Altın Portakal bu yıl daha az politik gibi
04:00, 31/10/2026, Cumartesi
Yeni Şafak

Arşiv.
Türk sinemasının vitrini olmasının yanında Yeşilçam geleneğinin yaşatıcısı iddiasında olan Altın Portakal Film Festivali bu akşamki ödül töreni ile sona eriyor. Kısacılar mutlu. Seçkiler çeşitli. Halkın filmlere ilgisi yüksek. Antalya’da yağmur var ve Altın Portakal bu yıl daha az politik gibi.
Ülkemizin en önemli sinema organizasyonu hiç şüphesiz Altın Portakal Film Festivali. Hem 63 yıllık mazisiyle hatıra defteri niteliğini taşıyor hem de Yeşilçam’dan yeni akımlara kadar geniş yelpazesiyle çok pencere açmaya çalışıyor. Türkiye’nin turizm şehri Antalya’nın bir sinema şehri olduğunu da yeniden gözlemliyoruz.
Günlerdir Antalya’da organizasyonu takip ediyor, filmleri izliyor ve sinemanın nabzını tutmaya çalışıyoruz. Film seçkisi de festival süreçleri de ödül tahminleri de dile gelmeye değer. Zira yüzlerce sinemacı bir araya geldi ve onlarca proje mutlu ayrıldıktan sonra yılın kalan kısmında sinema gündemi bir nebze de olsa buraya göre belirlenecek.
Öncelikle dikkatimi çeken hususların altını çizmek isterim…
ALTIN PORTAKAL DAHA ‘DENGELİ’
Film seçkisinden jüri oluşumuna, etkinlik görevlilerinden kullanılan dile kadar hassas bir denge gözetilmeye çalışılmış. Yakın zamana kadar genellikle kürsülerdeki siyasi açıklamalarla gündeme gelen festival şimdi daha çok filmlerin konuşulduğu bir ortam. (Elbette yine siyasi açıklamalar var ama bu işin doğasında olduğu kadar. Ödül töreni bu akşam yapılacak. Beklenmedik bir sürpriz olmazsa dozu aşmayan sakin bir tabloyla tamamlanacak.)
KISA FİLMCİLER MUTLU
Kısa filmcilere gösterilen ihtimam ise takdire şayan. Genellikle ülkemizde uzun metraj filmlerin yarıştığı festivallerde kısacılar ikinci plana atılır. Fekat Antalya’da kısacılar mutlu. Genellikle böyle olmasına rağmen bu yıl özel bir alaka göze çarpıyor. Herkese sadece sinemacı olarak bakılıyor ve konaklamadan ağırlamanın diğer unsurlarına kadar dengeli bir tavır ortaya konuyor.
Filmlere gelecek olursak…
Yeşilçam geleneğini yaşatmanın yanı sıra zamanın ruhunu taşıyan yeni yönelimlerin de yer bulması açısından film seçkilerinde geniş yelpaze olduğundan bahsetmiştik. Özellikle kısa film seçkilerinde bunu net olarak görüyoruz. Hatta ‘seyirlik’ diye nitelenebilecek yapımların ön planda tutulduğunu söyleyebiliriz. Eleştirilebilir bir durum. Ancak burada festivalin kendisini nasıl konumlandırdığına bakmak lazım.
ULUSAL UZUN METRAJ FİLMLERİ ÇOK ELEŞTİRİLİYOR
Uzun metraj filmler konusu ise bir hayli tartışmalı. Şu ana kadar izlediğimiz ve sinema yazarlarının yorumlarına muhatap olan yapımlarla ilgili genel kanaat “Türk Sinema Zorda”! Yani uzun metraj yarışmasındaki filmlerin genel olarak vasatın altında olduğu kanaati var.
Elbette buradaki filmlerin sinemamızın net bir özeti olarak göremeyiz. Zira Altın Portakal ülke prömiyeri istiyor. Yani daha önce Türkiye’de başka festivalde yer almamış olması lazım filmlerin. Yıl içinde daha önce başka festivalde olan filmler başvuramıyor. Bazı filmler bu bakımdan elense de son dönemde yapılan filmlerin çoğunun yarışmaya dahil olmak istediğini düşünebiliriz. Yarışan filmler ise genellikle zayıf olarak nitelendiriliyor.

Zeynep Tuğçe Bayat (Ölü Arının İğnesi).
DİKKAT ÇEKEN YAPIMLAR
“Taş ve Tüy” (Ragıp Türk), “Cinlerin Düğünü” (Ferit Karahan), “Artakalan” (Yeşim Ustaoğlu) filmleri ön plana çıkıyor. Büyük ödüllerin bu filmler arasında paylaşılacağına kesin gözüyle bakılıyor. İlk uzun metraj tecrübesi olan Büşra Bülbül’ün “Bir Anne Hakkında”sı da beğeni kazanan yapımlar arasında. Türkiye’de az rastlanır distopya ya da kıyamet sonrası türde üretim olan Sinan Sertel’in yönettiği Elisa da dikkat çeken yapımlardan. Tatlı Maya (Biket İlhan), “Ölü Arının İğnesi” (Aydın Orak) ve “Kadim Mavi” (Emir Ziyalar) ise sinema yazarları tarafından sert şekilde eleştirildi. “Bekle Bizi Brüksel” (Necmi Sancak) zengin oyuncu kadrosu ve absürt işleyişi ile adından söz ettiriyor. “Düğün Şarkıcısı” (Emre Aybek) ve “Hakikatin Ölümü” (Hüseyin Karabey) ise seçkideki diğer yapımlar…

Hüseyin Karabey-Mehmet Günsür (Hakikatin Ölümü).
SİNEMAMIZDA ÜRETİM SORUNU MU VAR?
Ulusal uzun metraj film kategorisinin kıran kıran bir yarışa sahne olacağı kesin. Sürpriz beklenmiyor. Ancak asıl önemli olan konu, sinemamızdaki üretimlerin göz kamaştırmaması. Sinema yazarlarının ortak kanaati 1-2 yapım haricinde filmlerin doyurucu olmaması. Uzun uzadıya tartışılacak bir konu elbette ama haklılık payı olmadığı da söylenemez.
Sadece bir festivale bakarak felaket tellallığı yapmak da doğru değil elbette. Ancak Altın Portakal’ın her zaman Türk Sinemasının yansıması olduğunu da unutmamak lazım. Ön değerlendirme kurulunun bu yıl daha fazla ‘seyirlik’ davrandığını anlıyoruz. Lakin festival sineması ve festival karakteri dediğimiz olguların da karşılığı olmalı.
Tecrübeli isimlerin filmlerinin bile çok eleştirilmesi olayın daha ilginç boyutu. Beşten fazla film yapmış yönetmenlerin meşhur oyuncularla ortaya koydukları tablo izleyiciyi biraz memnun etse de eleştirmenler ve sektörde soru işaretleri oluşturdu.

Sevda Erginci (Bir Anne Hakkın).
FİLM FORUM ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU
Festivalin önemli bir ayağı da proje aşamasındaki filmlere destek sağlanan “Film Forum” bölümü. Yapım öncesi ve yapım aşamalarındaki 269 proje arasından finale kalan çalışmalar, uzman isimlerden oluşan jüriler tarafından değerlendirildi.
Forumda, farklı kategorilerde ödül kazanan projelere, toplam 1 milyon 450 bin lira destek sağlandı. “İlk Uzun Metraj Film Geliştirme Platformu Ödülü”, Kader Kaya’nın “Tanrının Yükü” adlı projesine verildi. “Uzun Metraj Kurmaca Platform Ödülü”nü ise yönetmenliğini Atıl İnaç’ın, yapımcılığını ise Derya Tarım’ın üstlendiği “Yağmur” filmi kazandı.
“Work in Progress Belgesel” kategorisinde “İsmigül”, kurmaca kategorisinde ise Murat Uğurlu’nun yazıp yönettiği, yapımcılığını Ilgım Coşar’ın üstlendiği “İskeletin Türküsü» ödüle değer görüldü. “Sümer Tilmaç Antalya Senaryo Destek Fonu ‘Pitching’ Platformu” jürisi ise ödülü de “Düş Kapanı” projesine verildi.
“YEŞİL SETLER MÜMKÜN” ÖDÜLLERİ
Yeşil Setler Mümkün Girişimi iş birliğiyle bu yıl ilk kez verilen “Yeşil Setler Mümkün” (YSM) Ödülleri de törende sahiplerini buldu. Yeşil Prodüksiyon Ödülü’nü “Cennetin Çiçekleri” filmine, İklime Duyarlı Hikaye Ödülü ise “Sisler Krallığı” projesine takdim edildi.

Hayat
Sinemayı yerli yapımlar mı kurtaracak?

Hayat
Türk destanı anlatılmayan sinema eksiktir

Hayat
Fantastik Sinema sadece fantezi değildir!