanına kadar geldik. Sonrası ıstırap! Trafik lambalarını aykırıladık, yine soldan Adliye''ye doğru gidiyoruz. Sağ yanımızda nice canları uğurladığımız Şişli Camii var…

Kaldırım da bir o kadar dar…

Fast food dükkanlar, hemen kaldırımın üzerine konmuş masalar. Lokantalar, aş evleri hemen önüne konmuş bir iki masa… Geçmeye yer yok, masa da ne ki… Adım başında içinize daral geliyor. İşiniz aceleyse ki acele orada Şişli Adliyesi var…

Karşı yönden de gelenler varsa vay halinize. Yayaya yol vermekten bir arpa boyu yol gidemez oluyorsunuz. Kaldırım üzerindeki masada çorbasını kaşıklayanlar, sandviçini ısıranlar da geyik yapıyor… Sanki panayır. Gelen giden belli değil!

Atlaya zıplaya ilerlerken, kaldırımda düşmeniz de mümkün değil, o kadar çok insan var ki düşmeye bile fırsat bulamazsınız. Omuz omuza ahali, akıyor sel gibi…

İki adımda bir de sokak girişi var, oradan çıkan arabalar var. Trafik kaynıyor.

Bir de kaldırım bitiminde duran taksiler var, özel otolar var…

Karşıda cami.

Öğle namazlarında mahşer orası vallahi…

***

Bir başka iç kurutan, kafa sıyırtan bölge Beşiktaş Evlendirme Dairesi''nin orası… Hani Levent''ten gelip Teşvikiye''ye kırarsın ya direksiyonu, o yokuş sallanır sizi aşağıdaki Ihlamur Kasrı''nın oradaki göbeğe getirir ya… İşte o göbeği cumartesi günleri dolanmak her baba yiğidin harcı değil. Eğer biraz pimpirikliyseniz içinize daral gelir! Siz siz olun yolunuz oralarsa yayan gidin cumartesi günleri… Arabadaysanız eğer on kilometre fazla yapıp dolanın mıntıkayı, aman o trafiğe girmeyin!

Bakın anlatayım…

Semt sakinleri, taksiciler illallah demiş…

Beni kim görse ''Abi söyle buraya bir çare bulsunlar'' diyor.

Hatırlayın;

Bir tarafta Ihlamur Kasrı''nın duvarı…

Hemen onun yanından Teşvikiye''ye doğru yukarı çıkan ve inen Ihlamur yolu… Çift yönlü yol ama iki araba ancak geçer…

Sağ tarafta Beşiktaş''ın Cumartesi pazarı var. Büyük bir pazar, keyifli mi keyifli… Ev hanımları bayılıyor. Ne ararsan var ve ucuz bir Pazar… Bereketi de var lezzeti de. Her şeyi gözü kapalı al, kötüsünü bulamazsın!

Tam bunların ortasında MM Migros var.

Migros''un üstü; Beşiktaş Evlendirme Dairesi…

Bu göbeğe açılan tam sekiz yol var ve hepsi trafiğe açık! Arabalar da vızır vızır.

Düşünebiliyor musunuz bir cumartesi gününü orada…

Park yeri de yok!

Gelinler, yolun ortasında salınıyor…

Nikaha gelenler arabalarını Ihlamur Kasrı önüne koyuyor…

Migros''a gelenler de… Pazara gelenler de…

Yayalar ve de taksiler çıldırıyor. Yürü yürüyebilirsen… Bir tıkanıyor aç açabilirsen…

Zaten normal günde bile trafik çok kötü, üç yöne gidecek arabalar birbirini kesiyor.

Lütfen buraya bir çare…

Şimdi bu söyleyeceklerim de insanımızın ayıbı…

Teşvikiye-Topağacı, bildim bileli İstanbul''un köklü ailelerinin oturduğu zengin ve elit bir semtir… Şık hanımefendiler beyefendiler orada otururlar…

Arı kovanı gibidir Nişantaşı, Teşvikiye, Topağacı…

Bir hengamedir gider orada… İnsan kaynar kaldırımlarında…

Hayvan sevenleri de çoktur bu güzide muhitin…

Köpekler sembolüdür buranın…

Sabah akşam elinde köpeği, onu gezdiren sahibi ya da sahibesi salınırlar yaya yollarında…

Kaldırımlarda iki adımda bir ağaçların dibine konmuş çiçeklikler vardır… Sağolsun Belediye, buralara kışın çuha, yazın camgüzeli diker… Sefasına doyulmaz o yolların. Yazın hele…

Ama gel gör ki köpekler o çiçeklikleri tahrip ediyor… Korumak mümkün değil… Onca güngörmüş aile, köpeklerini gezmeye çıkarttığında ne yazık ki hayvancıklar o çiçekliklere pisliyor… Sahipleri de başında duruyor… Göz göre göre talan oluyor o güzelim çiçekler…

Yollar da köpek pisliğinden geçilmiyor!

Bazı duyarlı köpek sahipleri de ellerine taktıkları hijyenik naylonlarla köpeklerinin ardından, hemen izi yok ediyorlar… Bayılıyorum onlara…