Kavga etmeyin, başarısız olursunuz ve rüzgarınız kaybolur!

00:001/07/2001, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Resul Tosun

Anayasa Mahkemesi FP''yi kapattı ama FP''lileri kapatamadı. Kapatma istemli mahkemenin uzaması FP''lileri de uyuşturmuştu, bu kapatma kararı ile FP yeniden canlandı, yeniden heyecanlandı.Ancak FP camiasını saran bu yeni heyecan kimilerini sevindirirken kimilerini de üzdü/üzüyor.Küçük bir birlik gösterisi halinde tek başına iktidarı yakalama gücüne sahip olan FP tabanının bu dönemde iki ayrı partiye bölünüyor olması, Türkiye''nin dindar ve dürüst insanlar tarafından yönetilmesini istemeyenleri sevindirdi.

Anayasa Mahkemesi FP''yi kapattı ama FP''lileri kapatamadı. Kapatma istemli mahkemenin uzaması FP''lileri de uyuşturmuştu, bu kapatma kararı ile FP yeniden canlandı, yeniden heyecanlandı.

Ancak FP camiasını saran bu yeni heyecan kimilerini sevindirirken kimilerini de üzdü/üzüyor.

Küçük bir birlik gösterisi halinde tek başına iktidarı yakalama gücüne sahip olan FP tabanının bu dönemde iki ayrı partiye bölünüyor olması, Türkiye''nin dindar ve dürüst insanlar tarafından yönetilmesini istemeyenleri sevindirdi. Adamlar sevinçlerini gizleme ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Onlara göre bu kapatma kararı ile iki parti çıkacak, böylece bu camianın siyasal gücü zayıflayacak ve artık FP Türkiye''ye hizmet edemeyecek. Adamların sevinci bu.

Dünyanın en nezih, en vefalı ve en başarılı kadrosu olan FP kadrolarının Türkiye''ye ve bu topraklar üzerinde yaşayanlara hizmet etmesini isteyenler ise bu bölünme olayına tabiatıyla üzülüyorlar.

* * *

Ne kadar birlikten beraberlikten dem vursak da, ne kadar ayrılmasalar desek de öyle görünüyor ki, ortaya iki tane parti çıkacak. Taraflar dönülmesi zor hatta imkansız bir yola girmiş görnüyorlar. İster hırs deyin ister sevda, adını ne koyarsanız koyun, ister sevinin ister üzülün iki tane parti geliyor. Artık bu aşamadan sonra "yapmayın etmeyin" demenin de bir faydası yok.

Parçalanmaya "hayırlı olsun" demek gelmiyor içimden. Ama birleşme yollarının da tıkalı olduğu görülüyor. Tavan beceremedi ey taban sen birlik içinde kal demek ne kadar gerçekçi olur orası da belli değil.

* * *

Benim tahakkuku zor bir beklentim daha var. Ne diyorum biliyor musunuz? Varsayalım ki iki parti çıktı ve ikisi de Meclis''e girdi. Yarın aynı gövdeden kopmuş bu iki parti hükümet kurmak için oturup koalisyon görüşmeleri yapmayacak mı? Yapacak elbet. İşte diyorum, o koalisyon görüşmelerini oturup şimdi yapsalar ve vekilleri, mevkileri tıpkı koalisyon protokolünde olduğu gibi paylaşsalar sonra da tek parti olarak zuhur etseler ne kadar güzel olur değil mi? Evet yeni parti kurup iki misli masraf iki misli eleman yerine tek parti bünyesinde birleşseler diye düşünüyorum.

Bunların hepsini birer fantezi olarak algılayabilirsiniz, ben de bunları yazarken olacağına çok fazla inandığımdan değil, sadece yazmamış olmamak için yazıyorum. "Bunu niye düşünmedik, aklımıza niye getirmediniz" denmesin diye yazıyorum.

* * *

Beni asıl üzen nokta ise, düne kadar biri birine et ve kemik gibi bağlı olan bu iki gruba mensup insanların bir araya geldiklerinde kendi yapacaklarından çok, karşı tarafın kusurlarından bahsetmeleridir. Her iki taraf mensupları kendi aralarında karşı tarafa ağır ithamlarda bulunmakta biribirlerine sevgiden ve hoşgörüden uzak mümin insanlara yakışmayacak davranışlar sergilemektedirler. Yarın partiye dönüştüklerinde de öteki partilere muhalefetten çok kendi eski dostlarına muhalefet ederek gün geçirmelerinden korkuyorum.

* * *

Birlik içinde kalamıyorlarsa en azından biri birilerinin aleyhinde konuşmayarak gönül birliğini devam ettirebilirler/ettirmelidirler. Biri biri aleyhinde kullanacakları her kelime ve takınacakları her tavır sadece siyasi hasımlarını sevindirecek ve onlara malzeme vermiş olacaktır/olmaktadır.

Olmasını istemiyoruz ama varsın iki parti olsun lakin bu iki partinin yönetimleri ve mensupları biribirlerini karalamasınlar, kötülemesinler, biribirleri aleyhinde dedikodu üretmesinler. En azından yarın seçim zamanı ittifak yapabileceklerini veya seçimden sonra birlikte hükümet kurabileceklerini düşünsünler. Sar-fedecekleri sözleri ona göre sarfetsinler, takınacakları tavırları ona göre belirlesinler.

"Seveceğiniz insandan bir gün nefret edeceğinizi, nefret ettiğiniz insanla bir gün dost olacağınızı düşünerek hareket ediniz" ilkesini unutmamak gerekir.

* * *

Ayrıca bir araya gelince karşı tarafın kusurunu konuşacaklarına kendi plan ve programlarını konuşsunlar. Neler yapacaklar onları tartışsınlar.

Yerin kulağı var ve konuşulanlar ertesi gün çarşı pazarda esnafın ağzında geziyor. Bu ise tabanı bölüyor, biribirine düşürüyor.

Dileriz taraflar kapalı kapılar ardında biri-birleri aleyhinde konuşmaktan vazgeçtikleri gibi mensuplarını da kardeşleri aleyhinde konuşmaktan men ederler!

Ben bütün bunların dışında partilerin nasıl çıkacaklarını merak ediyorum. Vitrine mi önem verecekler yoksa fikre mi? Bana göre, kimin genel başkan ya da kimlerin yönetimde bulunup bulunmayacağı değil hangi fikir, hangi program ve hangi proje ile ortaya çıkılacağı önemlidir.