Susmak vebal altına girmektir
00:00, 26/08/2013, Pazartesi
Yeni Şafak
Susmak vebal altına girmektir
Başbakan Erdoğan, ''Mısır''daki olaylar karşısında susmak çok ağır bir vebalin altına girmektir. Özellikle üniversitelerin daha gür bir ses çıkarmalarını beklerdim'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize'de ismi verilen üniversitede konuştu. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Meclis Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, binlerce yıllık demokrasi birikimine ve mücadelesine rağmen Mısır'daki müdahalenin bir darbe olduğunu, buna darbe diyemeyenin geçmişten ziyade geleceğe ihanet edeceğini söyledi. Dünyanın en meşhur üniversitelerden biri olan Mısır'daki El-Ezher'in şeyhini, askeri darbenin ve darbecilerin yanında gördüğünde hüsrana uğradığını ifade eden Erdoğan, 'Böyle bir şey olamaz. Sen nasıl Ezher'in şeyhi olup da Ezher ulemasının başı olup da darbeye çanak tutarsın, darbeye alkış tutarsın. Bu alkışlana bilir mi? Buna 'evet' denilebilir mi? İşte orada ilim bitmiştir, ilim derken o ilim adamı bitmiştir. Çünkü ilim ona müsade etmez ama o ilim adamı kisvesiyle sadece o günlük, o aylık, o yıllık belki kendini o darbecilere karşı kurtarır ama tarih bunları lanetler. Geçtiğimizde bizde olanları şimdi lanetledikleri gibi' diye konuştu.
Batının Mısır'daki yaşananlar karşısında kendisiyle çeliştiğini, 6 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine rağmen yaşananlara hâlâ 'dur' demediğine dikkat çeken Erdoğan, medya başta olmak üzere bazı çevrelerin Mısır'daki darbeyi sempatik göstermek için 'demokratik darbe', 'devrimci darbe' ve 'sandıksız demokrasi' gibi aklın ve mantığın kabul edemeyeceği kavramları ürettiğini kaydetti.
SUSANIN HAKKI YOK
'Mısır'a karşı sergilenen tavır sadece akla, mantığa değil bilime kesinlikle aykırıdır' diyen Erdoğan, konuşmasını şunları söyledi: 'Mısır'daki olaylar karşısında susmak, çok ağır bir vebalin altına girmektir. Özellikle bilim insanlarının, üniversitelerin bu hadiseler karşısında daha gür bir ses çıkarmalarını beklerdim, ama bu olmamıştır. Zira bugün susulur ise yarın konuşmaya, itiraz etmeye kimsenin hakkı olamaz. Bugün darbeye 'darbe' diyemeyenin yarın bir hastalık veya bu hastalık bütün vücuda sirayet ettiğinde, darbeye 'darbe' demesi hiçbir anlam ve ağırlık ifade edemez. Demokrasi tıpkı bilim gibi yüz yılların hatta bin yılların birikiminin bir neticesidir. Binlerce yıllık birikime, binlerce yılık gerçeğe sırt çevirmek, belki yüzlerce, binlerce yıl sürecek bir hatanın temelini atmak olabilir. Üniversiteleri ülkenin ve dünyanın her meselesinde daha aktif roller üstelenen, yol gösteren kurumlar olarak görmek istiyoruz.'
Tahsil gördükçe cahilleşiyorlar
Çocukları gereksiz ve faydasız bilgiler yerine, hayatın kendisiyle donamlı olacak şekilde yetiştirmekle mükellef olduklarını vurgulayan Erdoğan, 'Çocuklarımız okudukça, tahsil gördükçe daha da cahilleşiyor, kendisine, ülkesine, toplumuna ve özüne daha da yabancılaşıyorsa burada ters giden bir şey var demektir. Böyle bir eğitim tarzını kabullenemeyiz. Bunu 10 yıllar boyunca üniversitelerimizde yaşadık. Üniversitelerimiz kendilerini dışarıya, topluma kapattı. Ülke gerçeklerinden kopuk izole bir noktaya geldiler. Bilim ve eğitim ile millet arasında adeta uçurumların oluşmasına neden oldular. İşte bunu tersine çeviriyor, şimdi tabii mecrasına döndürüyor, üniversitelerimiz ile milletin, üniversitelerimiz ile ülkenin kucaklaşmasını sağlamak için gayret sarf ediyoruz. Bu süreci daha da hızlandırmak zorundayız. Özellikle üniversitelerimiz demokratikleşme, bir arada yaşama, hoşgörü noktasında daha etkin, daha yön gösterici hal almasını sağlamak zorundayız' ifadelerini kullandı.
Eğitimsiz nüfusun bir anlamı yok
Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusuyla dünyada öne çıkan bir ülke olduğunu belirten Erdoğan, 'Ancak bu genç ve dinamik nüfusu en donanımlı şekilde geleceğe hazırlamazsanız, nüfus tek başına bir şey ifade etmiyor. Yani cemiyet, yani çoğunluk hiçbir zaman tek başına bir şey ifade etmiyor. Burada özellikle nitelik, çok önemli. Bunu başarmak zorundayız' diye konuştu.
İlim adamı el-pençe-divan durmamalı
Başbakan Erdoğan, iktidar olarak yanlış bir şey yaptıklarında, ilim adamlarının kendilerine cesurca eleştiriler yöneltmesi gerektiğini vurguladı. 'İlim adamı, ilim namusundan, fikir namusundan bedeli ne olursa olsun taviz vermeyen insandır. Çok açık net söylüyorum. Ben bir siyasetçiyim, eğer biz bile kalkıp da ilme ters bir şeyi istiyorsak ilim adamının şunu söylemesi en önemli görevidir: 'Öyle değil böyledir' demesi lazım. El pençe divan durup, 'Ferman buyurdunuz efendim' dememesi gerekir' diyen Erdoğan, Mısır'da bazı ilim adamlarının darbeye destek verdiğine dikkat çekerek 'Ülkemizde de böyle şeyler yaşandı. İşte bunların aşılması lazım. Bunları aştığımız zaman üniversiteler güçlüdür. Bunları aşamazsak üniversitelerimiz gariptir, fakirdir, fukaradır' diye konuştu.
Molotofla özgürlük arıyor sevsinler seni!
Başbakan Erdoğan, molotofkokteyli ile kamunun araç gereçlerine zarar verenlere, yakıp yıkanlara ve şiddete başvuranlara karşı polisin su ve biber gazı sıktığını belirterek, buna 'polis şiddeti' denilmesini eleştirdi. Erdoğan, şunları kaydetti: 'Neymiş, özgürlük mücadelesiymiş bunlar. Sevsinler seni. Bunların neresi özgürlükçü. Özgürlük mücadelesi verenler fikren, düşünceyle verir, demokratik yollarla gelir, sandıkta verir. Sandıkta kazanamayacaklarını bilenler, görenler, anlayanlar işte dağda silahla ürüyorlar, meydanlarda molotofkokteyli ile ürüyorlar, yine silahlarla yürüyorlar. onun için üniversitelerimizin çatısı altında asla bunlara müsade edilmemeli, burada herkes elinde elinde bilgisayarla, kitapla dolaşmalı. Bu tür bir şey olduğu zaman da yönetim anında bunlara müdahale etmelidir, elindeki yetkiyi, selahiyeti en güzel şekliyle kullanmalıdır. Hiç taviz verilmemeli. Bütün disiplin mekanizmaları en ideal şekilde işletmelidir. Çünkü bunlar meydanı buldukları zaman bakıyorsunuz üniversiteleri aynı şekilde terörize etmenin gayreti içine giriyorlar. Üniversitelerimiz bir terör meydanı, terör alanı değildir. Oralarda bilgi vardır, ilmin tahsili vardır ve oralardaki insanlar bu toplumun örnekleridir, örnek olmaya mecburdur. Çocuklarımıza demokratik kültürü, hoşgörüyü, birbirinin yaşam tarzına saygıyı, birbirinin hayat hakkına saygıyı anlatmamız gerekiyor. 'Ben konuşacağım sen dinleyeceksin' anlayışı yanlış. Talimsiz terbiye, terbiyesiz talim hiçbir anlam ifade etmez.'
Çaykur Rize ile kupa pozu
Başbakan Erdoğan, Spor Toto Süper Lig'in yeni takımlarından Çaykur Rizespor'u ziyaret etti. Mehmet Cengiz Sosyal Tesisleri'ne gelen Erdoğan'ı Kulüp Başkanı Metin Kalkavan, yöneticiler, teknik direktör Rıza Çalımbay ve futbolcular karşıladı. Başbakan burada futbolcular ve yöneticilerle birlikte Çaykur Rizespor'un 2012-13 sezonunda kazandığı PTT Ligi ikincilik kupası eşliğinde fotoğraf çektirdi.
Çalımbay'ı tebrik etti
Çaykur Rizespor'u geçen yılki şampiyonluğundan ötürü kutlayan Başbakan Erdoğan, futbolcular ve teknik direktör Rıza Çalımbay'ı tebrik etti. Burada bir süre Çalımbay ile sohbet eden Erdoğan, bugün oynanacak Trabzonspor-Çaykur Rizespor karşılaşması için de başarılar diledi.
Güneysu'da görünmez kaza
Başbakan Erdoğan Güneysu'daki evinden kent merkezindeki İsmail Kahraman Kültür Merkezi'ne gelişinde, çevik kuvvet polisini taşıyan bir minibüs, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüjdeki kaldırıma çıktı ve yönlendirme tabelasına çarptı. Kazada, ölen ya da yaralanan olmadı.
Başlıklar :
