Değerli Yalnızlık, Değersiz Entelektüel

Abdurrahim Boynukalın
Abdurrahim BoynukalınYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 28/08/2013, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Değerli Yalnızlık, Değersiz Entelektüel

Başbakan Erdoğan"ı ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu"nu "mezhepçi, İhvan saplantılı, otoriter ve hayalci" bulan yazarların makalelerini Mart 2011"den başlayarak tekrar tekrar okudum.

Ve uzunca araştırmalar sonucunda şunu fark ettim; hükümet sadece kendi tabanının değil aynı zamanda müzmin muhaliflerinin bile isteklerini ve sakıncalarını harfiyen yerine getirmiş!

Evet. Oldukça paradoksal gözükse de durum tam anlamıyla bu. İsteyen arşivleri açıp bakabilir.

Özetleyelim.

Kerameti kendinden menkul entelektüllerimiz,

Mübarek"in devrilmesinden hemen sonra ABD Dışişleri Bakanı Clinton, Savunma Bakanı Gates ve Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Donilon gibi isimlerin "Mübarek"siz bir Mübarek rejimi" istediklerini belirtiyorlar ve bu durumu şiddetle eleştiriyorlar.

Tarık Ramazan"ın makalelerinden alıntılar yaparak Müslüman Kardeşler"den korkmanın anlamsızlığını dile getiriyorlar ve "tarihin tekerleğinin" Türkiye Modeli"ne doğru yol aldığını söylüyorlar.

Suriye"de ise olağanüstü hâlin kaldırılmaması, siyasî tutukluların serbest bırakılmaması, yeni anayasanın ve reformların yapılmaması hâlinde Baas rejimine kefil olma hâlinden derhal uzaklaşılması gerektiğini defaatle dile getiriyorlar.

Bu arada Esed öldürmeye devam ediyor.

Ne yazdığını unuttuğu her halinden belli olan Ortadoğu uzmanlarımız, artık bu kadar katliamdan sonra Dışişleri Bakanı Davutoğlu"nun "sıfır sorun" politikasının geçerliliğini yitirdiğini, bu noktadan sonra "romantizm"den vazgeçilerek reel politik dairesinde kararlar alınması gerekliliğine vurgu yapıyorlar.

Hatta işi bir üst noktaya taşıyorlar ve Suriye"de güvenli bir tampon bölge oluşması için Türkiye"nin adım atmasının elzem olduğunu dile getiriyorlar.

Başbakan Erdoğan"ın söylemlerini icraata dökmesi gerektiğini yani gerektiğinde Suriye"ye müdahale etmesi gerektiğini aksi takdirde bu zamana kadar elde edilen kazanımların ve popülaritenin kaybedilebileceğini ima eden yazılar kaleme alıyorlar.

Türkiye"nin Esed ile olan yakın ilişkisini kesmesini memnuniyetle karşılıyorlar, hatta hükümetin iyi niyetle sekiz ay boyunca yürüttüğü diplomasiyi artık "gereksiz bir çaba ve laf kalabalığı" olarak adlandırıyorlar.

Dışişlerinin aldığı inisiyatifle bölgedeki değişimden yana tavrını koyduğunu, İran"ın ise statükocu siyasetiyle tarihin aktığı yönün tersine kürek çektiğini dile getiriyorlar.

Bu arada İstanbul"da toplanan muhalifler ile birlikte artık Türkiye"nin Esed sonrası ortaya çıkacak yapıyı şekillendirmeye başladığını ve Suriye Müslüman Kardeşleri ile yakınlaşmanın doğru bir tercih olduğunu söylüyorlar.

Bu arada Bağdat"taki Maliki yönetiminin mezhepçilik yaparak ülkedeki bütün demokratik unsurları dışladığını analiz ediyor ve Tarık El Haşimi hakkında verilen hapis cezasını şiddetle eleştiriyorlar.

Buraya kadar her şey tamam. Yanlış okumadınız. Bu satırlardaki düşünceleri SETA"da görev yapan araştırmacılar değil, Cengiz Çandar gibi isimler dile getiriyordu.

Mart 2011"den Mart 2013"e kadar muhalif yazarların makaleleri genel anlamda bu kadar olumlu ve mutedildi.

Sonrasında bir şeyler değişiyor. Araya çözüm süreci giriyor, bir anda kılıçlar çekiliyor ve son olarak Gezi Parkı olayları ile herkes fabrika ayarlarına dönüyor.

Bir anda.. Sanki o yazılar hiç yazılmamış gibi.

Türkiye"nin sıfır sorun politikası ile değil, bu politikadan çark etmesiyle oyun kurucu ülke olacağına dair öngörülerde bulunanlar; dümeni tam tersine kırıyor ve yalnızlığın acısından dem vuruyorlar.

Müslüman Kardeşler övgüleri, bir anda "İhvan ile eşitlenmek" retoriği üzerinden istihfaf edilmeye dönüşüyor.

Demokratikleşmek ve halkların yanında olmak için bütün kazanımlarından vazgeçen iktidar, bir anda diktatörleşme ile suçlanmaya başlıyor.

Tampon bölge için adım atması istendiğinde "eğer tampon bölge olursa Sünniler oraları doldurur ve Nusayriler ayrışmış olur. Esed"in istediği mezhep çatışmalarının önü açılır" cevabını veren ve bu tavrını baştan itibaren net bir şekilde ortaya koyan Ahmet Davutoğlu Hoca mezhepçi olmakla itham ediliyor.

Bu değişim neden?

Her şey istediğiniz gibi gelişti. Sıfır sorun politikasının işlevini yitirdiği karar vericiler tarafından anlaşıldı, tam da söylediğiniz gibi değişim dalgasının yanında tavır alınarak eski kurulan ilişkiler ve elde edilen kazanımlar bir çırpıda feda edildi.

Öldüren Esed"in, mezhepçi Maliki"nin, İhvan iktidarını indiren ve destekçilerini öldüren darbecilerin karşısında olundu.

PYD"nin "rejimle de muhaliflerle de görüşsünler. Hangisinden daha fazla hak alırsalar onunla iş yapsınlar" minvalli (bknz: İmralı görüşmelerinde Öcalan"ın Sırrı Süreyya"ya PYD konusunda verdiği cevap) pragmatizmin dibini bulan üçüncü yol adlı garip siyasetine rağmen çözüm süreci baltalanmasın diye Salih Müslim ile diyalog sıkı bir şekilde devam ettirildi.

Daha ne istiyorsunuz?

Başlığı dışında her şeyi yanlış olan yazıları gazetelerinize gönderirken "eh ne de olsa bu akademik bir makale değil, köşe yazısı" kıvamındaki rahatlığınızla diplomasi mi yürütülsün istiyorsunuz?

Kürt alerjisi dediniz Salih Müslim geldi. Mezhepçilik dediniz Mısır için bütün mezheptaşlarla ters düşüldü.

Gelinen nokta belli.

Türkiye Irak"ta, Suriye"de, Mısır"da ilkelerinden bir adım taviz vermedi.

Yalnızlaştı.

Siz de korktunuz. Bu bedeli taşıyamadınız.

Daha düne kadar "uçağın düşürüldü, artık şuraya girsene!" diye şiddet çemberinin içine iteklediğiniz ülkenin siyasileri buna kanmadı.

Şimdi dış müdahale kapıda.

Anti-emperyalizm çığlıkları atarken bir türlü emperyalist göremediğiniz Rusya, vatandaşlarını Lazkiye"den çıkarttı.

Düşmanımın düşmanı olan ancak asla dostum olmayan ABD füzeleri gönderdi, gönderecek.

Beğendiniz mi yaptığınızı?

İran"ın "aman Suriye Türkiye"nin hinterlandında olmasın" adlı ölümüne çabasının sonucu çıka çıka bu çıktı.

İstediğiniz kadar yabancı basına dış politikayı şikâyet ededurun, bu ülkenin yöneticileri cari sorunlarla ilgili yapabileceklerinin en iyisini ortaya koydular.

O kadar iyi çalıştılar ki, kendi yazdıklarınızın tam tersini yazmak zorunda kaldınız.

Bu kadar korkmayın.

Eskiden yalnızdık. Ve değersizdik.

Şimdi yine yalnızız. Ancak hiç olmadığı kadar değerliyiz.

Kıymetini bilin.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026