NAZA’yı İstanbul’da izlemek
04:00, 13/10/2026, Salı
Yeni Şafak

NAZA belgeselinin afişi
Gazze’deki soykırımı anlatan NAZA belgeselinin Türkiye’de ilk gösterimi Filmekimi’nde yapıldı. Hind Receb’in Sesi geçen sene İstanbul’da ilk gösterildiğinde de benzer bir manzaraya şahit olmuştum. Salonda sessizlik. Alkışlayanlar ama ne yapacağını bilemeyenler. Sessiz bir kalabalığın, önüne bakarak salonu terk edişi. Çünkü filmde anlatılanlar akıl almaz nitelikte…
Filistin’de olup bitenleri görüntüyle anlatmak, yani film yapmak artık kolay değil. Zira her şey zaten gözümüzün önünde yaşanıyor. Sosyal medyada ya da canlı yayınla izlediklerimizin yeniden ve aynı şekilde resmedilmesinin tarihe not düşmek dışında pek bir etkisi olmayabiliyor. Çünkü izleyici artık daha gerçek ya da gerçeküstü şeyler bekliyor.
Bir zamanlar Filistin ile alakalı yapılan her filmin ayrı anlamı vardı. Çünkü yaşananlara dair uluslararası medyada körlük söz konusuydu. Haliyle de sinema perdesinde Filistin’de yaşanan gerçekler göründüğünde etkisi çok oluyordu. Şimdilerde ise Filistin konulu filmlerin farklılaşması gerekiyor.
Özellikle de belgesel filmlerin, sosyal medyada gördüklerimizden farklı olması lazım. Konu değil, yöntem farkından bahsediyoruz. Zira izleyici de artık benzer şeyler gördükçe hassasiyetinde körelme yaşıyor.
İşte son dönem belgeseller arasında hem konusu hem de işleyişi bakımından farklı bir yerde duruyor NAZA. Çok ses getirdi, duymuşsunuzdur. Soykırım esnasındaki muhtemel sivil kayıplarını ifade eden bir kavram “NAZA”. İsrailli film yapımcıları Yuval Abraham ve Rachel Szor’un belgeseli Venedik Film Festivali’nde 24 dakika ayakta alkışlanmış ve büyük ödüllerden birini almıştı.
Türkiye’de ilk gösterimi Filmekimi’nde yapıldı. Hint Receb’in Sesi geçen sene İstanbul’da ilk gösterildiğinde de film bitiminde benzer bir manzaraya şahit olmuştum. Salonda sessizlik. Alkışlayanlar ama ne yapacağını bilemeyenler. Önüne bakan sessiz bir kalabalık salonu terk eder… Çünkü filmde anlatılanlar akıl almaz nitelikte…
NAZA’dan bahsederken ‘spoiler’ vermek zorundayız. Yazının kalan kısmını ona göre okursunuz.
Gazze’deki İsrail saldırılarında görev almış askerlerin ve yapay zeka destekli operasyon biriminde yer alanların tanıklıklarına dayanan filmde odaklanılan NAZA kavramı, postmodern zamanda gözünü kırpmadan on binlerce insanın nasıl katledilebildiğini açık ediyor. Zira konuşanlar genellikle “Bilgisayar oyunu gibiydi. Bir görevi tamamlayınca kapatır diğerine geçiyorduk” diyor. Yani gerçeklikten kopuk bir eylem alanı söz konusu.
Hamas üyesi olduklarını ‘tahmin ettikleri’ (çoğu operasyonda emin olunmadığından bahsediliyor) bir kişiye karşılık NAZA oranı 20 imiş. Yani bir Hamas üyesini öldürebilmek için 20 sivilin katledilmesi gayet normal imiş. Cep telefonları ve yapay zeka desteği ile Gazze’deki her ev ve telefon kullanan kişinin yeri takip ediliyor, her ses dinleniyor ve done kameraları ile her şey izleniyormuş. İlk bombalamalar sonrası çocukların naaşlar arasında ağlayarak dolaştığına şahit olmayan yokmuş.
Konuşanlar genel olarak pişman. Fekat eylemleri gerçekleştirirken temel motivasyonun “Gazze’nin yerle bir edilmesi ve herkesin ölmeyi hak ettiği” şeklindeymiş.
Düşünebiliyor musunuz? “Terörist” olarak niteledikleri kimseler zaten sorun değil. Beraberin katledilen siviller için sorun teşkil eden bir şey yokmuş. Yani savaş ahlakı diye bir kavram sözlüklerine girmemiş. Zaten üstün ırk inançları malum. Dünyanın geri kalanı kendileri için yok hükmündeymiş.
Bunları Filistin hassasiyeti yeni olmayan, 7 Ekim’den önce de benzer şeyler yaşandığını bilen, kendini bildi bileli Filistin’i bir yara olarak kalbinde taşıyan bizim gibiler için çok yeni şeyler değil, anlatılanlar. Ancak bu belgesel ve benzeri yapımların, Filistin’de yaşananlara 7 Ekim’den önce kulak tıkayanlar tarafından hayretle izlendiğini düşündüğümüzde ne kadar mühim bir amaca hizmet ettiğini de fark edebiliriz.
Filmi kıymetli kulan unsurlardan biri de üslubu. Röportajların tamamı Tel Aviv’deki çatılarda yapılmış. Röportajı yapan kişi (Yuval Abraham) dışında kimsenin yüzünü görmüyorsunuz. Hep karanlıktalar. Yaptıkları şey kadar karanlık. Evet, tanınmamak için bu karanlığı kabul etmişler ama göstergebilim açısından sözün karanlıktan yükselmesi kaynağın da ne denli karanlık olduğuna işaret ediyor.
Ayrıca Gazze’deki soykırımın en ince ayrıntısına kadar nasıl yapıldığını dinlerken, Tel Aviv’deki binaların pencelerinden insan manzaralarını görüyoruz. Haysiyet gösterilmiş ve çok uzaklardan, pencereye odaklanırken de içerideki kimsenin yüzü görünmeyecek şekilde kadrajlar tercih edilmiş. Yani burada deniyor ki, bu anlatılanlar hala devam ederken siz güvenli olduğunu düşündüğünüz evinizde gerçekten güvende misiniz? Evet, ilk akla gelen “Soykırım esnadında nasıl böyle normal yaşabiliyorsunuz?” mesajı oluyor. Lakin daha derinlerde “Sessiz kaldığımız müddetçe hiçbirimiz güvende değiliz” mesajı veriliyor.
Filmin sonuna kadar Gazze’de yaşananlara dair görüntü kullanılmıyor. Bu tercih anlatımı çok güçlü kılıyor. Çünkü sosyal medyada gördüklerimiz zaten bizde bir kabuk oluşturmuş durumda. Çok sık gördüğümüz için de hassasiyet eşiğimiz yükselmiş halde, maalesef. Bütün anlatıyı Tel Aviv’deki binalara ve pencerelere odaklamak çok iyi bir tercih. Filmin sonundaysa bütün anlatılanların sağlamasını yapma adına birkaç dakika boyunca Gazze’deki soykırımın iç acıtan görüntüleri veriliyor.
Filmin ne kadar etkili olduğunu anlamak için soykırımın baş müsebbibi Netanyahu’nın tepkisine bakmak yeterli. En başta “yalan” diyerek “hain” yaftası yapıştıran Netanyahu, filmin etkisi giderek büyüyünce bir açılama yaptı ve belgesele konuşanların kimliklerinin tespit edilmesi için yetkililere emir verdi.
“Ben, Genelkurmay Başkanı’ndan, Şin Bet Başkanı’ndan ve Başsavcı’dan, “NAZA” filmine katılanlara karşı kapsamlı bir soruşturma açmalarını ve onları ciddi bilgi güvenliği suçları, cezai iftira ve İsrail’in devlet ve güvenlik çıkarlarına zarar verme suçlamalarıyla yargı önüne çıkarmalarını talep ediyorum” diyen Netanyahu’nın açıklamalarındaki çaresizliği sezmişsinizdir.
Sinemanın gücü, Filistin Davası’nın haklı sesini farklı anlatımlarla gençlere ve Batılılara iletmek için başlıca seçeneklerden biri olabilir. Olmalı…

Dünya
NAZA belgeseli İsrail’i rahatsız etti: Netanyahu’dan konuşan askerlere soruşturma talebi

Dünya
Netanyahu'dan çakma Naza belgeseli

Hayat
İsrail soykırımını belgeleyen NAZA ücretsiz izlenecek