Babamın çok sevdiği, her yazısını hiç sektirmeden okuduğu yazarların başında Sevgili Çandar gelir.
O kadar ki Nazlı Ilıcak"tan bile çok sever.
Sevdiği yazarları eleştirmemden de hiç hazzetmez. Nazlı Hanım"ı eleştirdiğimde, "Hakkımı helal etmem…" demişti.
O gün bugündür Nazlı Hanım ne yazarsa yazsın, ağzımı açıp da bir şeycikler demem, diyemem.
Tahmin edeceğiniz üzre, Sevgili Çandar hakkında yazdıklarıma da demediğini bırakmadı.
Evvela ihtar etti, "Çandar"a dokunma" dedi; yazmaya devam edince azarladı; yine devam edince de selamı sabahı kesti.
Sizin anlayacağınız, Sevgili Çandar yüzünden babam bana fena küstü.
Okur makulesinin hiçbir şeyden haberi yok tabii, sürekli "sipariş" veriyor: "Mısır"daki darbeye sürekli mazeret arayan Cengiz Çandar"ı neden yazmıyorsun?.."
Tamam yazalım, Sartre"ın dediği gibi "yazmak sipariş işidir"; lakin, babamı ne yapacağız!
Dün sabredemedim, "Baba" dedim, "Mısır"daki darbe hakkında seninkinin yazdıklarını okuyorsun değil mi?"
Baktı, baktı, baktı ve tam cevap vermekten vazgeçecekken, "okuyorum" deyiverdi.
Sesinde celadetten eser yoktu.
Hilm içindeydi.
Hatta biraz da mahcuptu; "okuyorum" dediği yazılar koca adamın adeta belini bükmüştü!
Neden sonra, "Bak oğlum" dedi, "sen yine de Çandar"ın aleyhine yazma. Özünde çok iyi bir adamdır o. Herkesin böyle dönemleri olur. Dua edelim geçsin…"
İnşallah arızi bir durumdur da geçer.
Dün köşesine, 81 yaşında Mısırlı bir acuzeyi taşımış. Bizim Mine Kırıkkanat tadında bir şey.
Sevgili Çandar"ın "Mısır"ın en ünlü demokrasi ve insan hakları savaşçılarından biri" diye öve öve bitiremediği bu zavallının bütün marifeti, (sonuç itibariyle) Sisi"nin alçak darbesine "devrim" demekten ibaret.
Darbeye "devrim" demek için gerekçeler dile getirmek marifetse, bizde 27 Mayıs 1960 darbesine "devrim" diyen çok insan evladı var.
Mısır"da 53 kişiyi namaz kılarken katleden darbeye "devrim" diyen mahut "insan hakları savaşçısından" daha ünlüsünü de Doğu Perinçek"in gazetesi bir gün önce bulmuştu.
Samir Amin sadece daha ünlü değil, daha yetenekli de; hiç değilse darbeye "devrim" demek yerine, "Ordu elbette darbe yapmadı, sadece Mursi"yi görevden aldı…" diyor.
Gelgelelim, adanmışın seçilmişi görevden almasının ne demek olduğunu da, postmodern darbe sürecinde andıçlanan Sevgili Çandar elbette bizden daha iyi bilecektir. Geçelim.
Sevgili Çandar daha evvel de Türkiye"de herkes Mısır uzmanı kesildi diye şekvacı olmuş, Washington"dan Nathan Brown"u Mısır uzmanı diye istifademize sunmuştu.
Buyrun size Brown"un söylediklerinin hülasası: "Bu bir askeri darbe mi, yoksa bir halk ayaklanması mıydı? Cevap basittir: Her ikisi de…"
Diyeceksiniz ki, bunun "Mısır uzmanlığıyla" ne alakası var; haklısınız, bence de yok.
Aslında darbeyi tevil etmek için Mısır uzmanına da hiç gerek yok. Silivri"de mebzul miktarda var bunlardan.
Sevgili Çandar"ın içine "Demokrasi darbeyle de gelir" diyen Ertuğrul Özkök kaçmadıysa, bu tarz "uzmanları" arayıp bulmak için beyhude kendini yormasın; bizde hazırı var: Vural Savaş.
Üstelik hepsinin toplamı hüviyetinde…
Bence Sevgili Çandar kırk dereden darbe tevili getirmek için kendini sağa sola vurmasın, kendine gelsin.
Kendine gelince hem babam çok sevinecek hem de Etyen Mahçupyan"ın dünkü yazındaki şu satırları en iyi o anlayacaktır: "Ya Mursi laik biri, askerler ise İslamcı olsaydı? Batılı ve Türkiyeli "liberaller" hâlâ böyle mi yazacaklardı? Kesinlikle askerin darbe yaptığını söyleyecekler ve özgürlükler adına darbeye karşı çıkacaklardı..."
Başlıklar :

