Polonya'da neler oluyor: Anayasa Mahkemesi'nde polis krizi yaşandı Cumhurbaşkanı yoldan döndü
10:20, 31/10/2026, CumartesiG: Güncelleme: 10:53, 31/10/2026, Cumartesi
Yeni Şafak

Polonya Anayasa Mahkemesi önünde polis ablukası ve gösteri.
Polonya'da Anayasa Mahkemesi'nde yaşanan gelişmeler ülke siyasetinde tansiyonu yükseltti. Mahkeme başkanının yetkilerinin bir ay süreyle askıya alınması üzerine Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki yurt dışı programını yarıda keserken, yaşanan krizin ardından iki büyükelçi de görevinden ayrıldı.

Polonya Anayasa Mahkemesi'nde yaşanan yetki tartışması yeni bir boyuta taşındı. Anayasa Mahkemesi Yargıcı Anna Korwin-Piotrowska, Mahkeme Başkanı Bogdan Święczkowski ile Başkan Yardımcısı Bartłomiej Sochański'nin yetkilerinin bir ay süreyle askıya alındığını açıkladı.
Korwin-Piotrowska, kararının gerekçesi olarak parlamentonun alt kanadı Sejm tarafından seçilen tüm yargıçların katılımıyla yapılması gereken genel kurul toplantısının engellenmesini gösterdi. Bu engelleme nedeniyle mahkemenin karar alma sürecinin de sekteye uğradığını savundu.
Korwin-Piotrowska, Sejm tarafından seçilen dört yargıcın Anayasa Mahkemesi genel kuruluna alınmadığını belirtti. 2016 yılında yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin teşkilat ve çalışma düzenini belirleyen yasaya atıfta bulunan yargıç, en kıdemli üye sıfatıyla mahkeme başkanlığı görevini üstlendiğini bildirdi.
Yargıç, mahkemenin gelecekteki işleyişine ilişkin önemli bir adım daha atarak genel kurul toplantısının 3 Kasım'da gerçekleştirilmesi çağrısında bulundu.

POLİS ANAYASA MAHKEMESİ BİNASINA GİRDİ
Polonya'da yargı krizinin derinleştiği 30 Ekim akşamında polis ekipleri Anayasa Mahkemesi yerleşkesine girdi. Aynı saatlerde mahkemenin resmi internet sitesinde, Święczkowski ve Sochański'nin yetkilerinin bir ay süreyle askıya alındığına ilişkin duyuru yayımlandı.

SOCHAŃSKİ'DEN SERT TEPKİ: "DEVLET DARBESİ YAŞANIYOR"
Polonya Anayasa Mahkemesi'ndeki yetki krizine ilişkin tartışmalar, mahkemenin üst düzey isimlerinin karşılıklı açıklamalarıyla büyüdü. Rzeczpospolita gazetesinin haberine göre, Başkan Yardımcısı Bartłomiej Sochański, yaşanan gelişmeler karşısında şaşkınlığını dile getirerek Yargıç Anna Korwin-Piotrowska'nın kendisini telefonla arayıp mahkemenin yönetimini devraldığını bildirdiğini söyledi.
Sochański, bu adımın hukuki bir dayanağı bulunmadığını savunarak yargı bağımsızlığına müdahale edildiğini öne sürdü. Yaşananları sert sözlerle eleştiren Sochański, "Mahkemenin ve bağımsız yargıcın bağımsızlığına bu şekilde müdahale edilmesine izin verecek herhangi bir hukuki dayanak bilmiyorum. Devlet darbesi yaşanıyor." ifadelerini kullandı.
Polonya'nın eski Cumhurbaşkanı Andrzej Duda da tartışmaya katılarak yaşanan gelişmeleri hukuka aykırı olarak nitelendirdi. Duda, Anayasa Mahkemesi'nin devlet yönetimindeki kritik konumuna dikkat çekerek olayların bir darbe olarak değerlendirilebileceği yönündeki iddiaların ciddi gerekçelere dayandığını savundu.

TUSK'TAN GÖREVDEN ALMA KARARINA DESTEK
Polonya Başbakanı Donald Tusk ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Święczkowski ile Başkan Yardımcısı Sochański'nin yetkilerinin geçici olarak askıya alınmasını destekledi. Tusk, alınan kararın gerekli olduğunu belirterek "Başka yolu yok" mesajı verdi.
X hesabından yaptığı açıklamada hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesinin hükümetin sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Tusk, önceki Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) iktidarı döneminde yaşanan hukuki sorunların giderilmesinin kolay olmadığını ifade etti.
Tusk paylaşımında, "Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek bizim görevimiz. Hukuk ve Adalet partisinin iktidarındaki birkaç yıllık hukuksuzluğun ardından bu iş kolay olmuyor, bazen sancılı geçiyor ve kararlı adımlar gerektiriyor. Başka yolu yok" sözlerine yer verdi.

ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN SİBER MÜDAHALE İDDİASI
Kriz sürerken Polonya Anayasa Mahkemesi'nin resmi X hesabından da dikkat çeken bir açıklama yayımlandı. Paylaşımda, mahkemenin internet sitesinin "yasa dışı biçimde ele geçirildiği" ileri sürüldü. Bu açıklama, kurum içerisindeki yetki mücadelesinin dijital platformlara da yansıdığı yönündeki tartışmaları beraberinde getirdi.
Öte yandan Polonya'da yaşanan siyasi ve anayasal gerilim diplomatik temsilciliklere de yansıdı. Krizin devam ettiği süreçte Polonya'nın Çin ve Romanya büyükelçileri görevlerinden istifa ettiklerini duyurdu.

CUMHURBAŞKANI NAWROCKİ SENEGAL PROGRAMINI YARIDA KESTİ
Polonya'da Anayasa Mahkemesi çevresinde yaşanan yetki krizine Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki de doğrudan dahil oldu. Senegal'de gerçekleştirdiği resmi ziyareti yarıda bırakma kararı alan Nawrocki, gelişmeler üzerine acilen Polonya'ya dönmek üzere yola çıktı.
Kararını sosyal medya hesabından duyuran Nawrocki, ülkenin içinde bulunduğu kritik süreçte cumhurbaşkanının Polonya'da bulunması gerektiğini belirterek, "Böyle bir anda cumhurbaşkanı Polonya'da olmalıdır. Senegal uçuşumu yarıda kesiyorum. Dönüyorum" ifadelerini kullandı.
Varşova'ya ulaşmasının ardından yoğun bir diplomasi ve istişare trafiğine başlayan Nawrocki, yüksek yargı temsilcileriyle bir araya geldi. Cumhurbaşkanı; Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Święczkowski, mahkemenin diğer üyeleri ve Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapiński ile gelişmeleri değerlendirdi.

CUMHURBAŞKANININ MAHKEMEYE GİRİŞİNDE GERGİN ANLAR
Polonya'daki anayasal kriz, 31 Ekim gecesi Anayasa Mahkemesi binasında yaşanan olaylarla daha da dikkat çekici hale geldi. Yüksek Mahkeme Birinci Başkanı Zbigniew Kapiński ile birlikte mahkemeye gelen Nawrocki, gece saatlerinde yerleşkeye giriş yaptı.
Ancak cumhurbaşkanının binaya girişinin engellenmeye çalışıldığı öne sürüldü. Yargıç Berek'in kamuoyuyla paylaştığı görüntülerde, Nawrocki'nin mahkeme girişinde uzaklaştırılmak istendiği ve fiziksel müdahaleyle karşı karşıya kaldığı görüldü.
Görüntülerin ardından Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Rafał Leśkiewicz'ten de sert bir açıklama geldi. Leśkiewicz, söz konusu kayıtların bir suçun işlendiğini ortaya koyduğunu savundu.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, "İktidarı gasp eden kişiler, Polonya Cumhurbaşkanı'nı Anayasa Mahkemesi binasına sokmamaya çalıştı ve dokunulmazlığını ihlal etti" değerlendirmesinde bulundu.
Gece boyunca mahkeme binasında kalan Nawrocki, yerel saatle 05.00'e (Türkiye saatiyle 07.00) kadar içeride bulundu. Daha sonra binadan ayrılan cumhurbaşkanı, kendisini bekleyen vatandaşlara teşekkür ederek bölgeden ayrıldı.

NAWROCKİ'DEN ACİL TOPLANTI ÇAĞRISI
Cumhurbaşkanı Nawrocki, yaşanan gelişmelerin ardından siyasi partileri de sürece dahil etmek için harekete geçti. Cumhurbaşkanlığı Kabine Şefi Paweł Szefernaker, Nawrocki'nin 31 Ekim tarihinde parlamentoda temsil edilen siyasi partilerin katılımıyla acil bir istişare toplantısı düzenlenmesini istediğini duyurdu.
Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada ise ülkedeki gelişmelerin anayasal düzen açısından ciddi bir sorun oluşturduğu savunuldu. Açıklamada, "Polonya Cumhuriyeti'nin anayasal düzeninin ihlali ve anayasal bir organın zorla ele geçirilmesi hadisesi yaşanmıştır; hukuk düzeninin yeniden tesis edilmesi çağrısı yapıyorum" ifadeleri kullanıldı.

ANAYASA MAHKEMESİ NEDEN SİYASİ ÇEKİŞMENİN ODAĞINDA?
Polonya'da yaşanan krizin merkezinde yer alan Anayasa Mahkemesi, ülkenin hukuk sisteminde kritik bir konuma sahip. Mahkemenin temel görevi, yürürlüğe giren yasalar ile diğer düzenleyici işlemlerin Polonya Anayasası'na uygun olup olmadığını denetlemek.
Bunun yanı sıra merkezi devlet kurumları arasında ortaya çıkan yetki anlaşmazlıklarını çözüme kavuşturan mahkeme, vatandaşların anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle yaptığı başvuruları da değerlendiriyor.
Mahkemenin verdiği kararların kesin ve tüm devlet organları açısından bağlayıcı olması, kurumu siyasi açıdan da önemli hale getiriyor. Parlamento ve hükümet tarafından kabul edilen düzenlemeleri anayasaya aykırı bulma yetkisine sahip olması nedeniyle mahkemenin yönetimi ve yargıçlarının belirlenmesi, ülkedeki siyasi güç dengeleri açısından büyük önem taşıyor.

KRİZİN İLK İŞARETLERİ EYLÜL AYINDA ORTAYA ÇIKTI
Anayasa Mahkemesi'nin yönetimi üzerindeki anlaşmazlık, eylül ayının başında parlamentonun alt kanadı Sejm'in Maciej Berek'i yeni anayasa yargıcı olarak seçmesiyle belirginleşti. Ancak bu atama, kısa sürede yeni bir siyasi ve hukuki tartışmanın fitilini ateşledi.
Berek, 14 Ekim'de parlamentoda yemin ederek görevine başlamaya hazırlanırken Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, kendisiyle birlikte milletvekillerinin aday gösterdiği iki yargıca daha yemin ettirmeyi kabul etmedi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Święczkowski de parlamentonun seçtiği diğer yargıçların görevlerine başlamasına izin vermedi.
Yaşanan gelişmeler, mahkemenin yönetimi konusunda taraflar arasındaki görüş ayrılığını daha da derinleştirdi. Maciej Berek, 15 Ekim'de yaptığı açıklamada mahkemedeki krizin ve bina önünde düzenlenen protestoların sorumluluğunu Święczkowski'ye yükledi.
Başbakan Donald Tusk da tartışmalara katılarak ülkede giderek artan gerilim ve saldırganlıktan Cumhurbaşkanı Nawrocki ile Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) lideri Jarosław Kaczyński'yi sorumlu tuttu.

PİS DESTEKÇİLERİNDEN MAHKEME ÖNÜNDE PROTESTO
Polsat televizyonunun haberine göre, ekim ayında Anayasa Mahkemesi binası önünde düzenlenen protestoların arkasında Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) ile bağlantılı gruplar bulunuyordu.
17 Ekim'de gerçekleştirilen gösteride konuşan PiS lideri Jarosław Kaczyński, ülkedeki mevcut sorunların sorumlusu olarak Tusk hükümetini gösterdi. Kaczyński, Anayasa Mahkemesi ile Polonya Merkez Bankası'nı, hükümetin kontrolü altına alamadığı iki önemli kurum olarak tanımladı.
Aynı gösteride söz alan Cumhurbaşkanlığı Kabine Şefi Paweł Szefernaker de hükümete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Szefernaker, "Mevcut hükümet, yani Donald Tusk hükümeti, üç yıldır Polonya Cumhuriyeti'nin temelini oluşturan her şeyi yıkıyor." ifadelerini kullandı.
Szefernaker ayrıca Tusk hükümetini siyasi amaçlı tutuklamalar gerçekleştirmekle ve devlet kurumlarının kontrolünü ele geçirmeye çalışmakla suçladı. Böylece Anayasa Mahkemesi'nde başlayan yetki tartışması, iktidar ve muhalefet arasındaki daha geniş siyasi hesaplaşmanın önemli başlıklarından biri haline geldi.

POLONYA'DA SİYASİ TABLO 2023 SEÇİMLERİYLE YENİDEN ŞEKİLLENDİ
Polonya siyasetinde son yıllarda yaşanan değişim, 2023 parlamento seçimleriyle yeni bir boyut kazandı. Jarosław Kaczyński liderliğindeki Hukuk ve Adalet Partisi (PiS), 2015'ten bu yana sürdürdüğü iktidar döneminin ardından seçimlerde çoğunluğu elde edemedi. Oyların yüzde 35,38'ini alan PiS, 460 üyeli Sejm'de 146 sandalye kazanmasına rağmen tek başına hükümet kurabilecek veya koalisyon ortaklarıyla çoğunluğa ulaşabilecek desteği sağlayamadı.
Donald Tusk'ın liderliğini yaptığı Sivil Platform ise seçimlere tek başına değil, farklı siyasi oluşumların bir araya geldiği Sivil Koalisyon çatısı altında katıldı. Modern (Nowoczesna), Polonya İnisiyatifi, Yeşiller ve toplumsal hareket AGROunia'nın da dahil olduğu ittifak, seçim yarışında önemli bir aktör olarak öne çıktı.
Seçimlerin ardından Sivil Koalisyon 156 milletvekiliyle parlamentoda ikinci sırada yer aldı. Senato seçimlerinde ise en fazla sandalyeyi elde etti. Tusk liderliğindeki siyasi oluşum, Polonya Koalisyonu, Polonya 2050 ve Yeni Sol partileriyle ortaklık kurarak parlamentoda hükümet çoğunluğunu oluşturdu. Böylece Polonya'da yeni hükümetin başına Donald Tusk geçti.
Parlamentodaki iktidar değişiminin ardından cumhurbaşkanlığı seçimleri de ülkedeki siyasi dengeleri farklı bir noktaya taşıdı. PiS'in desteklediği bağımsız aday Karol Nawrocki, 1 Haziran 2025'te gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu kazanarak cumhurbaşkanı seçildi. Böylece hükümet ile cumhurbaşkanlığı makamı farklı siyasi çizgileri temsil etmeye başladı.

Dünya
Polonya'da devlet krizi

Dünya
Polonya'da AB'nin desteklediği Tusk'tan Cumhurbaşkanı'na darbe kalkışması

Hayat
Polonya’daki genç yurtların bakımsızlığından dert yandı: Ben KYK'yı özledim

