Görünüşte çocuk düşkünü ama gerçekte çocuk düşmanı bir çağın tam orta yerindeyiz.
Çocuksuz bir dünyada yaşıyoruz. Farkında mısınız?
Çağın acımasızlıklarının, ruhsuzluklarının, duyarsızlıklarının en büyük kurbanı kimdir, diye bir soru sorulsa, hiç tereddüt etmeden, "çocuklar," "insanın masumiyeti, çocuksu ruhu" diye cevap veririm bir çırpıda.
YALNIZCA ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMÜYOR, ÇOCUKSULUKLARI DA ÖLDÜRÜLÜYOR
Evet, çocukların kimyasal silahlarla hunharca şekillerde katledildiği; açlığa, savaşlara, çöken aile bağlarına kurban edildiği; kimsesizliğe, sokağa terkedildiği tüyler ürpertici bir çağda yaşamıyoruz yalnızca.
Çocukların çocuk/su/luklarını yitirdikleri bir çağda yaşıyoruz aynı zamanda.
Çağımız, yalnızca çocukların öldürüldüğü karanlık bir çağ olarak geçmeyecek tarihe. Çocukların çocuk/su/luklarının öldürüldüğü, yok edildiği, iç karartıcı bir ağ, kara bir leke olarak da geçecek.
ÇOCUKSU RUH YOK EDİLMİŞSE, O DÜNYADAN GÖÇ ETME VE "ÖÇ ALMA" VAKTİ DE GELMİŞ DEMEKTİR
Çocukların katledildiği, çocuksu ruhun yok edildiği bir dünyadan ümit kesme vakti çoktan gelmiş demektir.
Bozulmamış, arı-duru, su katılmamış, tertemiz, kalbimiz çocuklar ve çocukların bize armağanı çocuksu ruh yok edilmişse, o dünyadan göç etme ve "öç alma" vakti de gelmiş, demektir.
Çocukların olmadığı, çocuksu ruhun yok edildiği bir dünya, bereketin, rahmetin, Rahman"ın yüce merhamet elinin ve nefesinin çekildiği bir dünya, demektir.
YİTİK CENNETİMİZ: ÇOCUKLAR
Çocuklar, bizim yitik cennetimiz...
"Cennetimizin izini süremediğimiz sürece Rahman"ın rahmet kanatlarından süt ememeyeceğimizi bilelim, zihnimizin bir köşesine özenle kaydedelim, derim.
Bu ülkede çocuklara ve çocuksu ruha kol-kanat geren, çocukları dünyamızın yegâne geleceği, umudu, bereketi ve hakikati olarak gören kutlu insan, "en büyük çocuk", Mustafa Ruhi Şirin Ağabey, dünya çocuk günü münasebetiyle yine ayakta…
Yine yerinde duramıyor… Yine çocukları hatırlıyor, çocukları hatırlatıyor; çocuklarınıza, çocukların armağanı çocuksu ruhunuza sahip çıkın, çağrısı yapıyor bize, hepimize, bütün yeryüzünün sâkinlerine… Çocuk Vakfı"nın yayınladığı dünya çocuk günü bildirisiyle…
Bu yılki bildiri metninin yazarı, şair Gökhan Akçiçek.
Sizi bu anlamlı bildiriyle başbaşa bırakıyor, çocuklarımıza ve çocuksu ruhumuza sahip çıkmaya çağırıyorum, bütün yüreğimle:
GÜLÜMSEMEK ZORUNDAYIZ, BU İSE HİÇ DE KOLAY DEĞİL!
"Sadece masumiyetimle, gülücüğümle, saflığımla ve benzersizliğimle değil haklarımla da çocuğum!
Doğduğumda gökyüzü geniş, parlak ve sonsuzdu. Şimdi ise mavisi gittikçe eksilen ve küçülen bir gökyüzüyle yetinmemi istiyorsunuz benden. Bu durum hiç adil değil!
Büyüdüğümde daracık bir gökyüzünün altında yaşamamı benden nasıl beklersiniz! Hâlâ anlamış değilim.
Masmavi ve engin bir gökyüzü benim en masun hakkımdır! Çünkü o mavilikleri benim kirletmediğimi pekâlâ biliyorsunuz.
İleriki yaşlarımda da yağmurda ıslanmak, karda üşümek istiyorum.
Çocukluğumda tanıdığım ve birlikte büyüdüğüm kuşları, çiçekleri, ağaçları ve nehirleri büyüdüğümde de görmek ve onlara dokunmak istiyorum.
Hayatımın tüm anını kapsayacak rengârenk bir çevrenin hakkım olduğunu da bilmenizi ve öğrenmenizi istiyorum.
Bana ve dünyanın tüm çocuklarına soluyabilecekleri temiz havayı, barınabilecekleri uygun yaşam alanlarını, sağlıklı büyüyeceğimiz bir ortamı hazırlamak siz büyüklerin sorumluluğundadır. Bu gerçeği hiç ama hiç unutmamanızı istiyorum.
Nasıl ki bir yağmura, kuşa, rüzgâra rengini, ırkını, dilini ve inancını soramıyorsanız; bana da sormamanız gerektiğini bilmenizi istiyorum.
Barış adına hiç kimse, sabah kendi çocuğunu öpüp kokladıktan sonra, dünyanın diğer çocuklarının yaşam hakkına yeltenmesin. Bunu engellemek sizin göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
Yeryüzünün her santimetre karesinde çocukların sesi, neşesi ve şarkıları yankılanmalıdır. Bunu, ev ödeviniz olarak aklınızın bir köşesine not edin.
Biz çocuklar, sağlıklı büyüme ve saygı görme hakkımızı yüksek sesle talep ediyoruz.
Tüm bunları beceremiyorsanız, bir daha karşımıza hiç çıkmayın ve bizleri sevdiğiniz masalına da inanmamızı beklemeyin.
Gülümsemesi eksik çocuk fotoğraflarının, dünyanın her ülkesinde büyüklerin vicdanında bir yara bandı gibi duracağının bilinmesini bir kez daha ısrarla tekrarlıyoruz."
Başlıklar :

