Yazarlar Doların gücü nerden geliyor? (1)

Doların gücü nerden geliyor? (1)

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

1900'lü yılların başlarında; Avrupa'dan Asya'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya, Arap yarımadasına kadar kan gövdeyi götürüyordu.
Kimi ülkeler petrolün peşinde, kimi toprağın, kimi değerli madenlerin, kimi süper güç olmanın, kimi de çıkar savaşları arasında ayakta kalmanın!
O yıllar emperyalizmin zirve yapıp bize kapitalist bir düzen hediye edeceği yıllar…
Ve daha adını yeni yeni duyduğumuz bir ülke peyda oluyor bu yıllarda…
Geçimini silah satarak idame ettiren, Colomb'un “acaba keşfetmeseydi daha mı iyi olurdu” dediğimiz 'İngiliz' asıllı ülkesi ya da bir İngiliz kolonisi (Avrupadan suçluların gönderildiği) ABD.
Woodrow Wilson'ın ABD kongresinde tüm dünyaya ithafen yaptığı 'Özgürlük' konuşmasına dek ismi pek duyulmayan/bilinmeyen ülke ABD.
Şöyle diyordu Wilson:
“…Biz bu dünyanın gelecekteki tek hakim devleti olacağız, bu savaşı biz bitirip yeni dünyayı biz dizayn edeceğiz, zaten savaşa giriş amacımız da bundan ibaret.”
Savaş sonrasında Wilson'un o ünlü “14 Madde” sinde ifade edilen yeni dünya düzeninin kurulmasında, liderlik koltuğuna ABD'yi çoktan oturtmuştu bile.
**
ABD savaş ortamında ülkelerin bütçesi içinde en büyük paya sahip olan savunma harcamalarını ve finansmanında dış borçları kullanarak bu amaç doğrultusunda ilk hamlesini başlatmıştı.
Önce silah , sonra silah satışından elde ettiği parayı satacak ve kazanacaktı.
Öyle de yaptı.
Dünya üzerinde yeni kurulacak olan bir imparatorluğun temelleri atıldı ve dolar piyasaya sürüldü.
**
Egemen güç olma ve dünyayı dizayn etmek için gerekli planların temelleri atıldıktan sonra dünya iki büyük savaş yaşadı…
Savaş silah demektir. Silah satışı bitmiş, paralar cebe indirilmişti .
Şimdi sıra bu paralardan para kazanmaya gelmişti .
Savaşla kazanılacak olan kazanılmış, tank/tüfeğin gündemden çıkarılması, demode olması gerekiyordu ve plan tuttu.
Bundan sonra ABD gıcır gıcır yeni yeşil silahını (dolar) kullanacaktı .
Bunun için yeni bir ekonomik sistem kurulmalı, sistemin başında tabi ki ABD olmalıydı. Zaten liderliğe hazır başka ülke de yoktu.
**
1944'te BM'nin Para ve Finans Konferansında 44 ülkeden delegelerinin katılımı ile imzalanan Bretton Woods anlaşması ile dünyanın her tarafını yeşile boyayacak (!) malum uluslararası ödeme sistemi geliştirilmiş oldu.
Sistemde tek bir ulusal paranın altına dönüştürülebilirliği (karşılığı altın olan) korunmuştu, tabi ki bu da dolardı.
Diğer ulusal paraların değeri dolar cinsinden belirlenecek, uluslararası ticaret altına dönüştürülebilen dolar ile yapılacaktı.
Nihayetinde dolar uluslararası ödeme aracı olarak bir nevi ortak para birimi haline gelmiş , dünya ekonomisinin en ücra köşesine kadar sızma imkanına kavuşmuş oldu.
**
ABD doların saltanatını dünyaya yaymak için tabi ki yalnızca uluslararası ticaret ile yetinemezdi.
Çalışmalar başka bir koldan daha ilerliyordu.
Doğrudan dolar satışı için sistemin ilk şubelerini açma hazırlıkları çoktan başlamıştı bile.
Nitekim 1946 yılına gelindiğinde IMF ve Dünya bankası adında nur topu gibi ikiz kardeşler karşımızda duruyordu.
Müşteriler ise çoktan hazırdı.
ABD'nin sattığı silahlarla yerle yeksan olan şehirlerini, sanayilerini, ekonomilerini, yine ABD'nin satacağı para ile onaracak devletler sırada bekliyorlardı bile…
1971 yılına kadar sürecek olan bu hükümranlıkta IMF ve Dünya Bankası ticarethanelerinin önünden nice devletler geldi geçti .
Bir aldılar, üç ödediler, beş ödediler…
**
1971 yılına gelindiğinde sistem çoktan arıza vermeye başlamıştı.
Geçen süre boyunca dünya ekonomisi toparlanmış, üretim, istihdam artmış, resim tersine dönmüştü.
ABD dışındaki ülkelerde dolar rezervleri artıyor, doların değeri düşüyordu.
ABD'de ise büyük dış ticaret açıkları veriliyordu.
ABD çok borçlu ülkeler arasına girmişti.
Sonunda ise ABD'nin doları altına endekslemekten vazgeçmesiyle sistem çöktü.
Böylelikle 2. Dünya savaşından sonra dünya ekonomisine hakim olan doların saltanatı 1971 yılına gelindiğinde sarsılmış oldu.
Bu, yalnızca ufak bir sarsıntıydı.
**
Aslında biraz da alışmıştı yeryüzü dolara; dünya batar, ben batmam diyordu sanki.
Nitekim de öyle oldu. ABD ekonomisi güçlendikçe dolar da gücünü muhafaza etti .
Bugün “doların kullanım oranı (ödeme aracı ve rezerv para-biriktirilen/saklanan para) ABD'nin dünya ticaretindeki payının çok üstünde” olduğu gerçeği bu argümanı doğrulamaktadır.
(Devam edecek)

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.