İsrail’in Suriye’ye yönelik yeni saldırıları artık herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte Türkiye karşıtı tutumunun sahaya yansıtılması amacını taşımaktadır. Türkiye bu saldırıyı mutlaka farklı yönlerden ele alacaktır.
Esed yönetiminin yıkılmasından hemen sonra İsrail, Suriye’nin birçok bölgesini ve özellikle de askerî tesisleri vurmuştu. Kuşkusuz bu savaş ilanından başka bir şey değildi. Fakat mevcut Suriye yönetimi, daha ilk günlerde karşılaştığı bu büyük ve hayati sorunu geçiştirmek durumunda kalmıştı. Hatta bu sebeple Ahmet Şara yönetiminin bu tutumu farklı şekillerde yorumlandı. İsrail’in ağır tahrikleri karşısında Şara’nın soğukkanlılığını muhafaza etmesi oldukça önemliydi. Çünkü Siyonistler hem İngiltere manda yönetimi döneminde hem de 1948’den sonra her zaman Filistinlilerin ve komşu devletlerin hazır olmadığı bir zamanda saldırıya geçmiş ve hedeflerine ulaşmıştı. Benzer bir saldırganlığın Suriye’de tekrarlanması ne yazık ki hiç şaşırtıcı değil. Daha da vahimi İsrail bu sefer çok daha ileriye gitti. İdlib kırsalında bir askerî tesisin İsrail tarafından vurulması Türkiye’ye de mesaj içeriyordu.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması bölgesel güvenlik açısından oldukça önemli bir adım. İsrail’in bugünkü saldırganlığının Mekke Anlaşmasından hemen sonraya tesadüf etmesi dikkat çekicidir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan; Suriye’nin de dâhil olduğu çok geniş bir bölgede güvenli ortam oluşturmaya çalışıyor. Buna karşın İsrail de neredeyse coğrafyamızın genelini yeniden ateşe atmaya çalışıyor. İsrail’in kendi başına bölge ülkeleriyle baş etmesi elbette mümkün değil. İsrail’in attığı adımlar ABD ile birlikte İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerim bölgesel gelişmeler karşısında pozisyon üretmeye çalıştıklarının göstergesidir. Bu durumu İsrail’in Avrupa ve ABD’yi yönettiği gibi çokça tekrar edilen cümlelerle izah etmek doğru değil. Bölgesel bir iradenin ortaya çıkmasına rıza göstermeyecekleri anlaşılıyor. Daha açık bir şekilde söylemek gerekirse İsrail üzerinden mesaj göndermektedirler.
Mekke Anlaşmasını imzalayan ülkelerin ABD veya İngiltere gibi ülkelere bağlı ve bağımlı olduğunu düşünen kişiler, bölgesel irade beyanı karşısında Suriye üzerinden verilmek istenen mesajları görmezden geliyorlar. Hatta yeni Suriye’nin temsilcilerini İsrail karşısındaki tutumundan dolayı ağır eleştirilere tabi tutanlar da aynı kişilerdir. İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa’nın bölgemizle alakalı politikaları açısından İsrail, hayati derecede önemlidir. Zaten İsrail de bunu bildiği için çok rahat hareket etmektedir. İsrail’in bölge geneline yayılan saldırgan tutumunu bu koloni yapının Batı dünyası üzerindeki hâkimiyeti şeklinde yorumlamak eski bir alışkanlıktır. Bu alışkanlıktan hareketle yaşadığımız kritik ve gerilimli dönemi analiz etmemiz kolay değil. Onlara göre İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler edilgen bir pozisyonda kalıyor. İsrail’in ve Yahudi sermayesinin mutlak hâkim olduğuna inananlar için ABD de edilgendir.
İsrail’i her hâlükârda destekleyen ülkelerin edilgen olduğu yönündeki değerlendirmeler görme biçiminin bozulmasından kaynaklanıyor. Örneğin İngiltere’de başbakanlık ve dışişleri bakanlığı yapmış kişiler, İsrailli Siyonist yöneticilerin Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanma sürecine müdahil olmuş ve onları yargılanmaktan kurtarmaya çalışmıştı. İngiltere’nin BAE’ye silah verdiği ve bu silahların Sudan’da binlerce insanın ölümüne sebep olduğu da bilinmektedir. Hatta İngiltere’nin Gazze’ye yönelik olağanüstü saldırganlığın ölümcül sonuçlar doğurması için İsrail’e bilgi aktardığı da bilinmektedir. Aynı şekilde Gazze’ye yönelik saldırılarda kullanılan silahlarda da İngiltere çok önemli roller oynamıştı. Bu tüyler ürpertici bilgileri ne yazık ki tarih de doğruluyor. Manda yönetimi döneminde İngiltere, yerleşimci terör gruplarını himaye etmişti. Yaklaşık yüz yıldır tekrarlanan hadiseleri İngiltere’nin bölge politikalarından bağımsız düşünemeyiz. Bütün bu hadiselere rağmen İngiltere’nin sessiz ve derinden gittiğini söylemek için kör olmak gerekir. Savaş teknolojilerinin geliştirilmesi amacıyla Almanya’nın Filistin’i bir laboratuvar olarak kullandığı da bilinmektedir. Almanya’nın İsrail’e ve Yahudilere borçlu olduğuna dair inanç da hükmünü yitirdi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın savunma anlaşmasıyla bölgesel inisiyatif geliştirmeye çalıştıkları çok açık. İdlib kırsalında bir askerî tesise yapılan saldırı kritik eşiğin aşılması anlamına geliyor.

