Bilim-kurgu sinemasının en büyük destanı bu kez de 3 BOYUTLU

Ali Murat Güven
00:0011/02/2012, Cumartesi
G: 10/02/2012, Cuma
Yeni Şafak
Bilim-kurgu sinemasının en büyük destanı bu kez de
Bilim-kurgu sinemasının en büyük destanı bu kez de

Sinema dünyasının en yaratıcı senarist ve yönetmenlerinden biri olmasının yanı sıra, aynı zamanda en işbilir yatırımcılarından biri olarak da nam salan fantazi ustası George Lucas, patenti her şeyiyle kendisine ait 35 yıllık bilim-kurgu hikâyesi 'Yıldız Savaşları'nda bugüne kadar sırası gelmeyen son teknik cambazlığa da el atıyor ve bu kült serinin 6 filmini ardı ardına 3 boyutlu dijital formatta gösterime sunuyor. Böylelikle, bizler de şu fânî dünyadan göçüp gitmeden önce, Lucas'ın çeyrek yüzyılı aşkın bir zamandır etinden, sütünden, yağından, postundan habire para çıkardığı bir altın yumurtlayan tavuğun en son teknolojik sürümünü (de) görmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz!

alimuratg@yahoo.com


YILDIZ SAVAŞLARI BÖLÜM 1: GİZLİ TEHLİKE (Star Wars Episode 1: The Phantom Menace)

Yapım Yılı ve Ülkesi:
(35 mm ve iki boyutlu özgün çevrimi)
1999,
(3 boyutlu dijital versiyonu)
2011-2012, ABD yapımı
Türü ve Süresi:
Bilim-kurgu serüveni, 136 dakika
Gösterim Formatı:
3 boyutlu dijital film
Perdedeki Resim Oranı:
2.35:1
Ülkemizde Gösterime Sunulan Kopya Sayısı:
127
Seslendirme Dili:
İngilizce
(Ülkemizde Türkçe altyazılı olarak gösterilmektedir)
Yönetmen:
George Lucas
Senarist:
George Lucas
Görüntü Yönetmeni:
David Tattersall
Özgün Müzik Bestecisi:
John Williams
Kurgucular:
Ben Burtt, Paul Martin Smith
Yapım Tasarımcısı:
Gavin Bocquet
Sanat Yönetmenleri:
Peter Russell
(Süpervizör)
, Phil Harvey, Fred Hole, John King, Rod McLean
Set Dekoratörü:
Peter Walpole
Kostüm Tasarımcısı:
Trisha Biggar
Oyuncuları:
Ewan McGregor (Obi-Wan Kenobi), Liam Neeson (Qui-Gon Jinn), Natalie Portman (Kraliçe Padmé Amidala), Jake Lloyd (Anakin Skywalker), Ian McDiarmid (Senatör Palpatine), Pernilla August (Shmi Skywalker), Terence Stamp (Şansölye Valorum), Hugh Quarshie (Kaptan Panaka), Kenny Baker (Robot R2-D2), Anthony Daniels (Robot C-3PO'nun sesi), Frank Oz (Jedi ustası Yoda'nın sesi), Ahmet Best (Jar Jar Binks'in sesi), Andrew Secombe (Watto), Oliver Ford Davies (Sio Bibble)
İthalatçı Şirket:
Tiglon Film
Dağıtıcı Şirket:
Tiglon Film
İçerik Uyarıları:
Bilim-kurgu sinemasının kilometre taşları arasında yer alan “Yıldız Savaşları” serisinin diğer bütün bölümleri gibi hikâyeyi açan bu bölümü de yapımcısı George Lucas tarafından (çocukların zorlanmadan izleyebilmesi için) son derece titiz bir şiddet/aksiyon dengesinin üzerine inşâ edilmişti. O bakımdan, filmde küçük izleyicilerin algılarını zorlayıcı nitelikte bir içerik bulunmuyor. Ancak, görsel-işitsel etkisi üçüncü boyut ve ekstra ses efektleriyle güçlendirilmiş yeni bir versiyon olarak, özellikle
13
yaşından küçük izleyicilerin erişkin bir refakatçiyle birlikte izlemelerinde de yarar bulunmaktadır.
Ailece izlenebilir mi?
/ ŞARTLI EVET
(Ailenin
13
yaşından daha küçük üyelerinin erişkin bir refakatçiyle birlikte izlemesi şartıyla)
Filmin Yeni Şafak-Sinema Puanı:
(4 yıldız üzerinden)
* * *
Resmî İnternet sitesi ve Fragmanı:

::::::::::::::::::::::::::::

FİLMİN KONUSU:
Bundan yüzlerce yıl önce, uzak bir galakside...
Farklı ırklardan ulusların yaşadığı bir çok gezegene ev sahipliği yapan bu büyük galaktik düzende
barış
, her ulusun eşit söz hakkına sahip olduğu federatif bir yapı ve çok sesli bir parlamentoyla korunmaktadır. Destansı mücadelelerden sonra kurulmuş demokratik sistemin en sadık hizmetkârları da her biri dostlarına güven veren, düşmanlarının yüreğine ise korku salan mistik güçlerle donatılmış
"jedi şovalyeleri"
dir.
Jedi
örgütüne mensup iki şovalye,
Qui-Gon Jinn
ve çırağı (filmdeki deyimle,
"padawan"
ı)
Obi-Van Kenobi
özel bir görevle
Naboo
gezegenine gönderildiklerinde, galaksideki çok uluslu cumhuriyet düzenini yıkıp yerine diktatöryal bir yapı getirecek korkunç bir komplonun tezgâhlanmakta olduğunu fark ederler.

::::::::::::::::::::::::::::


“Yıldız Savaşları”
serisinin
(hikâyenin akışına göre değilse bile, çekim ve sinemalardaki gösterim sırasına göre)
ilk filmi olan
1977
tarihli
“Yeni Bir Umut”
u
(A New Hope)
, ben de Türkiyeli yüzbinlerce akranım gibi ancak
1980
yılının ilkbaharında, ilkokul beşinci sınıfa gitmekte olduğum günlerde izleme fırsatı bulabilmiştim.
12 Eylül
askerî darbesinin hemen öncesine rastlayan bu dönem, aynı zamanda
Türkiye
'nin de ulusal güvenlik ve ekonomi açısından tam anlamıyla dibe vurduğu kasvetli günlere denk gelmekteydi. Ülkemiz, o yılların önemli politik figürlerinden
Süleyman Demirel
'in genel manzarayı çok güzel özetleyen ünlü deyişindeki gibi
“70 Cent'e muhtaç bir durumda”
olduğundan, tıpkı aynı zaman diliminin diğer gözde filmleri
“Süpermen”
(Superman, 1978)
,
“Kehanet”
(The Omen, 1976)
,
“Grease”
(Grease, 1978)
,
“Çağrı”
(The Message, 1977)
gibi, adını ilk olarak o dönemin gençlik dergilerinde ballandıra ballandıra kaleme alınmış sinema haberlerinden duyduğumuz ve büyük bir merakla beklemeye başladığımız
“Yıldız Savaşları”
da bunaltıcı döviz darboğazı nedeniyle bizim salonlara aşağı yukarı üç yıllık bir rötarla gelebilmişti. Dolayısıyla, dünyanın batısı serinin yakında gösterime girecek olan ikinci bölümünü izlemeye hazırlanırken, bizler ise ezik bir ülkenin yeniyetmeleri olarak ilk filme ilişkin coşku ve patırtıyı ancak
1980
'lerin ortalarında yaşama fırsatı bulabilmiştik.
Amerikalı yapımcı, yönetmen ve senarist
George Lucas
'ın, sinema tarihinde bir benzeri daha görülmemiş ileri görüşlülüğüyle, tamamının hikâyesini yazıp çekmeyi aşağı yukarı bir
30
yıllık zaman dilimine yaydığı bu kült serinin
1977
tarihli ilk gösterisini açan, uzayın derinliklerine doğru yavaş yavaş akışıyla hafızalarımıza kazınmış o meşhur
“mavi yazılar”
ını ilk okuduğumda kafamın nasıl karıştığını daha dün gibi hatırlıyorum. Yazı bloğunun en başında yer alan
“Bölüm 4: Yeni Bir Umut”
(Episode IV: A New Hope)
başlığını görünce, pek çok akranım gibi ben de
“Bu ne demek şimdi yahu?”
diye düşünmüştüm,
“Eğer ki izleyeceğimiz bölüm, bu hikâyenin dördüncü bölümü ise, o zaman ilk üç bölümü nerede? Bunlar sinemalarda gösterildi de biz mi kaçırdık? Yoksa, o bölümler Türkiye'ye hiç gelmedi mi?”
Beyazperde tarihinin hem en yetenekli hikâye anlatıcılarından biri olup, hem de aynı zamanda en hin oğlu hin tüccarları arasında yer alan
Lucas
, bir türlü çözemediğimiz bu paradoksla beyinlerimizi
20
yıla yakın bir süre boyunca meşgûl ettikten sonra,
1999
'da, o dönemin bütün
“Yıldız Savaşları”
hayranları yaşlanıp torun torba sahibi olduktan sonra yıllarca meraktan çatlayarak beklediğimiz cevabı nihayet verecekti. Karizmatik yönetmen, gençlik yıllarında kafasında kurguladığı
6
bölümlük uzay destanının -o günkü teknik ve ekonomik koşullarda böylesi daha mantıklı olduğu için- önce son
3
bölümünü çekmeyi uygun görmüştü. Bu yüzden de serinin bütün dünyadaki takipçileri gibi bizler de
1977
,
1980
ve
1983
yıllarında
“Bölüm 4”
,
“Bölüm 5”
ve
“Bölüm 6”
açılış yazılarıyla başlayan üç yapımla girmiştik mâlûm hikâyenin içine…
Ne zamanki
Lucas
ve kendi kurduğu yapım şirketi
Lucas Film Ltd
parasal açıdan iyice palazlanmış, yanı sıra özel efekt teknolojisinde de senaryonun öncü bölümlerindeki görsel cambazlıkların lâyıkıyla yapılmasını sağlayacak gelişmeler kaydedilmişti, bunun üzerine
1990
'ların sonlarından itibaren adamımız da
“Tamamdır, artık hikâyenin erken dönemlerini çekmenin zamanı geldi”
diyerek
1999
,
2002
ve
2005
'de
“Bölüm 1”
,
“Bölüm 2”
ve
“Bölüm 3”
damgalarını taşıyan diğer filmleri gerçekleştirmişti.
2005
'de, serinin gösterim sırasına göre son filmi olan
“Bölüm 3”
ü izlerken, özellikle de o filmin son yarım saati içinde, beyazperdenin bu çılgın dahisinin yıllar sonra çektiği bir hikâyenin iplerini o tarihten ta
28 yıl önce
sınırlı imkânlarla gerçekleştirdiği bir başka hikâyeye âdetâ mahir ellere sahip bir sinir sistemi cerrahı gibi tek tek ustaca bağlayışını gördüğümüzde, bizler de yerkürenin dört bir köşesindeki diğer milyonlarca hayran gibi sinema salonunda
“Büyüksün be Lucas!”
nidaları eşliğinde ayağa kalkarak esas duruşa geçmiştik.
Temel ilhamını Japon sinemasının
"imparator"
u
Akira Kurosawa
'nın
1958
yapımı
“Saklı Kale”
(The Hidden Fortress / Kakushi-Toride No San-Akunin)
adlı başyapıtından aldığını bildiğimiz
“Yıldız Savaşları”
seriyali, her yaştan ve eğitim düzeyinden insanı kolayca içine çeken dayanılmaz aksiyon cazibesi, çekildiği çağa göre devrimci bir düzeyi simgeleyen görsel-işitsel teknik kalitesi, galaktik tiranlar tarafından ezilen mazlum bir ulusun bağımsızlık için verdiği kahramanca savaşı anlatmak gibi gayet
“damar”
bir konuya odaklanmasının yanı sıra, şu bir gerçek ki arka planındaki üretim hikâyesi ile de sinema tarihinin en sıra dışı filmlerinden biri… Şaka değil,
Lucas
'ın, senaryosunun ilk satırlarını sinemaya henüz yeni yeni ısındığı yıllarda, ta
1974
'de yazmaya başladığı, aradan geçen zamanda kült mertebesine erişmiş bir hikâyenin
üç boyutlu
ve
dijital formata uyarlanmış
versiyonunu izlemeye hazırlanıyoruz bugün… Ki yönetmen, aynı zamanda ziyadesiyle uyanık bir yatırımcı olarak böylesi revizyonist çıkışları daha önce de yapmıştı.
“Yıldız Savaşı”
filmlerinin ilk
“Dolby Dijital”
ses kayıtlı gösterimleri, sonraki üç bölümün
2000
'lerde gösterime girmesi şerefine ilk üç bölümün yeniden gösterimi, içine vaktiyle kurguda çıkarılmış bazı parçaların serpiştirildiği
2-3 dakika uzatılmış
versiyonlar v.s. v.s.
Velhasıl, temellerinin atıldığı ilk günlerden, teknik olarak yenilenmiş bilmem kaçıncı versiyonunun gösterime girişine kadar uluslararası kamuoyunu
40
yıla yakın bir süredir büyük bir başarıyla oyalıyor bu cezbedici hikâye…
Üstelik,
"sinema yoluyla yeni bir kültür yaratma"
nın mümkün olamayacağını ileri süren, bu anlamda beyazperdenin kitleleri yeniden biçimlendirmedeki akıl almaz etki gücünün farkına bile varamamış kıt kafalı tiplere de esaslı dersler vermeyi sürdürüyor. Yalnızca şu dehşetengiz gerçeği hatırlatmakla yetineyim ki sırf
İngiltere
'de yakın zamanda
"jedi dini'ne (jediism) mensup olduğunu"
beyan edenlerin sayısı
2 milyon kişiyi aşmış
durumda; bunların önemli bir bölümü de genç kuşaktan insanlar... Ayrıca, en ciddi bilim adamlarına bile üzerinde uzun uzun düşünmelerine yol açacak yepyeni ilhamlar veren
"ışın kılıcı"
(lightsabre)
adlı savunma silahından başlayarak, anılan serinin bilime, sanata, popüler kültüre kattığı sayısız zenginliğe, başrollerdeki karakterlere ve bunların kullandıkları uzay gemilerine ait minyatür modellerin doğurduğu yüz milyonlarca dolarlık ticarî pazara falan hiç girmiyorum bile...
“Yıldız Savaşları”
, sinemaya salt
“yüksek sanat”
dilinin sınırlarını zorlayan marijnal filmlerin perspektifinden bakan ve bu tür minimalist gösteriler dışındaki hiçbir popüler anlatıya değer atfetmeyen ultra-entel kesimler için hiç kuşkusuz ki kayda değer bir sinema olayı değil. Fakat, sinemayı fazlaca ıcığını cıcığını çıkarmadan, çocuksu bir tutkuyla seven, onun kimi görkemli örneklerinde kendi çocukluğunun yansımalarını, hatıralarını, düşlerini bulan genişçe bir izleyici kitlesi içinse hayatta yaşanabilecek en müthiş görsel tecrübelerden biri… Ki
70
'lerde çocuk,
80
'lerde ise genç olmuş biri sıfatıyla, ben de bütünüyle bu grubun içindeyim.
Sonuç olarak, çağın beklentilerine uygun şekilde yenilenmiş versiyonlardan oluşan bu tekrar gösterim zinciri, gerek usta masalcı
Lucas
'ın düşler evreninin bu görkemli yansımasını bir kez de
üç boyutlu
ve
dijital ortamda iyice parlatılmış kopyalar
üzerinden izlemek isteyen kıdemli hayranlar, gerekse onu ilk kez keşfedecek zamâne gençleri için çok iyi bir fırsat… Gerçi, kronolojik sıralama gereği an itibarıyla gösterime giren
“Bölüm 1”
kendi adıma, seri içindeki favorilerim arasında yer almıyor. Benim öteden beri en fazla sevdiğim bölüm, yönetmen olarak
Lucas
'ın değil de müteveffa
Irvin Kershner
'in imzasını taşıyan
1980
tarihli
“İmparator Geri Dönüyor”
(The Empire Strikes Back)
, yani literal adıyla
“Bölüm 5”
… Ardından da
2005
tarihli
“Sith'in İntikamı”
ını
(“Bölüm 3”)
zikredebilirim. Fakat,
“Yıldız Savaşları”
evrenine tam anlamıyla hâkim olabilmek için, bölümler arasında hiçbir ayrım yapmaksızın hepsini pür dikkat ve kronolojik sırası içinde izlemek en doğrusu…

* * *

Bu konuya ilişkin daha önceki bazı yazılarımız ve haberlerimiz:






* * *

YENİ ŞAFAK SİNEMA SAYFASI / YILDIZ PUANLAMA TABLOSU

* * * *
(4 Yıldız)
Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız)
Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
* * *
(3 Yıldız)
Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız)
Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız)
Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız)
Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız)
Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!