Büyümeler ve küçülmelere dâir

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi ÖğünYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 02/11/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Büyümeler ve küçülmelere dâir

Paul Valéry, o keskin zekâsıyla kaleme aldığı; kısa, ama çok düşündürücü vurgulara sâhip cümleleren meydana gelen denemelerinde, târih için, düşünce kimyâmızın ürettiği en tehlikeli ürün benzetmesini yapar. Merhûm târihçimiz İlber Ortaylı ise buna târihçi ilâhiyat kavramını yakıştırırdı. Elbette târihçilik bundan ibâret değildir. Alternatif târih yazımları, târihçilikte ihmâl edilemeyecek kadar mühim bir yer işgâl eder. Bu tarihçilikler ,eğer kendi içinde başka bir aşırılık veyâ sapmadan âri tutulabilirse, Valéry’nin bahsettiği zehirli hâkim hikâyeleri gözden geçirmeye yarar.

Kuruluş, yükselme, duraklama ve çöküşler olarak senaryolaştırılan târih hikâyeleştirmelerinden berî durmak zehirden arınmak için birinci elden yapılması lâzım gelen iştir. Eğer daha yakından ve derinden bakılırsa anlaşılır ki, her büyüme ve yayılma esâsen daha başlangıç noktasında kendi trajik/diyalektik çöküş sürecine hâmile kalmayı ifâde eder. Büyüme , yayılma veyâ genişleme süreçleri ,doğrudan veyâ dolaylı olarak bir birikimin fonksiyonudur. Bu süreçler durdurulamıyorsa asimptotlaşır ve diyalektik işlemeye başlar. Ulaştığı ve arkasına geçilemeyen bir hudûda çarptığı yerde ise trajik süreçler işlemeye başlar. Büyümeye dayalı, marjinal artık değer kazanımlarına dayanan sistemlerin çarkları , dişlileri zorlanmaya ve kırılmaya başlar. Dışarıdan içeriye doğru işleyen ve marjinal kazanımlar olarak sisteme eklemlenen artık çekme süreçleri (dış talan) bu defâ, içeriden merkeze doğru işleyen ( iç talan) aksi istikâmetteki başka bir süreci tetikler. Kaynaklar artık kendisini yenileyememektedir. Bunun siyâsetteki yansıması çok ağır olur. Kurulu sistemler hızla dejenere olmaya başlar. Rüşvet, irtikap vb gayrı ahlâki işler ve işlemler içtimâî hayatları kemirmeye başlar. İstikrarsızlıklar, isyanlar peş peşe yaşanır ve toplu bir çöküş ile neticelenir. Buralardan anlaşılıyor olsa gerekir ki, çöküş süreçleri, sonradan olan “tâlihsiz”” bir dizi hâdisenin yaşanmasının neticesi değildir. “Efendim, evvela ahlâk bozuldu. İyiler azaldı, kötüler bollaştı da o sebepten çöküş yaşandı” kabilinden yapılan izâhatlar ,olsa olsa “büyüklere masallar” olarak tavsif edilebilir. Bunun doğrusu, çöküşün,bizzat ve bizâztihî olarak o mutantan yükseliş devirlerinin içinden geldiğini idrâk etmektir.

Târihte, idâre edilemeyecek kadar yaşanan büyümelerin veyâ yükselmelerin iflâsına işâret eden sayısız hâdiseyle karşılaşırız. Bunun en iyi bilinen misâli İskender İmparatorluğudur. Târihin en büyük fâtihi olarak gördüğüm İskender, o günlerin dünyâsı olarak bilinen tekmil coğrafyalara gözünü dikmişti. Hırsına hudut yoktu. Kuzey Balkanlar’dan yola çıktı. Kıt’a Yunanistan’ı, Küçük Asya’yı, Mısır ve İran’ı fethetti. Bugün Pâkistan ve Afganistan olarak bildiğimiz coğrafyalara kadar uzandı. Niyeti Çin’e kadar gitmekti. Hırsın tetiklediği ve idâre edilemeyecek hâle gelen büyük bir coğrafî yayılmadır bu. Nitekim kendi hayâtı bu yolda telef oldu. Terk-i hayât eyledikten sonra imparatorluğu darmadağın oldu;her parça kapanın elinde kaldı. Roma da aynı şeyi yaşadı. Sezar’ın temsil ettiği fâtih zihniyeti onun büyümesini temin etti. Roma’nın ikinci bânisi Konstantin ise çok yerinde bir karar vererek, devâm ettirilebilir bir başka Roma kurdu. Batı Roma’nın kaybını bir safra atmak olarak değerlendirdi ve brüt bir Roma’yı terk ederek ,Roma’nın asıl zenginliğini veren doğuya çekildi.Artık fâtih bir Roma yoktu. Bunun yerine daha idâre edilebilir bir Roma vardı. Bu sâyede, İstanbul merkezli yeni Roma 1000 sene daha yaşayabildi. Roma’nın yerini alan Osmanlı da aynı “târihî havzada”, hiç de azımsanmayacak bir zaman aralığında 600 sene yaşadı. Diğer şartlar aynı kalmış olsaydı,nihâî akıbet değişmese de , muhtemelen Roma’nın ömrünü ikmâl ederdi.

Siyâsî düzenlerin ömrünü uzatan şeylerden birisi, târihî mukadderât ile birbirine bağlanmış alt coğrafyaların meydana getirdiği, târihî havza olarak târif edilebilecek bir coğrafya ile uyumlu bir büyümedir. Bu sadâkat elbette hiçbir siyâsî varlığa ebediyet bahşetmez. Ama en azından ömrünü uzatır. Bunu aşan büyümeler dâima erken ölümleri tetikler. Coğrafyalar büyüdükçe risk aynı hızla artar.

“Efendim; eski dünyânın maddî kuvvetleri veyâ kapasitesi mahduttu.Bu sebeple kusursuz bir dünyâ hâkimiyeti kimseye nasip olamazdı” diyenler olabilir. Ben pek de o kanaatte değilim. Modern dünyâda da manzara değişmedi. Modern fetihçilik ve emperyal büyümeler de aynı âkıbete mâruz kaldı. Elbette , donanımı itibârıyla modern müstemlekeci devletler, her açıdan çok daha muhkemdir. Ama, işâret edildiği gibi, âkıbet değişmedi. Birleşik Krallık bunun modern dünyâdaki en büyük numunesini verir. O dillere destan donanmasıyla “üzerinde güneş batmayan” bir imparatorluk kurdular. Bu süreçler doğrudan, Karl Marks’ın altını çizdiği ve “sermâyenin genişlemesi” olarak kavramlaştırdığı bir olguya isâbet eder. Devâmiyeti olmayacak olan ve eninde sonunda Krallığın elinde patlayacak olan bir süreçti bu. Diyalektik işledi ve onca mukavemete rağmen Londra’nın elinde patladı.

İkinci Umûmî Harp neticesinde inşâ edilen ve iki kutuplu olarak bilinen dünyâ bir dengeler mekanizmasına dayanıyordu. Paylaşım bitmişti. Sistem, İki rakibin , son derecede mahdut büyüme yaşayabilmelerine izin veriyordu. İyi kötü işleyebilen, izâfî olarak istikrarlı sayılabilecek bir dünyâ sistemi nihayet kurulabilmişti. Ama devâm ettirilebilmesi son derecede müşkil idi. En fazla yarım asır kadar bir ömre sâhip olabildi. Sistem 1990’larda, en zayıf halkası olan taraftan kırıldı ve çözüldü. Manzara çok aldatıcıydı. Bir tarafın mağlûbiyeti, diğer tarafın ise zaferi olarak görüldü. Hâlbuki sistem topyekûn çöküyordu. Muzaffer tarafı azgınlaştıran bu zafer hissi oldu. Hızlarını alamadılar ve dünyâyı “yüce Batılı değerlerle buluşturmak” masalıyla her yere saldırmaya başladılar. ABD bunun başını çekiyordu. AB ise hayâtının hatâsını yaptı ve genişleme karârı verdi. İskender’in rûhu sanki reenkarne oluyordu. İskender veyâ Cengiz’den beri böyle bir azgınlaşmanın görülmüş olduğundan şüpheliyim. Yeni büyüme süreçleri, yarısıyla finansal diğer yarısıyla ise askerî idi. Mevcut siyâsî yapılar hallaç pamuğu gibi atılıyordu. Artık üretim disiplininden kopmuş finansal varlıklarları dağıtarak sermâye sıkıntısı yaşayan toplumlar borçlandırılıyor; iflâs edenlere çökülüyor; mukavemet edenler olursa askerî olarak cezâlandırılıyordu.

Artık finansal ve askerî fetihlere dayalı büyümelerin devâm ettirilemediği bir evreye geldik. Emperyalistleri birkaç on sene büyüten süreçler şimdi onlara karşı işliyor. Trump vb elitlerin cirit attığı bu iklim, emperyalistlerin iç çöküşünü yansıtıyor. AB, Kiev’de ve Varşova’da iflâs bayrağını çekiyor. ABD ise Hürmüz’de, Babülmendep’de çırpınıyor. Hesapsız büyümelerin değişmeyen âkıbetine çarptılar. Roma da çökerken aldatıcı Pirus zaferleri kazanıyordu. Venezüela ABD için bir Pirus zaferiydi. Orban’ın kaybetmesi de AB için öyleydi. İnanın, bunlar çok muvakkattir. Hatta Pirus zaferlerinin sıklaşması, diyalektik olarak büyük mağlûbiyetin yaşanmasının yakınlaşmasına işâret eder.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026