Çocuklar hakkında konuşmalıyız diyen filmler
04:00, 10/10/2026, Cumartesi
Yeni Şafak

'Adolescence'
Son dönemdeki okul saldırıları zanlılarla ilgili öfke oluşturuyor ama meseleye doğru yerden bakmak çok önemli. Çocuk yaşta böyle suçlara meyledenleri ve sebeplerini doğru değerlendirmek mühim. Bu konuda ‘Kevin Hakkında Konuşmalıyız’ filmi ve ‘Adolescence’ dizisi önemli yorumlar içeriyor.
Okullarda öğrencilerin saldırıları, yakın zamana kadar ABD’de gerçekleşen ve Türkiye’de görülmesi mümkün olmayan olaylardı. “Bizim toplumumuz başka” diyerek rahattık sanki. Ve küreselleşmenin getirdiği “tek tip insan” manzarası bizi de buldu. Artık bizim gençlerimiz de ABD’de okula saldırı düzenleyen akranları gibi gündeme geliyor. Galiba temel mesele tam da “…gibi gündeme gelmek” ifadesinde geçiyor. Zira yaşanan olaylara baktığımızda zanlıların ortak özelliği içine kapanık olmaları ve toplumdan kendilerini bir şekilde soyutlamış bulunmalarıydı.
KATİL SUÇLU AMA AİLE VE TOPLUMUN ROLÜ GÖZDEN KAÇMAMALI
Peki, durum böyle mi? Yani toplumdan kendilerini mi soyutluyorlar, toplum mu bir şekilde onları dışarıda bırakıyor? Ailenin bu tablodaki rolü ne? Suçu işleyen elbette cezasını alır. Fekat aile ve toplumun rolünü anlamazsak çözüm yolunda da doğru adımları atamayız.
İşte bu çerçevede bakabilmek için sinema ve dizilere başvurmak gerekiyor. Zira sinema filmleri ya da dizi filmler tam da bu çerçevede toplumu yansıtıyor. Elbette yansıttığı kadar yönlendirir de… Yani mevcut sosyolojik manzarada filmlerin de rolü vardır.
Meselenin bu kısmını bir kenara bırakarak aile ve toplumun, suç işleyen çocuklar üzerindeki etkisi ve sorumluluğunu derinden sorgulatan “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” (We Need to Talk About Kevin-2011) filmi ve Adolescence (2025) dizisini sizin için irdeledik…

“İSTENMEYEN GEBELİK” VE GETİRDİKLERİ Mİ?
“Kevin Hakkında Konuşmalıyız”, Lynne Ramsay’in yönettiği, başrollerinde Tilda Swinton, John C. Reilly, Ezra Miller’ın bulunduğu Lionel Shriver’ın aynı isimli romanından uyarlanan bir film. İngiltere yapımı olan film yayınlandığı zaman büyük ses getirmişti. Zira ele aldığı meseleyi sahici, çarpıcı ve etkili bir dille işliyordu.
Filmin hikayesi şöyle:
Eva, gençlik planları ve kariyerini bir kenara bırakarak Kevin’ı doğurur. Vazgeçtikleri içinde uhde olarak kalır ve çocuğun yetiştirilmesinde de etkili olur. Kocasıyla da ayrılır. Kevin 15 yaşına geldiğinde lisedeki çete gruplarıyla takılmaya başlar ve olaylara karışır. Bunun için Eva, ayrıldığı kocasıyla yeniden iletişime geçmek zorunda kalır.
Filmin temel söylemi; çocukların suça sürüklenmesinin sosyo-ekonomik şartlar veya sokak kültüründen önce aile içi dinamiklerle ilgili olduğudur… Çünkü Kevin aslında istenmeyen bir gebelik sonrası verilen kararla dünyaya gelir. Kevin’ın bebekliğinden itibaren ağlaması, annenin ona karşı hissettiği gizli isteksizlik ve suçluluk duygusuyla birleşir. Bir çocuğun ilk ve en temel bağı sorunlu kurulur.
ANNEYE KARŞI İNTİKAM DUYGUSU!
Kevin, babasının yanındayken uysal ve sevgi dolu bir çocuk taklidi yaparken; sadece annesinin görebileceği şekilde altını kirletir, meydan okur ve psikolojik şiddet uygular. Yani bir çeşit intikam göstergesidir.
Baba, Kevin’ın gelişimindeki ve davranışlarındaki devasa anomalileri görmezden gelir. Annenin uyarılarını “abartı” olarak nitelendirir. Ve bu tabloda çocuk, bağ kurma sorunuyla birlikte istikamet sorunu yaşar.
Bu konuda yapılmış en iyi filmlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.
FİLM DİLİ VE KONUSU ÇOK KONUŞULDU
Adolescence (2025) ise geçtiğimiz sene en çok ses getiren yapımlardan biri oldu. Her bölümü tek plan sistemiyle çekilen dizi yöntemiyle de ilgi topladı. Sadece teknik olarak değil, ele aldığı meselenin tarafları arasındaki bağ sorununa işaret eden filmsel dil sorgulamaları da kalıcı hale getirdi. Dizide Stephen Graham’in canlandırdığı baba figürü üzerinden modern ebeveynlik hataları ameliyat masasına yatırılır. Kevin’ın babası gibi buradaki aile de kötü niyetli değildir; aksine çocuklarını seven, korumaya çalışan “normal” bir ailedir. Ancak çocuğun fiziksel olarak evde olması sağlıklı bir bağ olduğu anlamına gelmiyordu. Toplumsal dinamiklerle birlikte aile içindeki iletişim sorunu da çocuğu bir suça itmiş midir?
ANLAMAYA ÇALIŞIRKEN…
Özellikle dizinin üçüncü bölümündeki psikolog görüşmesi seansı, çocuk psikolojisini anlamak adına ders niteliğinde… Akran baskısı, toplumdaki erkeklik rollerinin getirdiği ağır yük ve arkadaşına duyduğu karmaşık hisler bu odada çözülür. Adolescence, suçlu çocuğu tek başına hedefe koymak yerine “neden” sorusu etrafında sorgulamasını yapıyor ve toplum ile ailenin bu konudaki sorumluluğuna dikkat çekiyor.

Hayat
Kimseyi aldatmadım insanlar çok açgözlü

Hayat
Sinemada ihtiyarlara yer var

Hayat
Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde 210 film gösterilecek